Tilki, kümesi iyi tanıyor diye bekçi yapılr mı? Harry Truman [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

Kanserle Yaşam-III Ve Son

Kanserle Yaşam-III Ve Son

-------

Üçüncü ameliyatımın ardından on gün geçti yeni yeni ayaklandım doktor mümkün olduğunca yürümemi istiyor uzun saatler narkoza maruz kaldığım için zatürre riski varmış hiçbir şey umrumda değil ya ayna istiyorum dedim ya ayna kendimi görmek istiyorum. Doktor tembihlemiş sakın ayna vermeyin diye. Bugün sargılarım çıktı nihayet sanki özgür kalmış gibi ruhum. En sonunda hastalığın kararttığı zihnim aydınlandı da tuvaletteki aynayı hatırladım. Kendimi o aynada ilk gördüğüm anı tarif etmek ne mümkün bir kulağın arkasından diğer kulağın arkasına kadar uzanan başı sonu gözükmeyen bir dikiş sanki kafam kopmuş yerine tekrar yerleştirmişler. O anda anne tut beni fenalaşıyorum dediğimi hatırlıyorum insan kendi görüntüsünden korkar mı korkuyormuş... O günlerdeki yaşadığım fiziksel ve ruhsal acıları hatırladığımda ben o gün ölmediysem bir daha ölmem derim hep... Görüntüme dair insanların yaptığı yorumlara hiç girmiyorum girersem o sokaktan çıkamam çünkü...

Üçüncü ameliyatın ardından toparlanmam diğerlerine göre daha zor oldu. Kollarımı hareket ettirmem yüzümdeki şişlerin inmesi aylarımı aldı. Radyoaktif tedavi ve sonrasındaki süreç sanki hiç zevk almadığım bir filmi üçüncü kez seyretmenin verdiği bıkkınlık ve üstelik başrolünde ben varım... İşte o günlerde yaktım tekrar bıraktığım sigarayı nasılsa yanıyorum dedim varsın birlikte yanalım.

Üçüncü ameliyatı oldum ancak nedendir bilinmez kan değerlerim düşmedi. Üç ayda bir sürükleniyorum hastanelere arıyorlar tarıyorlar patolojik bulgu yok ama kan değerlerine göre yine kanserim. Doktorum bir ara seni tıpla açıklayamıyorum cümlesini kurdu. Tıp bile aciz kaldı karşımda diye espriler yaparak geziniyorum ortalarda...

Kaygılarla dolu geçen iki senenin sonunda arayıp da bulamadıkları dokuyu en sonunda yakaladılar. Kötü haberi verdiklerinde annemi zaptetmek mümkün olmadı. Doktor hemen ameliyat diyor annem asla diyor doktor ölür diyor annem yeter kestiğiniz kalan ömrünü kesilmeden yaşasın ölecekse de artık acı çekmesin diyor ben maç seyreder gibi onların atışmasını seyrediyorum. En sonunda acılar içinde mi ölsün çocuğun deyince doktor, annem havlu attı ve cılız bir tamam sözcüğü çıktı ağzından gözyaşları içinde...

Doktorumla ameliyatın detaylarını konuşmak üzere oturduk karşılıklı bu sefer annemin yanımda olmasını istemedim ve duyduklarımdan sonra bunun ne denli doğru bir karar olduğunu anladım. Tümör kolumu hareket ettiren sinirlerin arasına yerleşmiş. Riskleri nedir dedim... Doktorum kolunu kaybetme riskin dışında diğerlerini bende bilmiyorum çünkü meslek hayatımda ikinci hastamsın bu durumdaki. Öyle nadir bir bölgede ki pek çok doktor bu bölgeyi ancak kadavrada görür dedi bunun yanı sıra santral bölgenede bakacağız eğer orada da doku tespit edersek bundan sonra hiç konuşamazsın eğer masadan kalkabilirsen tabii ki, boynundaki kesiye çatal şeklinde bir kesi atıp arka kafatasındaki saçları kazımak zorundayım o bölgedeki lenfleri ve sağ ensedeki lenfleri de almam lazım bu ameliyatı yapabilecek birkaç doktordan biri benim seni kurtaracağım" diye cümlesini bitirdiğinde içimde kopan fırtınaları ifade edecek cümle kuramadım boğazıma bir yumruk saplandı. Ameliyat günü için yılbaşı dedi ve çok nadir durumumdan dolayı eğitimlerde kullanılmak üzere fotoğraf ve kamera çekimi için iznimi istedi. Konuşma bitip de eve dönerken aklımda sadece vasiyetim uçuşuyordu...

Yılbaşı günü geldi ve ben artık sonunu kestiremediğim o soğuk yere yine gidiyorum. Aynı filmi geriye sarıp seyreder gibi yine annemin sarı saçlı kızım sözlerinin ve gözyaşlarının arasında gidiyorum ya ölüme ya da ağır yaralı ruhumla girdiğim ameliyattan engelli olarak çıkma ihtimaline. Hiçbir şey hissetmiyorum ne beni cihazlara bağlarlarken ne de saçımı kazırlarken aklımda bir tek annem var.

Derinden çok derinden bir ses "Hadi canım parmaklarını oynat lütfen" diyor. Sonra derin bir oh sesi duyuyorum ve "Çok şükür" sesleri yükseliyor sonrası karanlık. Kolumu hareket ettirmem ve işlevini tekrar kazanabilmem için dört ay fizik tedavi gördüm günlerce egzersiz yaptım çok şükür yazı yazabilecek çayımı içebilecek duruma ancak gelebildim ve çok şükür bağırma yeteneğim olmasa da konuşma yeteneğim zarar görmeden çıkabildim o soğuk odadan. Sonrasında pek çok aksilik oldu ancak ben onları ne hatırlamak ne de o tünele girmek istemiyorum.

Bu filmin başrolünde oynamaya başlarken sarı saçlıydım ve 24 yaşındaydım artık beşinci hayatımı kahverengi saçla kucaklıyorum ve o masaya bir kez daha yatmayı düşünmüyorum ve anacığımın bir daha beni ağlayarak sarı saçlı kızım diye uğurlamasına tahammülüm yok yarınsız bir hayat yaşıyorum bugünümün tadını çıkarıyorum daha da önemlisi beni üzen her şeyi hayatımdan çıkarıyorum. Kader bana çok güzel bir hayat sunmasa da bir hayat sunmuş Yaradan ve imtihan dünyasında sınıfta kalmadan gülümseyerek yaşamaya çalışıyorum ve şunu biliyorum ki nefes almak yaşamak hele hele gökyüzüne bakmak öyle güzel ki bunu ancak benim gibi gökyüzünü görmeden günlerce yaşama savaşı verenler bilirler.

Ve yaşadıklarımın bana verdiği acılardan beni en çok uzaklaştıran yazmak oldu. Karalamadan öteye gitmedi belki yazdıklarım ama benim sığınağımdı her biri. O yüzdendir ki ne çok şey borçluyum kaleme...

Bu zorlu yolda verdiğim zor savaş benim tek ailem, yaşama sebebim, yoldaşım, çocuğum dediğim, saçının telinden ayağının altına her zerresi cennet kokulu anneme armağanım olsun. Eğer bugün hala hayattaysam önce Allah sonra senin sayende ve sen iyi ki varsın ANNEM...


NOT:
Hangi tür kanser olursa olsun her ne kadar sinsi bir hastalık dense de vücudunuz küçük de olsa sinyaller veriyor; "Uyku düzenindeki bozukluklar, kilo kayıpları, sindirim bozuklukları, deri döküntüleri eklem ağrıları, saç dökülmesi, iyileşmeyen ya da geç iyileşen yaralar, halsizlik, yorgunluk " kendinizi bedeninizi iyi tanımaya çalışın ille kötü bir hastalık olması şart değil saydığım ve hatta bunun gibi sayamadığım ufak tefek gibi gözükse de bu tarz olumsuzluklar da mutlaka doktora gidin bir şey kaybetmezsiniz ...





10 KASIM ÖLÜM TARİHİN GİBİ GÖZÜKSE DE BİZ SENİ FİKİRLERİNLE, DEĞERLERİNLE VE ESERLERİNLE SONSUZA KADAR YAŞATACAĞIZ. BU NEDENLEDİR Kİ 10 KASIM MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’Ü SONSUZA KADAR GÖNLÜMÜZE ALDIĞIMIZ TARİHTİR. SENİ SAYGIYLA, MİNNETLE VE RAHMETLE ANIYORUZ.








Etiketler: sayfam ,

 « Önceki 10 eleştiri   1   2   3   Sonraki 10 eleştiri » 

destegül  | aysu  tutan
10 Şubat 2019 Pazar 03:57:30


İlk defa bu kadar uzun yaziyi sonuna kadar merakla ve cok duygulanarak okudum Rabbim tüm hastalarimiza yakinlarina sabirlar versin saglik sifa versin annemde kanser hastaligina yenik düstü o yuzden ben cok hassasim bu konuda yaziniz icin tesekkur ediyorum selamlar hürmetler 🙋‍♀️


    [ Cevap yaz ]    

7 Şubat 2019 Perşembe 04:32:53


Kazanılması zor savaşları cesur insanlar kazanır ancak sizde o cesur insanlarda birisiniz sizi yürekten tebrik ederim


    [ Cevap yaz ]    

Yüreğin sesi  | Döndü  Demir
7 Şubat 2019 Perşembe 02:27:00


Iki yazınızı okudum yorgun olmama rağmen bu yazı beni çiviledi olduğum yere.Sayfalar dolusu yazmak isterdim ancak "Sizi çok iyi znliyorum" demekle yetineceğim.Filmi başa satmak istemiyorum.Rabb'im yeter ki hepimizden razı olsun başka kapım yok.Gecenin sahibine emanet olunuz.


    [ Cevap yaz ]    

25 Ocak 2019 Cuma 12:51:20


Canim benim bizim ailede de vardi
Boyle ağır bir hastalıkla uğraşan ve cidden zor bir durum bu savaşta galip gelen var ve savasi kaybeden de var ...
Benim de enistem bu savasi kaybedenlerden oldu..
Yazini daha once okumak istemistim.diger ilk iki yazin gibi ama bazen firsat olmuyo isten gucten..

Sana daAllah sifa versin Allah buyuk elbette kuzum...

Bu arada yorumlara takıldı gözüm
Duygu sömürüsü yapıyormussun yazida
Öyle diyor birisi...
Bu sinavdan gecmeyen biri ne bilsin bu hastaligi Allah islah etsin boylelerini ne diyim...

Duygu somurusuymus acaba o senin yasadigina ve kalene aldigin derin aciya duygu somurusu diyebilebilecek kadar aciz...

Boyle zavallilarin yorumlari da ne yazik zavallidir...

Sen uzulme guzelim

Sevgimle bi omur


    [ Cevap yaz ]    

ahmet şahin  | ahmet şahin
21 Kasım 2018 Çarşamba 09:35:55


Her insan kendi hikayesinin başrol oyuncusudur..Hayatı cesur olanlar kazanır..Genç yaşında ,olmaması gereken bu kadar tecrübe yaşaman,senin hayatını daha anlamlı kılacaktır..Beynindeki ve yüreğindeki gücü bırakmaman seni farklı kılııyor..Bundan sonraki hayatın sana sağlık,mutluluk getirsin..


    [ Cevap yaz ]    

sahaf  | Hâdiye Kaptan
10 Kasım 2018 Cumartesi 23:10:52


Merhabalar
Önceki yazılarınızı da görmüş ama elim gitmemişti açmak için. Bu illeti öylesine iyi tanıyorum ki, öyle çok canımı yaktı, öylesine yoksun bıraktı ki sevdiklerimden...Keşke bu şiir yazılmasaydı dediğimiz gibi, keşke bu yazıyı yazacak bu acıları çekmeseydiniz diyorum işte ben de. Ama kader denilenin önüne geçilemiyor ne yazık! Allah size uzun ömür versin. (Ablam 55 yaşında tam 33 günde gitti . Arkasından 11 ay sonra annem ) Yaşayacak günleriniz var imiş, inşallah bir daha böylesi günleri hiç görmezsiniz. Yazı mutlaka sizi yormuştur, çünkü aynılarını yaşıyor gibi oluyor insan. Aykırı seslere kulak vermeyin, inanın yorulmaya değmez. Bazıları buraya ne amaçla geliyorsa onu yapıyor. İnşallah güzel günlerinizi anlatan yazılarınızda buluşuruz. O yüce insan annenizin ellerinden öperim. Dolu dolu yaşayın birlikte günlerinizi.

Sevgiyle, Sağlıkla kalın


    [ Cevap yaz ]    

10 Kasım 2018 Cumartesi 21:15:19


Bazıları acı konuşur
Bazıları acıya konu olur
Bazılarına da acı dokunur...

Biz ki acı yaşayanın içini dışını görmüş, hissetmişiz, dualarla yad etmişiz, edeceğiz de.
Kimin ne olacağını kestiremediğimiz bir saniye sonraki hayatın büyük kahramanlarıyız...

Her daim rabbim yar ve yardımcın olsun engin yüreklim...


    [ Cevap yaz ]    

Serap IRKÖRÜCÜ  | Serap  Irkörücü
10 Kasım 2018 Cumartesi 12:12:03


Tekniği,ne sahip birileri okusa sizin bu anılarınızı çok sağlam bir senaryoyla çok güçlü bir film olur ve benzerlerini kendilerinde / yakınlarında yaşamış olanlara ve belki de kendisinini hiçbir zaman yaşamayacağını zannedenlere çok şey anlatırdı...

Bu yazılara sığdırılamayan ama aslında büyük mücadelenin ana noktası olan kim bilir ne detaylar vardır yaşadıklarınızda... asıl onlar çok vurucu olacaktır...

Umarım ve yürekten dilerim bunun gerçekleşmesini...

Adı bu olmasa da benim de yaşadığım önemli bir sağlık sorunumda annemin yaşadıkları gözümün önüne yazdıklarınızı okuyunca...

Komada kaldırıldığım, ve her en her şey olabilir denen ilk hafta ve acılı bir sürecin yaşandığı uzun hastane günler.... Annemin çaresizliğini okurdum gözlerinden ve buna sebep olduğum için çok üzülürdüm, kendimi suçlardım tabiri caizse...

Hastaneden çıkarken bana iki yıl vermişlerdi... Üzerinden 19 yıl geçti!... Moralin ve yaşam gücünün ve bir amaç edinerek ona odaklanmanın üzerinde hiçbir tedavi tanımıyorum ben...

Yazdıklarınızı okuyunca direncinize, dinginliğinize hayran olmamak mümkün değil...

Bu güçlü ve iradeli kadının çok güzel günlere en kısa sürede ve gönlünce ulaşması dileğimle... size sağlıklı ve huzurlu bir yaşam diliyorum...

Her şey gönlünüzce olsun... yaşadıklarınız son olsun... Sevgilerimle...


    [ Cevap yaz ]    

DemAN  | Zorgun  Devrim (K.YAY)
10 Kasım 2018 Cumartesi 11:53:19




Çok ama çok geçmiş olsun, hep gülümsemeli bir hayatın sizinle olmasını diliyorum... Sevgiyle, sağlıkla kal güzel yürek


    [ Cevap yaz ]    

10 Kasım 2018 Cumartesi 07:50:39


Dün okumuştum yazınızı ama ne yalan söyleyeyim öyle kötü oldum ki o an hiç bir şey yazamadım. Hani bazen insan çok şey yazmak ister ama sanki bir şey ona engel olur ya aynen öyle işte...Bu gün baktım ki güne gelmiş. Bunu tahmin etmek zor değildi aslında ve günde görünce yazıyı bu sabah bir şeyler yazmayı gerçekten çok istedim.

Yazınızın altındaki not ile insanları uyarmanız çok güzel bir davranış. İlk önce bunu söylemek isterim. Ama bizler öyle insanlarız ki hani hep derler ya ancak yumurta kapıya dayandığında diye. Yumurta kapıya dayanmadan gitmiyoruz doktora. Sağdan soldan duyulan ilaçlar alınıyor genelde hiç bir bilgi sahibi olmadan. Oysa belirli aralıklarla hepimizin kontrol için gitmesi gerek hastanelere. Belli bir yaştan sonra diye ekleyecektim ama artık hastalıkların yaşı kalmadı. Her hastalık her yaşta insanda görülebiliyor.

Daha önceki bölümde yoruma yazmıştım. Ailemden en yakınlarımdan bir kaç kişiyi bu hastalıktan kaybettim diye. Sizin de dediğiniz gibi aslında her şey sınav. Bazıları daha ağır oluyor bazıları ise çok daha ağır Yüce Allah'ın takdiri.

Fazla uzatmadan şunu söylemek istiyorum. Ben size hayran oldum. Evet sizdeki sabra, hayatın karşısındaki ve bu kadar ağır bir hastalığın karşısındaki o sağlam duruşunuza ve yaşamı avuçlarınızın içinde sımsıkı tutup hiç bırakmayışınıza hayran oldum. Yazı serinizi de hayranlıkla okudum. Annenize de lütfen sevgilerimizi ve selamlarımızı iletin.

O güzel gözleriniz hayata hep umutla baksın. Hep gülümsesin dilerim ki. Tekrar çok geçmiş olsun dilerim tekrar yaşamak zorunda kalmazsınız bu acıları.

Yazınız için de tebrik ederim. Bence günü hak eden bir yazıydı çok kişi okumalı bu yazıyı ki mücadeleci ve güzel ruhunuz herkese örnek olsun.

Sevgilerimle


    [ Cevap yaz ]    


 « Önceki 10 eleştiri   1   2   3   Sonraki 10 eleştiri » 




Kanserle Yaşam-III Ve Son başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.



Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 10.11.2018 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
9.11.2018 00:20:58
Toplam 25 yorum yapıldı
1429 çoğul gösterim
640 tekil gösterim