İki şey insanı çileden çıkarır; söylenecek yerde ağız açmamak; susulacak yerde lakırdı etmek. SADİ [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

SEKÜLER TAKINTILAR

Günümüzde insanın ruhsal boyutlarına çok zararlı bir tür materyalist hedonizm yaygınlaşıyor.Sekülerizm,hedonizm, kendini tatmin ve tüketimin oluşturduğu kültürel bir dalgadır. İnsanlık bundan daha farklı bir şey olmalı. Batı’nın çoğunda hâkim olan maneviyattan yoksun sekülerizm, kendi kültürel yok oluşunun filizlerini de içinde taşımakta. Nefsine düşkün, hedonist, tüketime yönelik bir toplum dünyaya nasıl ahlâkî bir motif sunabilir?
Din açısından baktığımızda modern dünyanın temel probleminin de ateizm ve "dine ilgisizlik" ya da "dünyevileşme" anlamında sekülerizm olduğu gözlenmektedir. Bugün dünyada ahlâkın inançla ilgisinin olmadığı, ateist ve seküler insanların da ahlâklı olabileceği gibi yaygın bir kanaat var. Tecrübeler de bunun haklılık payının olduğunu göstermektedir. Ancak arkasında "inanmasan da olur" gibi inkârcılığı özendirici bir ima da taşıyan bu düşünceye genel insanlık meselesi olarak ahlak açısından baktığımızda iş değişiyor. Özellikle son iki yüz yıldır Batı kaynaklı bu iki felsefenin yayılmasına paralel olarak dünyada ahlâk sorunlarının da ağırlaşması, insanoğlunun hayvani doğasındaki koyu çıkarcılık ve aşırı hedonizm ile bunların ürettiği işgal, zulüm, sömürü gibi türlü haksızlıkların dünyayı kasıp kavurması söz konusu kanaatin yanıltıcı olduğunu göstermektedir.
İslâm âlimlerince geçmişte ortaya konan yorum ve içtihatlar bugünkü dinî, ahlâkî, sosyal, siyasi, ekonomik vb. ihtiyaçları dikkate alarak üretilmemiştir; bu da gayet tabiidir. Tabii olmayan şudur: Günümüz İslâm toplumlarının bilhassa ‘eğitim’ görmüş kesimleriyle doğal olarak onları izleyen kitleler, ya eski yorum ve içtihatlarla kendilerini sınırlamakta ve böylece kaçınılmaz olarak kendi çağları ile çatışmakta ya da eskiyi tümden reddederek aslî karakteri itibariyle Batı modeli olan bir zihniyet ve hayat felsefesine teslim olmaktadır. Bugün hemen bütün İslâm dünyasında ortaya çıkan toplumsal ayrışma ve çatışmaların asıl sebebi budur.Liderlerinin boş yaygaraları ve âlimlerinin dar kafalı sızlanmaları Müslümanları acınacak duruma düşürüyor.
Seküler mantık insan hayatını sadece bu dünyadan ibaret gördüğü için hayatı anlamakta zorluklar yaşıyor.Örneğin dünyada o kadar haksızlık ve hukuksuzluk varken, insanların bir yaratıcısı var ve neden bu işe el atmıyor ?diye sorabiliyor.İnsanların neden eşit yaratılmadığını anlamaya çalışıyor.Yaratıcı insanlara bilinç ve irade verirken yaptığı bilinçli ve iradesine dayalı eylemlerinden sorumlu tutuyor.Eğer ahiret hayatını yok sayarsak bunları anlamak mümkün değil.İnsanların yaptığı yanlışların hemen cezalandırılması,iyiliklerin hemen ödüllendirilmesi isteniyor.Oysa yapılanların bir kısmı bu dünyada karşılık görürken,tamamı ahiret hayatında karşılık bulacaktır.Yaratıcı kötülük yaratmasaydı bizde kötülük yapmayacaktık diyen seküler düşünce,kötülük olmasaydı iyiliğinde olmayacağının farkında mıdır bilemiyorum.Bilinç ve irade yoksunu biyolojik robotlar haline dönüşen insanlar hayatı da sorgulayamazdı böylece.
Ramazan ayında televizyonlara çıkan çoğu ilahiyatçılar hikayelerle duygulara hitap ederek cehalete şerbet sunuyorlar.Oysa günümüzde insanların akıllarının da aydınlatılması gerekir hakikatlarla.Geleceğe yönelik düşüncelerin yer almadığı,bilimden uzak avam diliyle yapılan anlatımlardan ekran müdavimleri ancak ceplerini doldurabilir,insanların gönüllerini ve aklını değil.İletişim araçlarının gelişmesi ile bilgiye ulaşımın kolaylaştığı günümüzde insanlar daha çok bilgiye daha hızlı ulaşabiliyor.Ancak diyanet camiası bu hızı geleneksel yöntemlerle yakalayamaz.Bilimsel gelişmelerin paralelinde dini değerler açıklanabilmeli.Dini söylemler seküler mantık çıkarları ile çatışırken ahlaki değerler önemsiz hale gelmemelidir.Haksızlığa ahlaksızlığa ses çıkaramayan hiçbir dini söylem vicdanlarda yer edinemez.Seküler düşünceyi dizginlemek için önce yürekten bir samimiyet,yürekten bir teslimiyet gerekir.Ne olursa olsun haktan ve hakikattan yana olmak insanların ortak arzusu değil midir?






Etiketler: sayfam ,


30 Kasım 2018 Cuma 12:41:01


Bilgi, aydınlanma ve gerçeğe ulaşma çaba ister.
Çokça okumak ve akıl yürütmeyi de gerektirir yanında...
Günümü< insanının hastalığı ise "ekmek arasıdır!" Çaba gerektirmeyen hazırcılık, hemen her gereksinime kolayca ulaşma isteğidir!
Yetmez...
"Heyecandır.." Teknolojinin sunduğu tüm hazcılığa emeksiz, karşılıksız ulaşma arzusudur...

Seküler düşünce tamamen olmasa da hedonizmi teşvik anlamında sabıkalıdır!
Meyil olarak ateizme de yatkındır!
Batı, sömürerek ulaştığı yüksek standartlara kılıf yapmakta, İslam ülkelerini de "sekülerizme karşıtlıkla, yobazlıkla, ilkellikle ve sonunda terörizmle" suçlamaktadır!
Bunda tamamen haksız olduğu düşünülmemeli..
İslamın aklı, aydınlığı ve bilimi ötelediği, "hükmetme" karşıtlığına zemin hazırladığı gerekçesiyle suçladığı ve koyu bir "adanma" propagandasına dayandığı unutulmamalıdır...

Yazı dolu ve irdelenmeye açık..
Keşke tartışabilsek bu konuları..

Tebrikler Hasan Bey.



    [ Cevap yaz ]    

30 Kasım 2018 Cuma 08:47:08


Sayın yazar;

Budrillard’ın iyilik ve kötülük konusundaki fikirleri araştırılıp öğrenilirse bu konuda insanların daha bilinçli yaklaşacaklarını düşünüyorum. Budrillard’ın iyilik ve kötülük konusunu evrimin penceresinden dahi irdelemiş ve pek çok mantıklı sonuçla karşımıza çıkmıştır.

Diğer yönden seküler yaklaşım ile laikliğin karıştırılmaması gerekir. Seküler yaklaşım denilince insanların bunun aynı zamanda laiklik gibi algılamasından kaynaklı kavram karmaşaları insanları yobaz fikirlere itiyor. Bu konu da kişilerin kavramların içeriklerini tam öğrenmeden hayatına dahil etmesi, sevmesi veya sevmemesi mantık dışıdır. Ben sizin bunu yaptığınızı söylemiyorum ama okuyucularınızı bu konu da uyarmak istedim. Sizin de bu şekilde açıklanınca yanlış anlaşılma durumunuz ortadan kalkacaktır.

Bunun dışında yazınızın içeriğini feyzi arkadaşımızın yazısına yaptığınız yorumun altına düştüğüm nota çok benziyor olması sevindirici. Benzer yönlere bakıyor olmamıza sevindim.

Sevgilerimle...


    [ Cevap yaz ]    

Önder Karacay  | Önder Karaçay
29 Kasım 2018 Perşembe 22:47:46


Dini temsil ettiğini sanan din tüccarları öteki dünyada cennet vaadi ile bu dünyayı kendileri için cennete çevirmek adına dini alet etmeye devam ettikleri müddetçe dinin içi boşalmaya devam eder.

Sömürülenler ve sömürenler çelişkisi devam ettiği için bunun düzelmesi iyi yetişmiş insan sayısı artmadığından mümkün değil gözükmektedir.

Arayış çabaları haliyle başka yollara ve inanışlara yönelmektedir.

Din tüccarın elinden kurtarılmadıgı ve sorgulayan insan yetiştirilmediği müddetçe bu sıkıntı daha da büyüyecektir.

Yüz bin cami ve yüz yirmi bin imam olması din adına işe yaramadığını ortaya fazlasıyla koyar.

Düşündüren bir yazıydı.

Saygılarımla


    [ Cevap yaz ]    

29 Kasım 2018 Perşembe 22:18:47


Günümüz yaşantısına güzel bir bakış. Zevkle okudum güzel bir yazıydı. Emeğinize sağlık.


    [ Cevap yaz ]    




SEKÜLER TAKINTILAR başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
29.11.2018 22:07:20
Toplam 4 yorum yapıldı
397 çoğul gösterim
283 tekil gösterim


Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.