Kendine güvenmeyenin en iyi taktiği, susmaktır. LA ROCHEFOUCAUL [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

PORTAKALI SOYDUM, BAŞUCUMA KOYDUM

PORTAKALI SOYDUM, BAŞUCUMA KOYDUM

İnsan denilen varlık, acaba "az olanın" mı? kıymetini daha iyi biliyor veya "çok zor elde ettiği" şeylerin mi?.
Kendimden pay biçtiğim de, cevabım "az olanın"diye çıkıyor düşüncelerimden. Yani sevginin azlığı daha bir önem kazanıyor.sevgisizliğin çokluğunda.

Dün, bahçe kapımıza geldiğimde.. portakal ağaçlarına ilişti gözlerim.
Bu zamana kadar hiç dikkat etmemiş, öylece dalıp girmiştim cümle kapısından içeri.
Bazen batan güneşi portakala benzetirdim. Oysa, şimdi tüm ihtişamıyla bahçemdeki ağaçta sallanıyordu sayısız güneş.
Şaşkın, bir o kadarda büyük bir sevinçle toplayabildiğim kadar topladım ve eve çıktım.
Yeni doğmuş bir çocuğa bakar gibi sevgiyle bakıp, kokladım...

Küçük kızıma seslendim.
- Kuzum gel bak! bahçemizin ilk portakallarını topladım.
Biraz isteksiz, biraz da tuhaf bir bakış atarak
- Bildiğimiz portakal işte anne, ne var bunda abartılacak dedi.
- Aa olur mu, biz bu evi aldığımızda bahçedeki toprağın yığma toprak olduğunu ve meyve yetişmeyeceğini söylemişlerdi.
Gördün mü? nasılda yanıldılar. Zeytin, nar ve limondan sonra birde portakallarımız oldu.
Biraz alaycı!
- Tamam anne tamam, desene bu kış C vitaminimiz bahçeden.
- Dalga geçme kuzum, bunu bulamayanlar da var. Derken.. bir an düşündüm. Sahiden hiç tadını bilmeyen varmıdır? diye.

Ve sen geldin aklıma Esma teyze.
Artvin’in küçük bir nahiyesine tayinle gittiğimizde lojmanımızla karşı karşıyaydı evleri.
Sıcacık gülümsemesi ve içten şivesiyle;
- Hoş geldiniz oğul, iki dağın arası Allah’ın belası yere demesini hiç unutmam. Böylece can ciğer olmuş,hemen kaynaşmıştık ailecek.

Bir gün soba başı muhabbetimizde bir tabak portakal getirdi ve dedi ki
- Çok şanslısınız oğul (cinsiyet ayırmadan oğul derler herkese)
- Neden Esma teyze?
- Bol bol portakal yiyorsunuz. Bizim zamanımızda yoktu, yada buralara gelmiyordu. Bilemiyorum..
Hatta Zülfikar amcan, bir gün ilçeye gittiğinde bir file portakalla eve dönmüştü. Ne sevinmiştik bir bilsen.Günlere pay ederek tükettik.
Kabuklarını da atmazdık haa..
- Neden?
- Kıyamazdıkda ondan, leçeğimizi omzumuzun arkasına verir, yakamıza çengelli iğne ile takardık.Hem mis gibi kokardı.hemde, herkes görsün portakal yediğimizi diye kasıla kasıla gezerdik. Düğüne bile gitmişliğimiz vardı valla... Siz çok şanslısınız çook.
Hayretle dinlemiş,gülümseyip geçmiştim.

Ege’ye geldiğimizde ise, bende turunçları portakal sanmış, ahh Esma teyze görmeliydi bunları demiştim.
Sonrası hüsran tabii... Çünkü portakal sandığımız turunçları soyup,yemeye kalkıştığımızda ağzımızdaki ekşiliği asla unutmam.Komşularıma anlattığımda baya bir alay ve gülme konusu olmuştum.:)
Sonradan öğrendim turunç suyunun salatalara katıldığını ve kabuğundan reçel yapıldığını.

Kızıma tekrar seslendim
- Kuzumm sana portakalla ilgili bir tekerleme söyleyeyim mi?..
- Söyle anne, söyle.. Sen bugün taktın portakallara.çabuk söyle çarşıya gidicem.
Portakalı soydum,
Başucuma koydum.
Ben bir yalan uy dur dum,
Duma duma dum...

- Ee!.. bu ne şimdi böyle anne?.
- Tekerleme kuzum. Biz çocukken, oyun oynadığımız zaman sıralamayı böyle tekerlemelerle yapardık. Sona kalan ebe olurdu...
- Anne.. biliyormusun? gittikçe anneanneme benziyorsun. Duma duma dummuş, çok komikti...

Gördün mü? Esma teyze şimdiki çocuklar ne oyun biliyor,ne de tekerleme dedim, dilimin ucuyla.
Sen olsan!..
- Boşver oğul, onlar bulmuşta bunuyorlar derdin.
Umarım! cennet mekanında, portakal ağacı gölgesinde dinleniyorsundur?...



Leçek:Kadınların başlarına örttükkleri yemeni,çember,yazma ve tülbentin yöresel ismi.






Etiketler: sayfam ,

 « Önceki 10 eleştiri   1   2   3   Sonraki 10 eleştiri » 

17 Ocak 2019 Perşembe 19:47:04


Gülümseyerek ve anılar tazeleyerek okudum yazınızı Dilek Hanım.

Van'da öğretmendim ve anlattığınız gibi çok az portakal gelirdi Van'a. Oysa ben turunçgiller diyarı bir bölgenin genci idim. Yarı yıl tatili için Hatay'a geldiğimde portakal değil de onun atası olan iki adet turunç götürdüm dönerken. Hiç görmemişlerdi ve sadece adını biliyorlardı çünkü. Henüz köylülere göstermeden bir de baktım ki, lojman arkadaşım soymuş ve ikisini de yemiş.

Kahkahalarla gülmüştüm. Turunç acı idi ve sadece kabuğu ile suyundan yararlanılırdı.

Her zaman söylediğim gibi, anılar bir ülkenin yer üstü zenginlikleridir. Her anıda mutlaka alınacak geleceğe dair bir ders vardır.

Sevgi ve saygılarımla...


    [ Cevap yaz ]    

18 Aralık 2018 Salı 04:14:01


ordaymışım gibi okudum, yazınızda nora ephron tadı var tebrikler


    [ Cevap yaz ]    

pomborya  | Gündüz Yavuz
23 Kasım 2018 Cuma 20:44:28


Merhaba:Biz geçmişmizi geleceğimizle kararak yaşarken, şimdiki gençlik sadece yaşıyor her şeyi olduğu gibi.Geçmişten bir çalkantı koparıp almama yardımcı oldun,tşk ederim..Güzeldi,hem (portikallar,)hem de Güneş..


    [ Cevap yaz ]    

23 Kasım 2018 Cuma 20:16:36


Sevgili Dilek hanım...
Güne düşen güzel yazınızı kutluyor
Kucak dolusu sevgiler gönderiyorum size..


    [ Cevap yaz ]    

yeğinadnan  | Adnan  Yeğin
23 Kasım 2018 Cuma 17:35:08


Canım sıkkın gelmiştim sayfanıza şöyle bir göz atıp çıkacaktım. Kelimeler yakamı toplayıp beni öyle bir sirkelediki; Önce sıkıntılarımı kaybetdim sonra tebessümler yeşerdi yüzümde. Ben mi iyiki gelmişim; Siz mi iyiki yazmışsınız henüz farkında değilim diyerek bir parantez açayım ( Az yada çok olmanın kendisi bile başlı başına bela.Çok eşittir çöp. Az eşittir sıkıntı. Cevap "Yeterli ile kafi " de saklı. Bu bir terbiye ve terbiye; İnkiyatdan beslenmeyen tek yanımız..Değer bilmek için yaratıldığından emin olan bizlerin; Değer vermeye başlamasıyla soldu bütün çiçekler."Sen herşeyden değerlisin benim için "Diye diye hem değerliyi hemde değerleri tüketttik.
Az çocuk ,az insan, az komşu, az pilav, az çorba, az iş, az yakınlık... Derken AZ dediklerimizin hepsi azdı lar. Diyerek te parantezi kapatayım.
Satırlar bir insanı tanımış olmanın hüznüyle akıyordu yıkandım huzur buldum kardeş.
Güzel şeylerin altına kısa şeyler yazamamak gibi bir derdim var.
Hayırlı akşamlar :)


    [ Cevap yaz ]    

Ahmet Zeytinci  | Ahmet  Zeytinci
23 Kasım 2018 Cuma 14:39:32


Bir portakal ne de güzel bir dolu anı biriktirilmesine vesile olmuş. Bizim memlekete de gitmişsiniz bu arada, Artvin'e, ne güzel insanlar çıkmıştır karşınıza kim bilir? Güzel bir yazı bir dolu yaşanmışlık... Kutluyorum yürekten...


    [ Cevap yaz ]    

23 Kasım 2018 Cuma 14:10:01


çengelli iğneye portakal kabuğu :) rahmetliyle bir soba başı muhabbetine katılmak ne güzel olurdu çok isterdim...seviyorum eski insanları ve hiç eskimeyen hikayelerini...

şimdiki jenerasyon kendilerini bile anlamıyor anlamaya da çalışmıyor zaten sevgili Dilek. o yüzden sen hiiiiiç yorma o portakal çiçeği kokan yüreğini...

güzeldi yazı yaşattı imrendirerek...


    [ Cevap yaz ]    

23 Kasım 2018 Cuma 14:08:37


1981 yılıydı.

İleride eşim olacak kız ile ilk kez tanışacaktım. Bu işe aracılık edenler beni aldılar ülkemizin portakal cenneti olan Finike'ye götürdüler. ( Kız orada yaşıyordu ben İse Manavgat'ta )

Finike'ye varır varmaz baktım her taraf portakal ağacı. Gerçi Manavgat'ta da vardı ama öyle fazla değildi. Finike'de yer gök portakaldı adeta.

Bir bahçenin kenarından geçerken yere düşmüş kocaman bir portakal gördüm. Almak için eğildiğimdeyanımdaki arkadaş '' Ne yapıyorsun sen? Bahçeye girip dalından koparsana. Burada yere düşmüş portakalı almak çok ayıp sayılır. Bahçeye gir ve yiyebileceğin kadar ye. Hiç kimse bir şey demez '' dedi.

Gerçekten de bahçeye girip yiyebildiğim kadar yedim ve bahçe sahibi sadece ''Afiyet olsun '' dedi.

Oysa aynı portakalı sizin yazınızda da belirttiğiniz gibi çocukluğumun geçtiği Erzurum'un Pasinler ilçesinde manavlarda bile nadiren görürdük.

Yani evet, az olanın değeri daha fazla biliniyor. Muğla'nın Fethiye ilçesi gibi bir yerde yaşayıp da hayatında denize hiç girmemiş pek çok insan tanıdım...Oysa millet taaa Dünyanın öteki ucundan geliyor.

Velhasılıkelam insanda pek çok hatırayı uyandıran güzel bir yazıydı yazınız. Güne gelmeyi fazlasıyla hakketmiş.

Selam ve saygılar.


    [ Cevap yaz ]    

23 Kasım 2018 Cuma 12:15:47


Dönüşse de bütün dokularımız dile
Saçağında portakal kokmaz buraların...

Kuzine sobanın odun ateşi geçip kömürler yanmaya başladığında ısındığımızı hissederdik o zaman annem sobanın üstüne 3-4 parça portakal kabuğu koyardı o kabuklar ısınınca odanın içini müthiş bir aroma kaplardı ve ne güzel koktu dediğimizde her defasında annem " Havva anamız getirmiş cennet gelirken teninde portakal kokusunu" derdi o yüzden çocukluğumun düşüncelerinde kalan cennet kadın ve portakal kokusunu bir birinden ayırmadığım hep bir im oldu düşüncemde o yüzden ben hep portakal diyarında yaşama şansı bulanları kıskanmışımdır sanırım onların cennette yaşadığını düşündüğümden
Yine de
Ara sıra tenime vuran rüzgarlarla gelir kokusu şehrime portakalın soymadan saklarım baş ucumda hep onu koklarım o bilmez yalnızca onun koktuğunu baş ucumda....

Anı...
O kadar güzeldi ki; yalın samimi ve içinde her paragrafta durarak düşündürerek okunan anılardan günceyi sorgulayan bir yazım dı
Çokca
Hakkettiği yerde olan bu yazım herkesin kendinden bir şeyler bula bileceği kadar derin sorguları olan bir anlatımdı...

Tebrik ederim Dilekciğim
Çok beğendim
Emeğine
Yüreğine sağlık
Sevgimle...


Taylan KOÇ tarafından 11/23/2018 4:34:43 PM zamanında düzenlenmiştir.


    [ Cevap yaz ]    

AhmetÇelik  | Ahmet Çelik
23 Kasım 2018 Cuma 12:08:58


Yazınızı okurken TURUNÇ bölümüne geldiğimde Orta okula gittiğim yıllar aklıma geldi.Kazara paramız olursa lahmacun yerdik tabladan, tablacı limon değil TURUNÇ kullanırdı. Çünkü bizim orada sokaklar Turunç ağaçlarıyla yeşili yakalamıştı. Ellerinize yüreğinize sağlık. Güzel yazınızı ve sizi güne taşıyan seçki kurulunu kutluyorum. Saygılar


    [ Cevap yaz ]    


 « Önceki 10 eleştiri   1   2   3   Sonraki 10 eleştiri » 




PORTAKALI SOYDUM, BAŞUCUMA KOYDUM başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.



Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 23.11.2018 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
22.11.2018 14:35:58
Toplam 30 yorum yapıldı
1401 çoğul gösterim
1080 tekil gösterim


Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.