Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki. MEVLANA [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

GURBET MEKTUBU

GURBET MEKTUBU

Bu gün yine sabahın o sessiz ıssız zamanında yollara düşünce... kaç Bahar geçirdiğimi düşünerek,bu orman yolunda düşünceler içinde yine gözümde yaşlarla yürüyorum. Önceleri ; içimde Vatan hasreti ile de olsa bu yolun güzel görüntüsü ile birazcık mutlu olurdum. Yol kenarında açan leylaklar katır tırnakları ve renk renk çiçekler ...o büyük ağaçların dal ve yapraklarının arasından süzülen güneşin huzmeleri verdiği küçük küçük gölge oyunları...ve kuşların, çeşitli kuşların ötüşlerinin birbirine karıştığı bu keçi yolunda ilerlerken düşüncelerim beni alıp nerelere götürürdü her defasında. Sabah ıssız ve sessiz yine birtanem. Şimdi içimde başka bir acı ile yürüyorum.Şu günlerde benden alınıp ,ayrılıkların en acısını yaşatan küçüğümün, yokluğu henüz yeni iken bu yollarda göz yaşları ile yürüyordum.Ancak ana yola varıp,otobüsüme kavuşunca,her gün karşılaştığım aynı saatlerin yabancı dostları ile selamlaşıp yerime oturuyorum. Onlar her gün karşılaştıkları beni de arkadaşları kabul edip bir selam veriyorlar.
Bu beni mutlu ediyor...birazcık acılarımı unutturuyordu.

Bir tanem, işte her gün böyle hemen hemen aynı olan bu olaylarla gidip geliyorum iş yerine.

Önceleri de dediğim gibi hep aynı acı,ayrılık işe koşturma...şimdilerde bu on aylık bir bebeğin ayrılığı,hepsinin üzerine çıkıyor acısıyla. Ben nasıl dayanacaktım,insan her gün gözyaşları ile yaşayabilirmiydi.
Yine bir sabah o güzel manzaralı keçi yolunda yürürken içimdeki o acı ayrılıkla ,bir an içimden bir ses bana : ( kendine gel böyle yaşayamazsın.) dediğinde kendime sözler vererek yürüdüm.Sildim gözlerimdeki yaşları ...Vatanıma dönmek için güçlü olmam lazımdı...direnecektim acılara.

Bir tanem, bazen sabahları hazırlanırken bir kaset dinliyor bu arada ya bir çay ya kahve içip,küçük şeylerle meşgul olurken unutuyordum ağlamayı ,bazen de vaktimden on dakikam varsa ,yarım bekleyen resimlerimi boyuyordum.

( Devam edecek.)

O renklerin içinde kayboluyordum. Yazmak gibi resim yapmak da beni mutlu ediyordu.Bunu en iyi sen biliyorsun.

Yine Sonbaharın o güzellikleri her gün benim yolumun üzerinde.

Bazen ılık bir havada yürürken,bazen de ,fırtınalı bir havada yağmurlarda koşturuyordum.Dökülen Sonbahar yaprakları başımda,ayaklarımın altında ...onlara basmamaya çalışıyordum,bazen onlarla konuşarak geçip gidiyordum.Renklerini beğendiğim yaprakları alıyordum...bazen de çiçekleri.

İstasyondaki son otobüse geldiğimde beklemem gerekiyorsa ,buradaki küçük kafede oturup saatimi beklerken bir kahve içiyorum.Burada çalışan kızla arkadaş gibiyiz...o her gün bana sormadan kahvemi getiriyor.Onunla küçük sohbetler ediyoruz...zaman olmadığı için.

Mevsim değişikliklerinin dışında,işte her gün böyle geçiyor, birtanem.Daha kaç mevsim geçecek gurbette bilmiyorum şu an.Kalbimde hep tekrarladığım tek şey ; bu sene gideceğim diye hep teselli buluyorum.Ama yine uzuyor yıllar.

Bir tanem beni unutmayın,bana yazın...tek tesellim bunlar.

Frankfurt’tan selamlar.





Etiketler:




GURBET MEKTUBU başlıklı yazıya henüz eleştiri yazılmamış.





GURBET MEKTUBU başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
14.8.2019 18:07:43
Toplam 0 yorum yapıldı
98 çoğul gösterim
88 tekil gösterim


Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.