Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki. MEVLANA [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

TEVHÎD DAVETİ

TEVHÎD DAVETİ

BİSMİLLÂHİRRAHMANİRRAHİM.
TEVHÎD
Hamd, Allâh’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidâyete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki, Allâh’tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed aleyhisselâm O’nun kulu ve Rasûlü’dür.

1. Tevhîd, Allah Subhânehu ve Teâlâ’yı rububîyyetinde, ulûhiyyetinde, isim ve sıfatlarında birlemektir. Allah Subhânehu ve Teâlâ’yı tevhîd eden kimseye yanı insâna "muvahhîd" denir.Tevhîdin zıddı ise şirktir.

2. Cinlerin ve insânların yaratılış gayesi Allâh Subhânehu ve Teâlâ’yı tevhîd etmeleridir. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Ben cinleri ve insânları, ancak bana (tevhîd üzere) ibâdet etsinler diye yarattım.” [ez-Zâriyât: 51/56]

3. Tevhîd, zamanlara yahut mekânlara göre değişmez. Tevhîde dâir olan herhangi bir mesele de zaman yahut mekân farklılığı ile ondan ayrılmaz. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Senden önce hiçbir rasûl göndermedik ki ona: Şüphesiz, benden başka hiçbir ilâh yoktur. Öyleyse bana ibâdet edin’ diye vahyetmiş olmayalım.” [el-Enbiyâ: 21/25]

4. Rubûbiyyet tevhîdi, Allâh’u Teâlâ’yı fiillerinde birlemektir. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş’a istivâ eden, geceyi, durmadan kendisini kovalayan gündüze bürüyüp örten; güneşi, ayı ve yıldızları emrine boyun eğmiş durumda yaratan Allâh’tır. İyi bilin ki, yaratmak da emretmek de O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi Allâh ne yücedir!” [el-Arâf: 7/54]

“De ki: Kimdir sizi gökten ve yerden rızıklandıran? Kimdir kulaklarınızı ve gözlerinizi yaratan? Kimdir ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran. Kimdir bütün işleri çekip çeviren, kâinatı yöneten. ‘Allâh’ diyecekler. De ki: O hâlde, Allâh’a karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?” [Yûnus: 10/31]

“Hüküm vermek yalnızca Allâh’a âittir. O, kendisinden başka hiçbir şeye ibâdet etmemenizi emretmiştir.” [Yûsuf: 12/40]

“İşte Rabbiniz Allâh budur. O’ndan başka ilâh yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyleyse yalnız O’na ibâdet edin. Zîrâ O, her şeye vekîldir.” [el-Enâm: 6/102]

Rubûbiyyet tevhîdi, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’nın her şeyin rabbi, mâliki, yaratıcısı ve rızık vericisi olduğuna; O’nun hayat veren ve öldüren, fayda ve zarar veren olduğuna; zorda kalanların duâsına sadece O’nun icâbet ettiğine; her şeyi yönettiğine; her hayrın O’nun elinde olduğuna, her şeye gücü yettiğine, hâkimiyetin kayıtsız ve şartsız O’na âit olduğuna ve rablığın gereği olan şeylerin tamâmında hiçbir ortağının bulunmadığına inanmakla gerçekleşir. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Hamd, âlemlerin rabbi, er-Rahmân, er-Rahîm, dîn gününün (âhiret gününün) mâliki Allâh’a mahsustur.” [el-Fâtiha: 1/2-4]

5. Ulûhiyyet tevhîdi, kulların kendi fiillerinde (ibâdetlerinde) Allâh’u Teâlâ’yı birlemeleridir. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Senden önce hiçbir rasûl göndermedik ki ona: Şüphesiz, benden başka hiçbir ilâh yoktur. Öyleyse bana ibâdet edin’ diye vahyetmiş olmayalım.” [el-Enbiyâ: 21/25]

“(Allâh) Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbi’dir. Şu halde O’na ibâdet et ve O’na ibâdette kararlı ol. Hiç O’nun adaşı (dengi ve benzeri) olan birini biliyor musun?” [Meryem: 19/65]

“Allâh’a (tevhîd üzere) ibâdet edin ve ona hiçbir şeyi şirk koşmayın.” [en-Nisâ: 4/36]

Ulûhiyyet tevhîdi, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’nın tek hak ve gerçek ilâh olduğuna, O’ndan başka ibâdeti layık ilâh bulunmadığına ve O’nun dışındaki tüm ilâhların bâtıl ve sahte olduğuna kesin olarak inanmak; ibâdeti, inkiyâdı (boyun eğmeyi) ve itaati kayıtsız ve şartsız olarak sadece O’na tahsis etmek; kim olursa olsun hiçbir kimseyi hiçbir şeyde O’na ortak etmemekle gerçekleşir. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Eğer göklerde ve yerde Allâh’tan başka ilâhlar olsaydı, ikisinin de düzeni bozulup gitmişti. Arş’ın Rabbi olan Allâh, onların niteledikleri şeylerden yücedir.” [el-Enbiyâ: 21/22]

“Bu böyledir. Çünkü Allâh hakkın tâ kendisidir, onu bırakıp da taptıkları ise bâtıldır. Şüphesiz Allâh el-Alî (çok yüce) el-Kebîr’dir (pek büyüktür).” [Lokman: 31/30]

6. Allâh Subhânehu ve Teâlâ’yı rubûbiyyette birleyen fakat ulûhiyyette birlemeyen yani Allâh’ın yaratan ve rızıklandıran olduğunu kabul ettiği halde, Allâh’tan başkasına duâ etmek gibi bir ibâdet ile ona ortak koşan kimse Müslüman değildir. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Ey insânlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibâdet edin ki, Allâh’a karşı gelmekten sakınasınız.” [el-Bakara: 2/21]

7. İsim ve sıfat tevhîdi, en güzel isimlerin ve en kâmil sıfatların Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya âit olduğunu tasdik ederek O’nu bu isim ve sıfatlarında birlemektir. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “En güzel isimler Allâh’ındır. O halde O’na o güzel isimleriyle duâ edin.” [el-Araf: 7/180]

“Kötü sıfâtlar âhirete inanmayanlara âittir. Mesel-i a’lâ/en yüce sıfatlar ise Allâh’ındır.” [en-Nahl: 16/60]

8. İsim, Kur’ân ve Sünnet’te Allâh Subhânehu ve Teâlâ’nın isimlendirdiği şeydir. Sıfat ise, Kur’ân ve Sünnet’te Allâh Subhânehu ve Teâlâ’nın vasfedildiği şeydir. O’nu, Kur’ân ve Sünnet’te bildirilmeyen isim ve sıfatlarla isimlendirmek veya vasfetmek câiz değildir. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Allâh’ın isimleri hakkında yanlış yola (ilhada) sapanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezâsına çarptırılacaklardır.” [el-Araf: 7/180]

9. Allâh Subhânehu ve Teâlâ’nın isim ve sıfatlarını belirli bir sayı ile sınırlandırmak câiz değildir. İsim ve sıfatlar tevkifi olup, vahye dayalıdır. Bunda aklın hiçbir dâhili yoktur. O’nun isim ve sıfatlarından bizim bildiğimiz ancak Kur’ân ve Sünnet’te bildirildiği kadardır. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Hakkında kesin bilgi sâhibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalb, bunların hepsi ondan sorumludur.” [el-İsrâ: 17/36]

10. Allâh Subhânehu ve Teâlâ’yı, Kur’ân ve Sünnet’te geçen isim ve sıfatlarla tanımak ve nitelendirmek asıldır. Kur’ân ve Sünnet nasslarında bildirilen isim ve sıfatlara, hiçbir tahrif, hiçbir ta’til, hiçbir tekyif, hiçbir temsil tanıma olmaksızın geldikleri gibi hiç birini inkâr etmeden îmân etmek gereklidir. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “De ki: Allâh’a ve Rasûle itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allâh kâfirleri sevmez.” [Âli İmrân: 3/32]

“Kim Allâh’a ve Rasûlü’ne isyân eder ve O’nun koyduğu sınırları aşarsa, Allâh onu ebedî kalacağı Cehennem ateşine sokar. Onun için alçaltıcı bir azâb vardır.” [en-Nisâ: 4/14]

11. Allâh Subhânehu ve Teâlâ’nın zâtı diğer zâtlara benzemediği gibi sıfatları da aynı şekilde mahlûkatın sıfatlarına benzemez; benzetilemez. İsim benzerliği hakikatteki bir benzerliği gerektirmez. Allâh’ı yaratılmışlara benzetmek küfürdür. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “O’nun benzeri hiçbir şey yoktur.” [eş-Şûrâ: 42/11]
“O’nun hiçbir dengi yoktur.” [el-İhlâs: 112/4]

12. Allâh Subhânehu ve Teâlâ’nın sıfâtlarının mânâları bilinmekle birlikte keyfiyetleri ve hakîkatleri kullar için meçhuldür (bilinmezdir). Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Bilgice Allâh’ı kavrayamazlar (anlayamazlar).” [Tâhâ: 20/110]

Allah Subhânehu ve Teâlâ, inşallah, dünyada Tevhîd ehli üzere olan insânların sayısını artırsın. müslüman kullarını her yerde ve her daim, her konuda, muzaffer eylesin. Son nefesimizde de Lâ ilâhe illallah demeyi nasib etsin. Amin.

Salât ve selâm yaratılmışların en hayırlısı Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in, âlinin ve ashâbının üzerine olsun.

Yardım ve başarı, izzet ve şeref Allâh’tandır.













Etiketler:


12 Eylül 2019 Perşembe 00:02:01


BİSMİLLÂHİRRAHMANİRRAHİM.
Tevhid inancıyla ilgili güzel bir yazıydı sağ olun kardeşim
Hamd, Allâh’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz.
Allah ın eşi benzeri yoktur Mülkiyetin Tek Sahibi Allah Allah a teslimiyet ve tek yaratana kul olmak acizliğini bilmek ne güzel..Yurt dışında yaşıyorum ahlakı düzgün olanlar dua istediklerinde Allah tevhid inancıyla islamla şereflensinler diye dua ediyorum..
ALLAH kalplerimize tevhid inancıyla ilahi aşkını artırsın inşaallah..Kelimei tevhidle imandan Kurandan ayırmasın Rabbimiz..
Allah hak yoldan ayırmasın kalbinde tevhid inancı olan ALLAH A inanan müminlere selam olsun..
Allah razı olsun tüm hak yolda olan kardeşlerimizden Selam ve dua ile.


    [ Cevap yaz ]    




TEVHÎD DAVETİ başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
11.9.2019 07:12:47
Toplam 1 yorum yapıldı
93 çoğul gösterim
66 tekil gösterim

Diğer Söyleşileri

Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.