İnsan hayatında iki feci olay vardır: Biri insanın çok istediği şeyi elde edememesi, diğeri de etmesidir. George Bernard Shaw [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

Bir anne’nin dünlüğü-3


Kalabalık ıslak bir İstanbul’da sanki ilk kez dolaşıyordum.. Anlaştığımız gibi arkadaşımla buluşup Edirnekapı münübüsüne binmek üzere durağa doğru yürüdük ve ilk gelen münübüse bindik. Bu münübüsün Edirnekapı’ya gitmediğini şöförden çok sonra öğrendik ama fark etmez dedik sonuçta buda metrobüs durağına gidiyordu. Fark etmişti bize yarım saate mâl oldu. Unutmuşum halbuki işe giderkende bu münübüsü tercih etmezdim. Hani giymediğin bir ayakkabı olurda “bu ayakkabıyı neden giymiyorum “dersin ya ayağını acıtınca anlatsın o misal.. Sonuçta metrobüse ulaşmıştık yağmur çok hızlı olmaksızın seriden üşütüyordu. Özlemiştim metrobüs yolcuğunu ve yolumuz uzundu. Ayakta balık istifi dizilmiştik oturan çoğu insan uyukluyordu. Ben kulaklığımı taktım arkadaşım birşeyler konuşuyordu ben gülüyordum danırım bi soru sormuştu kulaklığımı çıkardım.”utanmadan müzik mi dinliyorsun baksana on durak var daha” dedi.”bende bu yüzden müzik dinliyorum yoksa bu yol nasıl geçer tak sende “dedim. Dinlediğim müzikler hep ergen müzikleri çünkü kızımın telefonumun herşeyini yönetmesinden ötürü tercihlerim bile onun tercihleriydi. Olsun bu hoşuma gitmişti. Argo rep şarkıları vardı yoksa kulaklığı çıkaracak olsam bende ayakta uyuklardım kesin..
Sonunda fuar alanına gelmiştik. Öğrenci girişleri ücretsizdi. Arkadaşım öğrenci belgesini gösterdi benimde cüzdanımda yarım bırakılmış bir edebiyat örencisi kartı vardı lakin göstermedim. “Neden göstermedin?”dedi arkadaşım kartı görünce “pasif çünkü kandırmak istemedim” dedim. “Nereden anlayacaklar canım” dedi.”olsun benim içime sinmez “dedim.
Fuarın içine girince kızımı aradım istediği kitapları yazması için şayet onun okuldan gelişini beklemediğim için kıyameti koparmıştı ardımdan. Söylediği yayın evlerini aramakla geçti günüm. Bulamıyorum dedim. Harita almadınmı? Dedi. Almamıştım girişten uzaklaşmıştım epeyce.. Sonra beni görüntülü aradı onunla konuşmaktan önümde ki bir adama çarptım. Ayağıma bastı. Arkadaşım yavaş önüne bak insanlara çarpıtorsun dedi.”adamın ayağıma basması travma yarattı dedim basmayaydı iyiydi o cüsseyle ya neyse. Bir yayın evine başka bir yayın evi sormak ne kadar doğruydu bilemedim. Hiç biri bilmiyordu. Bir tanesi “haritanız yokmu?”dedi. Yüzüme vurmayın şu haritayı yok işte. “E şey yok” “o zaman çok zor bulursunuz” biraz ilerleyince tesadüfen bir yayın evini buldum. “İkinci adam” bu ikinci adam yıllar önce iletişime geçip bir kitap çıkarmanın maliyetini sorduğum yayıneviydi. Kitabı sordum” o kitap geçen sene fuarımızdaydı bu sene malesef yok. Kızıma sordum “al sana plüton ne plütonmuş ama yok “ dedim.”” Tamam anne ötekilere bak” dedi.”kızım ben ötekilere bakarımda ya onlarda yoksa başım döndü burda “ diye söylendim.”o kitapları almadan gelme “ dedi. Anne o sanki kapadım teli tam bir kitapçıya kitap isimlerine bakıyordum ki karşımda bana kıskıs gülen biri yine aynı adam “haritanız yokmu?”diyen. Şaşkın şaşkın “ben yine burayamı geldim “ dedim. Daha çok sırıtarak “evet” dedi. Sonra ordaki öğrencilerden harita istedi. “Yayın evini söyleyin” dedi. “Destek yayınevi” 10nuncu salon 102numara” teşekkür ederek devam ettin. Bulmuştum aynı yazarın son çıkan kitabıda dahil istediği kitapları almıştım. Arkadaşım beni kaybedip bulmaktan sıkılmıştı “bittimi işin?” Dedi. “Bitti” dedim biraz daha gezip çocuk kitapları bölümünden küçük oğlumada araba şekilli kitaplardan almıştım. Okumayı bilmesede bu kitap onunda hoşuna gidecekti.
Fuar çıkışı köşede ki simitci de simitle çay içtik. Soğuk içimize işlemişti çayı içince fark ettik. “ kendime hiç kitap alamadım” dedim. Arkadaşım “ bende çok var sana veririm” dedi. “Evet iyi olur” dedim. Annelik böyle bir şeydi ne kadar uzaklaşsanda gittiğin yerede onları getiriyorsun bir şekilde. Benim en küçük oğlum hiç durmamış benim yaptığım işi evde üç kişi anca yapmış. Dönüşte yağmurdan nasibimizi alıp bindik metrobüse neyse ki bu kez oturarak geçti yolcuğumuz. Cevizlibağdan aktarma sırasında şemsiyeyi önceki metrobüs de unuttuk. “ ah benim kaynananın şemsiyesiydi” dedi arkadaş. Metrobüse binince “ önde ki aracı takip edin şeklinde gereksiz bir espiri yaptım. Eve gidene kadar epeyce ıslandık. Annemin koşarak uzaklaşmasını daha üç gün beni aramaz diye yorumladım. Eve geldiğimde evimin kıymetini anladım. Yıllarca soğuk ayaz kar kış demeden nasıl çalışmışım şimdi kendimde o gücü bulamıyorum. Ve saatlerce de olsa uzak kalınca çocuklarımı özlüyorum. Kızım ben gelmeden çoktan uyumuş hayret bu saatte yatmazdı kesin kardeşlerine bakmamak için yattı. Ortancı oğlum aldığım kitabı çok beğendi sürekli sayfalarını çevirip arabaların adını söyleyip durdu. Benim miniğim en küçük olan ona ordan alacak birşey bulamadım onada bakkaldan bişeyler aldım. Doğru düzgün uyumadığı için hemen kucağımda uyuyakaldı. Hepsi uyuyordu bende hasta olacağımı anlayıp kendime babamın tarifinden zencefilli bir çay yaptım.












🍁GÜZGÜLÜ🍁





Etiketler: sayfam ,




Bir anne’nin dünlüğü-3 başlıklı yazıya henüz eleştiri yazılmamış.





Bir anne’nin dünlüğü-3 başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
16.11.2018 20:45:37
Toplam 0 yorum yapıldı
332 çoğul gösterim
202 tekil gösterim