Kendinizi temiz ve parlak tutsanız iyi edersiniz; çünkü arkasına geçip dünyayı görmeniz gereken pencere sizsiniz. George Bernard Shaw [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

Sonsuz Aşka Ermek Mümkün Mü?

Öğlen saatleri şu an… Pencereden dışarıya bakıyorum. Hareket eden arabalar, gösteriler, pankartlarda yalanlar, kazalar, ezan sesi… İyisi de şerlisi de aynı manzara içinde. İçinde benim olmadığım, yaşamadığım, dokunmadığım yani gerçek sandığımın gölgeleri… Odanın içinde yalnızca ben varım, seyrediyorum ve her şeyi görüp, içine de mana ekleyip, kendimce eğleniyorum. Benim için hayırlısını da şerlisini de seçiyorum aklımca, deneyimlerimle. Sanki beni değiştirecek diye korktuğum bir çekingenlik var dışarıya baktığımda. Bermuda üçgeni gibi, nedense hep şerden yana ibreyi iteleyen bir sunuma bahane mutlaka bulunuyor. Bundan aldığım zevk belki de yüzde bir, onu yaşarken verdiğim diyetse yüzde doksan dokuz. Bu terazi asla şaşmıyor ki…

Hep dışarıyı seyretmekte olmuyor. Savaş haberlerini görüp ölenleri seyrederken, ben onlardan daha çok ölüyorum. Bir odanın içinde doğruları yaşayacağımın da bir garantisi yok. Adına yalnızlık denen bu illeti yok etmem mümkünde görünmüyor.

Kalbimi dinliyorum… Hep sevgi bekliyor, aşkı yaşamak istiyor. Aklım tembel tembel dışarıyı ne kadar seyretmek istese de kalbim dışarı çıkmayı ve aşkını bulmayı arzuluyor. Beynim diyor ki, “bu dünya hep ölümlüyse, sen kalıcı aşkı nerede bulup saklayacaksın ki!” Kalbim cevap veriyor bu sese, “sen bana ne karışıyorsun, sen geleceği nereden bileceksin, hem benim tercihime niye karışıyorsun, sen bencil ve ön yargılı davranma böyle… Sen ne kadar özgürsen bende o derece de özgürüm!”

Kalbim, gün geliyor bir aşkı tanıyor. Beynime giden yollar kapanıyor. Uğruna ölüme gideceğim dediğim duyguları tanıyorum. Bu aşkla geçen zaman içinde, hedeflerimi, beklentilerimi, var olma nedenimi unutuyorum. Yer çekimim oluyor adeta bu aşk. Ayaklarım onunla yere basıyormuşçasına! Fakat bir süre sonra, aşkım dediğim beni terk ediyor. Sebepleri bile saçma geliyor bana. Çünkü beynimin kanalları açılmış ve aklım zafer kazanmışçasına kalbe küfreder gibi dikleniyor. Aklım diyor ki, “sen bensiz olamazsın, eğer olsan da işte sonun bu olur. Haydi, kaybettiğin zamanı geri getir, ölen geri gelir mi? Acıların içinde kıvranırken, sen bu şekilde benim özgürlüğümü mahvetmiyor musun?” Ne kalp ne de beyin birbirine dost olamıyor bu saatten sonra. Sürekli kuma gibi kavga edip duruyorlar. Ya beyinden gelen seslere kulak tıkamak için sarhoş olacağım aklımı ve şuurumu kaybediyorum ya da onun işkencelerine katlanmak zorunda kalıyorum. İnsan olmanın bedeli çok büyük ve hata yapmayı affetmiyor yanlış tercihlerim böylece…

O kalp, pencereden bakarken, o odada ki gerçek var’ı düşünemiyor. Buna da akıl engel oluyor. Çünkü kendi varlığını ve mükemmelliğinin hissedilmesini umuyor ve köle arıyor kendine. Oysaki aklı ikna edebilen, o dört duvar arasında sonsuz aşkı bulabiliyor. Aşk, illaki cenderenin içinde değildir çünkü. Aşk, kendisini yaratanı tanıyınca sonsuzlaşıyor. Alfabesi dünya aşkı, bu alfabeyi kullanıp da Allah’ı görebildiğinde sonsuz aşka ulaşmaktır. Nefeste, tende, kalpte, aklın ışığında aklı aşarak sonsuzu tanıyabilir böylece. Eğer akıl, kalbin yaratılana teslim olduğuna tanık olursa, aşkına o da teslim olur. İşte bu noktada ikisi de ve birlikte özgürlüğü tanır. Pencere ve oda birleşir ve başka bir âlem açılır önünde.

Göz bakarken körlük frekanslarını iyileştirirse, ten akılda yok olurken, kalp maymun iştahlı ve acı çekmeyi terk ederse… Aşkın yolu açılır, istekler ve arzular Allah’ın varlığında doğar. Dünya laneti artık işkenceden vazgeçer, ateş der ki artık seni yakamam. Gıda derki seni besleyemem, su derki artık senin şifan ben değilim. Ne dil, başkasının kusuruna, varlığına kıyas olmaz, ilgilenmez, ne de pencerelerden bakan yalnız bir kalp vardır artık.

Aşk olmazsa olmaz. Aşk bir cinsel fantezi değildir. Aşk zevk alma sanatı olamaz. Öyle olsaydı mecnun olmaz, çöller böyle güzelleşir miydi? Çöl bir yokluk, içinde dünyanın olmadığı başka varlığa açılan bir aşk kapısı… O kalp akılı aşmış, aklın efendisine bağlanmış, elbette dünya deyip gözünü açan ya da onunla uyanan için bir masal gibi gelir bu anlattıklarım. Masalları merak edip aşabilen ne kadar az insan vardır böylece değil mi? O masallara inananlara zavallı gözüyle bakanlar, bilselerdi kendileri zavallıdır aslında…

Eğer kalbim aşk arıyorsan, bu dünyanın içinde yok, o yokluğun içinde var...

Saffet Kuramaz





Etiketler: sayfam ,


Bir Dünyevî  | Ekrem AKBUNAR
8 Mayıs 2019 Çarşamba 00:07:41


Ben ne camiye yararım, ne havraya.
Bir başka hamur benimki, başka maya.
Yoksul gâvur, çirkin orospu gibiyim:
Ne din umrumda, ne cennet, ne dünya! Ömer Hayyam /// biraz da böyledir sannımca..


    [ Cevap yaz ]    

Bir Dünyevî  | Ekrem AKBUNAR
8 Mayıs 2019 Çarşamba 00:03:19

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.

sonsuz aşka erilmez.. çünkü yaratılmış yaratıcıyı anlamak konusunda acizlik sınırından geri döner. bir devinimdir, sinüs dalgasına benzer, kul ile rab arasındaki ilişki.. hem bahsedilen aşk için bela der eskiler, belaya başını tutabildiğin kadar aşıksın denir..

yine de mutluluk ve huzurluluk oyunu oynanabilir rable, zaten dini kitaplarda yazmaz mı, dünya hayatı sadece bir oyundur diye üstad.

aşk ile oyun oynanır mı?
aşk kah vurur yerden yere, kah ayaklarını yerden keser kanatlandırır. bir reklam vardı redbull gibi:)

ellerin pençe gibi kafatasında gezer, gezer gezmesine amma bilemezsin, bulamazsın..
sonra devreye eskiler girer...

mucizelerden kerametlerden bahis açmak için gömülürsün eski kitaplara..

kalp yörüngeli mısralara, aşk yollu yolculukların izini sürersin..

sonuçta elinde bir boşluk, başında bir bela, yüreğinde bin bir depremle yaşa yaşayabilirsen..

aşk bezdirir hayattan..bezdirirken de huzur verir ayrıca..

şemşe dönersin, bektaşi olursun, hayyamdan selam alır, aristoya selam götürürsün..

aşk yolculuktur. hana ihtiyaç duymaz. kervanlarda aşık bulunmaz..

aşkın huyu yalnızlıktır.. anlamsızlığa anlam yüklemektir.

aşkın engeli nefesin kendisidir.. kimi de nefs derler ya, bilen bulan olmamıştır..

öyle ya; kendine hakim olamayan hükmedemeyen kulun veya insanın aşk'a hükmetmek istemesi laf ı güzaftır sadece..

bizlere de aşkın dedikodusu düşmüştür sonuçta..

saygılar


    [ Cevap yaz ]    

robinson7575  | ozan özyıldız
7 Mayıs 2019 Salı 07:40:13


tebrik ederim kardesim yazilarinida okumak nasip oldu eyvallah


    [ Cevap yaz ]    




Sonsuz Aşka Ermek Mümkün Mü? başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
7.5.2019 00:19:59
Toplam 3 yorum yapıldı
152 çoğul gösterim
124 tekil gösterim