Köleliğin en kötüsü, kendi nefsine köle olmaktır. (La Fontaine) [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

DENİZİZM GELDİ, ERKEKLER EVİNE

Anlatacaklarımı dinlemeden önce birer kadeh karahindiba şarabı içmek zorundasınız. Yoksa bu anlatılanların fantastik bir kurgu olduğunu unutup bana kızabilirsiniz. Yine de unutmayın ki burası Ray Bradbury’n Green Town’daki cenneti değil. Büyük baba bizler için gereken şarabı hazırladı ve artık sahneden çekilecek.
Ben sizlerin yeni, güncellenmiş, okuyabileceğiniz, dokunabileceğiniz, dişi tanrınızım. Artık kurallar değişiyor insanoğlu. Şimdi, dişilerin zamanı. İçinizden birçok dişi temsilci yarattım. Artık peygamber yok. Onlara anne diyeceksiniz.
Mutluluk yapacak gizemli bir makine falan asla icat edemeyeceksiniz. Size gereken her şeyi ben sağlayacağım. İhtiyacınız olan tüm gereksinimlerinizi doğaya saçtım. Biliyorum ki sizler yine hepsini çar çur edeceksiniz. Ben her şeyi bilirim. Sonra da bana dualar ederek sizlere yeni bereketler göndermemi isteyeceksiniz. Kıyametin gelmesinden korktuğunuz kadar sahip olduklarınızı kaybetmekten korkmuş olsa idiniz Dünya size daha uzunca bir süre yetebilirdi. Ancak sonunuz yaklaşıyor.

Şiddeti ve korkuyu din adına meşru kılanlarınızı ilk önce cezalandıracağım. Erkek kullarıma daha önce verilmiş olan tüm ayrıcalıklı hakları geri alıyorum. Artık Denizizm geldi. Hepiniz bana tapının. Bazı kurallarımı mantık dışı bulsanız bile tapınmaya devam edin. Sizler insan aklınızın ermeyeceği şeyleri düşünemezsiniz. Ben sizin yerinize zaten her şeyi düşünüp var ettim. Siz sadece söylenenleri yapacaksınız. Size vermiş olduğum iradeyi kullanma yetkisini kısıtlıyorum. Dünya’nın haline bakılırsa içine etmiş görünüyorsunuz. Bence artık tamamdır. Siz düşünmeyi falan bırakın, sadece yapın yeter.

Yeni dinin yeni kurallarından bazıları şöyle olacak:

1. Meryem’e vahyedildiği günden beri sizlerle kadınların secde etmesine, meclislerinde bulunmalarına izin vermeyerek büyük bir başkaldırı içinde oldunuz. Eğer gelen dinlerin muhatabı sadece erkekler ise kurallara şiddetle uydurulmak istenen neden kadınlar oldu? Bu artık değişiyor. Ben tüm kuralları kadınlara gönderiyorum o zaman. Bu kuralları erkeklere uygulatmak görevini de onlara (kadınlara) verdik.

2. Bir kadının kocasından ayrılması için ‘’boş ol’’ demesi yeterli olacak. Ancak erkekler için durum pek öyle değil. Uzun uzun anlatmayacağım ama kadı/n temsilciler sizin boşanma talebiniz yerinde ise yardımcı olacaklar. Erkeklerden zinhar temsilci olmayacak.

3. Kadınlar, kocalarını dinimiz usullerine göre dövebilirler. Çünkü ben bazılarınızı bazılarınızdan üstün kıldım. Kadınlar kendi mallarından harcamaktadırlar. İyi erkekler itaatkârdır. Kadınlar erkeklerin koruyucusu ve kollayıcısıdır. Eğer itaat etmeyen erkekleriniz var ise; onları önce ikaz edin. Olmadı yatakta yalnız bırakın. Baktınız yine olmuyor onları hafifçe dövünüz.( Eğer dövme işini abartırsanız temsilci tarafından kulağınız çekilerek cezalandırılacaksınız). Ayet ile size emrettim. ‘’darebe’’, vur gitsin, göm gitsin demektir. Ben size ‘’darebe’’, terk etmektir demiş olsam bile sizler nasıl olsa binlerce hadis uyduracaksınız ve erkeklerinize şiddet uygulamak için nedenler bulacaksınız. Terk etmek insancadır. Oysa dövmek, yaratılıştan beri aslında sadece düşünen hayvan olan sizler için daha uygun bir davranış olacaktır. Bu nedenle dalın gitsin (ancak kızartmadan, iz bırakmadan, kafaya vurmadan döveceksiniz) emrediyorum! Bu emri, Nisan suresi 140-178 ayetleri arasında Mart suresinden sonra göreceksiniz.

4. Kadınlar, yani kullarım olan insanlar ( erkekler için tırnaklı hayvan denebilir), erkeklere dininizi bahane ederek sistematik olarak baskı uygulayabilirsiniz. Erkekler, evlerinin süsüdür. Sokakta gezen erkeğin azgın bir köpekten farkı yoktur. Erkekleriniz ev dışında olmaya özenirlerse onlar serkeş mahlûklardır. ‘’Erkeklerin lüzumsuz yere dışarı çıkmasının hoş görülmemesi” sedd-i zerayi kabilinden, muhtemel fitnelerden ve zararlardan erkekleri korumaya yöneliktir. Erkekler, birer embesil olduklarından kendilerini koruyamazlar. Kadınları birer canavar gibi yetiştirdiğimiz için yine erkekleri kendimizden korumak görevi de bizlerindir. Ayrıca erkekler annelerinin evlerine bile gidecek olsalar eşlerinden izin alacaklardır. Bu aile kurumunu korumaya yönelik bir uygulamadır. Aile, kadınların hâkimiyetinde yarı açık cezaevi gibi bir yerdir. Cezaevi müdürleri de kadınlar olduğundan izin kâğıdı almadan dışarı çıkmak maazallah düzeni bozar.
Unutmayınız ki erkekler dışarı çıktıklarında şeytan onu kadınlara güzel, çekici, seksi göstermeye çalışabilir. Bu nedenlerle erkeklerin dışarı çıkması mekruhtur. Bu kuralların kadınların ellerinde bulundurdukları gücü kaybetmek korkusu ile hiç ilgisi yoktur. Evinden çıkıp sosyal hayatı tanıyacak olan erkeklerin kendilerine dayatılan köle düzenine başkaldıracakları, eşit haklar isteyecekleri, ezilmeye ve hor görülmeye tepki gösterecekleri falan hiç hesap edilmemiştir. Tek derdimiz bir erkek poposunun tüm kadınların gözlerinden korunmasıdır. Bir popo ve bir pipi üzerine inşa ettiğimiz sosyal düzen asla mantıksız değildir.

5. "Bilin ki, erkek şeytan sûretinde gelir ve şeytân sûretinde gider. Sizden biriniz, bir erkek görünce kocasına gelsin. Bu içinde doğmuş olanı giderir." Buradan da anlayacağınız üzere biz dini tamamen bacak arası muhabbetlerine indirgemiş durumdayız. Kadın ve erkeğin cinsel hayatı bu dinin temel derdidir. Sosyal hayatı düzenleyip kusursuz kurallar getirerek insanlar arasında eşitliğin yaratıldığı bir sosyal yaşantı sağlamak asla bir dinin görevi değildir. Varsa yoksa cinsel açlıklar, erkek ve kadın organları, bunları neyle ve nasıl saklayacağımıza dair haşemalı kurgular ve töreler geliştirmek bizlerin asıl görevidir. Adil bir düzen içinde yürütülecek ticaret, mal paylaşımı, çocuklara, akrabalara, doğaya, hayvanlara, bitkilere olan davranış şekillerimizdeki uygunlukla ilgili konuların kısaca değinilmesi yeterlidir. Bir ülkenin yöneticisine düşen görevler, adalet dağıtan yargı kurumlarının nasıl davranması gerektiği, hastalık durumlarında geçerli olacak uygulamalar falan nedir yani? Bizim en önemli işimiz erkekleri nasıl korusanız, nasıl becerseniz, ya da hangi hallerde becerirseniz günah işlememiş olursunuz durumlarını bi önce ayrıntılı işleyelim de sonra bakarız diğerlerine.

6. Kadınlara eş sayısı dört ile sınırladık. Dört eş ile evlilik şartları yerine getirilir ise kadınlara caiz kılındı. Bunun insanlık dışı bir uygulama olduğunu düşünen erkekler var ise çağın gereklerine uygun olarak hareket ettiğimizi söyleyeceğiz. İlk başlarda kadın sayısı arap diyarında erkek sayısından fazla imiş ve DNA testi falan da olmadığından mecburen çok eşli olma hakkı erkeğe verilmiş. Yani sadece tek eş ile evlenebilirsiniz denilse idi zaten çok eşli olan topluluktan taraftar bulma şansı olmayacaktı. Erkek egemen bir toplumda erkeğin suyuna gitmek gerekiyordu. Sonuç olarak kız çocuklarının doğduğu gün diri diri gömüldüğü bir devirden bahsediyoruz. Ancak benim anlamadığım Türk toplumunda anaerkil bir düzen devam ederken nasıl olmuş da böyle kadınları aşağının aşağısı durumlara sokan kurallara evet demişler. Neyse yeni tanrınız durumu düzeltmek için geldi, üzülmeyin. Mademki o günün şartları kadınların hayvan yerine konulması için yeterli bir neden olarak gösterilmiş. Bugünün şartlarında ise ülkenizde erkek sayısı kadın sayısına oranla biraz daha fazla. Yapılan istatistiklere bakacak olursak doğan çocukların çoğunluğu erkek olarak dünyaya geliyor. Biz bunları diri diri gömmeyi elbette emretmiyoruz. Madem ki fazla fazla gönderdik . Siz de dörder dörder alabilirsiniz kullarım. Durumun mantığı böyle görünüyor çünkü. Hangi çocuğun babasının kim olduğu konusuna fazla takılmayın. Bir en fazla iki çocuk doğurup tüpleri bağlatırsınız. O çocuklara da DNA testi yaptırdınız mı zaten aile kurumunun devamı sağlanmış olur. Bunun insanlık dışı, iğrenç, midesizce bir uygulama olduğunu söyleyenleriniz büyük inkâr içindeler. Büyük günahlardan birini işliyorsunuz. Derhal tövbe ediniz.
Kadınlar (yani kullarım), eşlerinizin her birine eşit sevgi göstereceksiniz. Onlara dengeli bir sevişme takvimi ile eşit muamele edeceksiniz. Her türlü ihtiyaçlarını karşılayacaksınız. Aksi halde günah işlersiniz. Ben tanrınız olarak sizlere bunları emredince eşitliği sağlamış mı oluyorum? Kendi ihtiyaçlarını göremez hale getirdiğim erkekleri sizlere mahkûm ederek korunmaya muhtaç, zavallı çaresizlere dönüştürmüş olmuyor muyum? Tabi ki hayır! Ben tanrıyım, en doğrusunu bilir ve de söylerim. Sizler için uygun olan yaşam biçimi budur. Kadınlar, erkeklerini belli kurallar çerçevesinde diledikleri gibi sömürecekler. Emirler böyle!

7. Sizlere bana ibadet edin diye bazı hareketlerle belirlenmiş dualı saatler bildireceğim. Bunları yerine getirmeniz canlı hayatına öncelik vermenizden çok daha önemli. Çevrenizde olup bitene kayıtsız kalabilirsiniz, her gün işlenen erkek cinayetlerini görmezden gelebilirsiniz, hayvanların doğasını ellerinden alıp onlara sokak hayvanı ismi takabilirsiniz ve bu hayvanlara türlü eziyet edenlere sadece lanet okuyarak günü kurtarabilirsiniz. Her gün televizyonlarda ve internet ortamında sizlere türetilmiş bir din ile çocuk tacizini caiz kılanlara kılınızı kıpırdatmayın. Milyon tane hadis uydurup dilinizi bilmediğiniz dininizi uydurma mealler ile sizi maymuna çevirenlere değil de maymundan geldiğinizi söyleyen evrimcilere ateş püskürünüz. Sizinle aynı bakış açısına sahip olmadıkları için farklı insanlara türlü beddualar edin aman ha tanrınızın adını da ağzınızdan hiç düşürmeyin. Ancak asla ve asla bir insan onuruna yakışmayacak şekilde davranan hemcinslerinize tepki göstermeyin. İbadethaneleri aksatmadan ziyaret ediniz ancak gözlerinizin önünde insanların açlıktan ölmeleri karşısında sadece üzüldüğünüzü söyleyerek dindar birer insan olunuz. Bunlar sizler için yeterlidir.

8. Bunlara ve işime geldikçe göndereceğim yeni kurallara uygun yaşayan kadınları( kullarımı), cennetle ödüllendireceğim. Onları görülmemiş ihtişamı ile cennette ağırlarken hem dünyadaki eşlerini hem de yanında bonus olarak Nurileri onların emirlerine vereceğim. Onlarla sevişin diye değil sizlere hizmet etsinler diye göndereceğim.(nasıl yani?) Bazılarınız bazılarınıza anlamadıklarını anlatsın. Ben onları anlatsınlar diye gönderdim.

9. Tüm bu kuralları yerine getirmeyenleri cehennemde şeytan ve zebaniler bekliyor olacak. Onlar ki korksunlar! Ben bu dini kadınlara göndermiş olabilirim. Ama kurallara uymayan erkekler, en ağır şekilde yine de ceza çekecekler. Ben böyle istiyorsam böyle olur. Sorgulayacak bir şey yok.

10. Tek derdimiz olan bacak arasına sahip çıkamayan erkekleri recm ediniz. Zaten onlar da bunu isteyecekler. Recm ile bize kavuşan erkekler temiz olarak ölürler. Ancak zina eden kadın evli değil ise sadece biraz sopalayın olsun bitsin. İşte bu bizim adaletimizdir. Cezasız kimse kalmaz.
Bir kadına cariyeler günah değildir. Cariye maldır. Bir kul malını istediği gibi kullanabilir. Bu zina kurallarına girmez. Zaten dört tane de eş hakkı vardır. Bunlardan istediğini de ‘’boş ol’’ diyerek boşarsa gidip yenisini de alabilir. Çocuk yaşta bir damat mesela neden olmasın! Bu durumda kadınların zina suçu işlemesi pek mümkün görünmese de yine de azgın boğalar gibi erkeklere salya akıtacak olmanızı da sapıklığınıza vereceğim.
Tüm bunlara rağmen erkekleri, kadınlardan korumaya çalışıyor olmamız hayret verici mi geldi? Demek ki insanların cinsel obje gibi sunulması psikolojik nedenlere de dayandırılarak malum sonuçlara neden olabiliyor. Bir toplumu korumak için, insanları cinsiyetlerine ayırmaktan çok ‘’insan’’ bilincinin geliştirilmesi en elzem olanı imiş. Bu kadın kullarımın işine gelir mi? Gelmez! O halde dinimiz içinde böyle söylemlere yer olmamalı.

Hey! Nasıl olmuş böyle Dünya? Bayım, size söylüyorum. Bir de böyle tersten bakarsanız ne hissedersiniz? Biz kadınların çağlar boyunca yaşamak zorunda bırakıldığı bunca aşağılık muamele sizi yapılsa idi ne olurdu? Bazen adına töre, bazen din, bazen toplum kuralı diyerek kadınlara yaşattığınız hayat tam da böyle. Güzel mi?
‘’Ey iman edenler !’’ hitabında cinsiyet belirtildiğini ben göremiyorum beyler. Siz nereden görüyorsunuz da kendiniz için bir din uyduruyorsunuz? Tek tanrılı dinlerin tamamında temanın bu şekilde dayatılması, Yaratıcının erkinin erkekleştirilmesi sizlerin fiziksel gücünüzün etkisinden geldiğini biliyorsunuz değil mi? Ötekileştirip evlerinizde öküzünüzden sonra kıymet verdiğiniz kadınların bu dayatmayı kabul etmiyor oluşuna hayret etmeniz hayret verici açıkçası…

Biraz bunları düşünün!

Sevgilerimle…


Deniz...





Etiketler: sayfam ,


4 Mart 2019 Pazartesi 17:42:10


Bazı aydınlarımız her ne kadar uzatıp Ruh ve Sinir hastalıkları hastanesi deseler de bizde kısaca tımarhane denilen mekanda rencide etmemek adına ruh hastası dediğimiz deliler, delice işlerle iştigal eylerken içlerinden biri çıkmış yüksekçe bir yere ve seslenmiş diğer delilere:

-Ey Cemaat- deliyûn ! Beni dinleyin.

Tüm deliler pür dikkat dinlemeye başlamışlar. Bizim deli devam etmiş.

-Beni sizlere Allah gönderdi. Ben şimdi ne söylersem biliniz ki Allah'ın kelamıdır söyleyeceklerim.

Sonrasında efendim her cümlesinin başında '' beni sizlere Allah gönderdi ''Diyerekten sözde Allah'tan aldığı bir sürü emir ve yasağı diğer delilere tebliğ etmiş

Tam konuşmasını bitirmek üzereyken son kez '' beni size Allah gönderdiği '' Dediği anda o ana kadar orada olmayan bir başka deli de gelmiş ve o yüksek yere çıkıp bağırmış

-Ey Cemaat-i Deliyûn ! İnanmayın bu şerefsize. Külliyen yalan söylüyor. Ben böyle birini göndermedim.

Selam ve sevgilerimle.


    [ Cevap yaz ]    

4 Mart 2019 Pazartesi 15:07:42


Boşuna değilmiş. Oysa boşu boşuna demişti bir yerde biri? Değilmiş. Anlamın içime içime işlemesiymiş işte. Güzelmiş. Daha ne çok vardır kim bilir bunlardan. Şekerci dükkanına izinli girmek gibiymiş...


    [ Cevap yaz ]    

Atilla Çakıroğlu  | Atilla Çakıroğlu
22 Aralık 2018 Cumartesi 15:51:30


Kaç kere söyledim şu tanrıların kapısını açık tutmayın diye...
Hadi bakalım ayıkla samanyolunun yıldızlarını..


    [ Cevap yaz ]    

muslumbayram  | müslüm bayram
21 Aralık 2018 Cuma 10:23:23


Bu yazdığın HİCV İÇEREN ve de haklı olarak tabiki seni isyan ettiren saçmalıkları öz be öz Türk olan biz ALEVİ BEKTAŞİLER DENİLEN HALK olarak 1400 yıldır direne direne tüm zulümlere tüm baskılara tüm katliamlara aklına gelebilecek en ağır iğrençliklere ithamlara bu bahsettiğin saçma sapan vahabi arap emevi islam inancı dayatmalarına karşı her zaman direnen taraf olduk
ne mutlu ki bu gün bunları özgürce yazabiliyorsan işte bu yukarıda yazdığım ötekileştirilen ALEVİLERE ve de Mustafa KEMAL ATATÜRKÜMÜZE borçlusun sevgili DENİZİZMM

SAYGILARIMLA


    [ Cevap yaz ]    

Önder Karacay  | Önder Karaçay
20 Aralık 2018 Perşembe 21:18:39


Tersten atılmış bir tokattır bu yazı...Düşünsünler bakalım çıkarına uygun din ve kültür üretenler...Çok anlamlıydı


    [ Cevap yaz ]    

20 Aralık 2018 Perşembe 17:42:24


Emma Goldman, Lucy Parsons, Voltairine de Cleyre, Virgilia D’andre, Lucía Sánchez Saornil, Mujeres Libres hepsinin memesi vardı ve aynı zamanda çoğunun şiir kitapları.

Yanımızda olanların pipisini kesmesine gerek yok...)))))) hahhaa..


    [ Cevap yaz ]    

Evrenin Köşesi  | Rick  Sanchez
20 Aralık 2018 Perşembe 17:32:28


AyLaykit Den(iz) Hanım.

Yeni Azrail olmayı talep ediyorum.
Meleklerin cinsiyeti olmaz derler... Şu beni saçma sapan gezegenlere götüren fazlalığımdan kurtulmaya da hazırım; bilesiniz...

(:


    [ Cevap yaz ]    

Jirr  | JİR MİRAN
20 Aralık 2018 Perşembe 17:26:37


Şüphesiz ki dişi organizmalardan biriyim bebeğim. Kahrolsun bağzı erkekler. Yaşasın memeler ve anne eli reçeller. Amen.


    [ Cevap yaz ]    

20 Aralık 2018 Perşembe 17:19:43

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.

Sonuç olarak kız çocuklarının doğduğu gün diri diri gömüldüğü bir devirden bahsediyoruz. Ancak benim anlamadığım Türk toplumunda anaerkil bir düzen devam ederken nasıl olmuş da böyle kadınları aşağının aşağısı durumlara sokan kurallara evet demişler....

Nasıl demişler ?

Orta Asya orta doğu ve Avrupa tarihinde yazan ama Osmanlı tarihinde asla yazmayan Cucan ve Talkan katliamlarından sonra Müslüman olmayı red ettiği için esir alınan 40 bin Türk gencinin Müslüman Araplar tarafından bir dere kenarında kafaları kesilmek suretiyle infaz edilip dere suyu kan rengini alınca orada ki değirmende un öğütüp o undan ekmek yaparak Müslüman Arapların o Ekmeği zevkle yemesinden sonra olmasın evrilmeleri ya da 60 bin Türk kadını kızı esir alınıp Araplara köle pazarında satılmasından sonradır belki ya da bu katliamları ve şehirlerin yağmalandığını bilen Türklerin yağmalama olmayacak direnmezseniz denildiğinde şehirleri bir bir direnmeden Müslüman araplara teslim ettiklerinden sonra şeriatta söz olmaz diyerek yine de şehirleri yağmalayıp halkın çoğunu kılıçtan geçirip ve şehirde ki tüm yiyecekleri alıp halkı aç bırakarak sadece Müslüman olanlara yiyecek verdiklerinden ki; Müslüman olan her ailenin evine birde Arap savaşçı yerleştirerek ata dinlerinde ibadet etmelerini engellediklerinden olmasın ya da o Müslüman Arap savaşçıların evin kadınlarına çocuklarına tecavüz ettiklerinde gidip şikayette bulunduklarında Müslüman Arabın savunma olarak" Bunlar eski dinlerine ibadet ediyorlardı ben bildirmeyeyim diye bunu benden önce gelip bana tecavüz suçlamasında bulunuyor"diyerek o şikayet eden ailenin dinden döndüğü için komple kılıçtan geçirilmesinden sonra sevgiyle akın akın ana erkil bir toplumdan ataerkil bir topluma geçmiş olmasınlar...

Denizizim düşünmesi gerekenleri düşündürecek kadar güzeldi..

Tebrik ederim


    [ Cevap yaz ]    




DENİZİZM GELDİ, ERKEKLER EVİNE başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
20.12.2018 16:32:01
Toplam 9 yorum yapıldı
883 çoğul gösterim
689 tekil gösterim


Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.