Sessizlik, çok kez toplumun değer ve hükümlerini sözlerden daha güçlü olarak belirtir. Benjamin Disraeli [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

YALNIZLIĞIN YAKIŞTIĞI ŞEHİR...

YALNIZLIĞIN YAKIŞTIĞI ŞEHİR...







Meftun bir zaman dilim
Ahrazında ömrün tek içimlik her şiir
Veryansın yüklü göğün de aldatısı adeta
İkircikli sunumlarda
Lades diyen şehrin mukozasında
Zansız ve zamsız bir ölüm.

Şimdi’ye methiyeler dizdiğim
Düne atıfta bulunan mazinin tekerinde
Şehir kadar yılgın bir zümreyim
İçimde tutuklu tüm hadisler ve hadiseler
Yonganın da cirit attığı
Mavi halede bir ölümlüyüm işte
Şiirin şühedası her yalnızlığı
Terk edilmişliğe yeğleyen bir donatı.

Kibirli mezarında sessizliğin
Ateş düştüğü yeri yaksa ne ala, azizim!
Söylemlerin şeritlerinde gezinen
Bir şehir gezginiyim
Renklerin örtüsüne büründüğüm
Belki solan zambağın atası bir gül’üm:
Derlediğim her demette ölümlü olmanın sancısı
Solmakla iştigal günün de yalancısıyım, azizim:
Şehrin g/öbeğinde
Ölü bir Tanrı olmayı hiç istedin mi?
Ve yalnızlığın tek yakıştığı ölü şehir…


Mutlu bir ölü olmayı b/arındırıyorum en derinde belki şüheda sevdaların mezarında biten ot gibi içimin kasvetinde bulutlar meşk ediyor sevici kuşların sunduğu uçuş ziyafeti ile arka sokağa olan yolculuğum başlıyor ve önsezilerimden sızan irin gibi ç/ağlayan öfkemi öldürüp huzurlu bir fani olmayı diliyorum boş yere.

Zambakların doğasında saklı asalet ile içerliyorum yanlış anlam yükleyenlere ve beyit beyit geziniyorum ezilmişliğin kitabını okumadan ve ezmeden içimdeki kaçkın şairi özümsüyorum bir hurafede asılı kaldığım kadar gerçeklerin ve mutluluğun da iki yakası bir araya gelmez iken.

Sahipsiz şehrin sahipsiz tanrısıyım.

Ayyuka çıkan hüzünde bir tapınak belki de içimin külliyesinde rotası kayıp bir geminin de kaptanı ve terk edemezken edebiyatın teninde ve tininde belki de farklılığımın titrinde alıp başımı gidiyorum yalnızlığın kara delik versiyonu beyaz bir delikte savrulmanın gücüyle izdiham yaratan duygularımı susturuyorum ne zamanki yolum yazmaya düşse.

Hazan ya da baharın arka sokağı belki de kışın kışkışlanan güneşin soluk ışıkları yakmaya başlamadan çekiyorum perdeleri.

Gözlerim de bedenim de çivilenmiş ve yasadığım kadar yaşıyorum her kayrada bir gölge; her gölgede sükûn aslında ölümle eşleşen sessizliği azımsayıp kendi sesime hayret ediyorum hangi minvalde yaşadığım mı hangi şarkıda yaslandığım mı?

Bir karede belki dar acılı bir üçgende ve şehrin kubbelerine tırmandığım; şehri bir aziz şiiri de azize s/andığım.

Kiremit rengi olmayan bir elbisenin savrulan eteklerine takılıp da düşmeden ve hala hayat da aşk da gözlerimden düşmeden.

Makamı olmayan şarkılardan yana derdim belki de ya da makam derdinde olduğum yıllara gidip çöreklendiğim makam koltuğunda bir alıntı iken şehrin rüzgârının taşıdığı her duyguyu yok sayıp mesleğimin de yüz karası iken.

İthaf etmediğim.

İtham etmediğim.

Asla iddia da etmediğim.

Belki de her inkârında dünün; sönmeyen ateşinde bülbülün çiçeklere ihanet eden dalımda açmayı filan da dilemediğim bir gül olmanın verdiği şuur dile sadece içimdeki dinginliğe bakıp yüzümde açmayan gülleri bir batında armağan ediyorum rahminden düştüğüm doğaya bir de mersiye sunuyorum Allah aşkıma sirayet eden zavallı duygularımın inhisarında bir düşünce ikliminde hala nasıl somurtabildiğimin de hesabını yaparken şehir meclisi.

Göğe emanet ettiğim ruhumla.

Aşka emanet ettiğim ufkumla.

Sanrıların muhatabı iken kaçık bir şair olmayı bile beceremediğim.

Dibi yanan tencereden dahi ben sorumlu iken ve sorunlu addedilen bir ömrün de bekası aslında sevgi ve iyi niyet eşliğinde başını iki yana sallarken hicvinde göğün; haşmetinde rahmetin, kurduğum denklemlere ihanet edip çaldığım tüm soruları yine sahibine teslim ediyorum.

Bir safiyet göstergesi iken azığa aldığım düşlerim…

Kap kaça giden hayal küfemde reel dünyanın da sanal dünya ile eşleştiğini görüp üçüncü bir dünya yaratıyorum kendime.

Şaibeli şiirlerin solan imlerinde takılı aklımın sancağı kırık bir bedevide azgın dalgaların kuramlar yüklenip kuralsız yaşamayı da meziyet bilenlere asla aldırış etmeden sektiğim taşlarda her sezdiğim kadar da ezmeden yaşamayı şiar edindim.

Ruhumun doymazlığında bir de aymazlığın da çocuk yanımın ben hala neyi yerleştirememişken tepeye.

Şimdi maruzatımı sunup şafağı atan kalemin de suskunluğuna sızıp göçüyorum yüreği konup konacağı tek dal iken bilinmezin hali hazırda tehir ettiği mutluluğa da talip iken…








Etiketler: sayfam ,


muslumbayram  | müslüm bayram
29 Nisan 2019 Pazartesi 16:09:12


Göğe emanet ettiğim ruhumla.

Aşka emanet ettiğim ufkumla.

Sanrıların muhatabı iken kaçık bir şair olmayı bile beceremediğim.

harika bir yazı ve şiirdi
bence
saygılarımla


    [ Cevap yaz ]    

Gülüm Çamlısoy  | Gülüm Çamlısoy
28 Nisan 2019 Pazar 20:00:03




Kendi halinde bir deneme, şehre çöken karanlıktan nasiplenen.

Kendi halinde bırakılmayan şehre selam olsun ve dostlara da.


    [ Cevap yaz ]    

28 Nisan 2019 Pazar 19:25:51


Sulukule mizaçlı şiirler...

Dizeler Lolita adlı döküntüme iyi bir gönderi olmuş..

Aşağılanmış hissettim bilesiniz.


    [ Cevap yaz ]    




YALNIZLIĞIN YAKIŞTIĞI ŞEHİR... başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
28.4.2019 19:11:39
Toplam 3 yorum yapıldı
384 çoğul gösterim
266 tekil gösterim