Kendine güvenmeyenin en iyi taktiği, susmaktır. LA ROCHEFOUCAUL [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

ÖYKÜLERLERLE DEYİMLER

ÖYKÜLERLERLE DEYİMLER

ALTI KAVAL ÜSTÜ ŞEŞHANE

Kaynak az insanların istekleri de sınırsız olunca, kavgalar savaşlar başlar. Pastadan daha çok pay almak için taş, sopa, ok derken sıra ateşli silahlara gelir. Köroğlulun dediği gibi –tüfenk icat olur. Mertlik de bozulur- .

Ateşli silahlar ilk icat edildiğinde namlulara kaval denilirdi. Yivsizdi. Namlu üstten doldurulur, harbi denilen doğru bir demir çubukla da sıkıştırılırdı.(Doğru insanlara –harbi adam- denmesi de buradan gelmektedir.) Daha sonra merminin kendi ekseni etrafında dönmesini ve dolaysıyla da daha uzağa gitmesini sağlayan yivler bulundu. Bu yivler altı adet olup, spiral şeklinde namlunun içini dolanırdı. Buna Şeş hane denilirdi (Şeş hane: altı dilim).

“Bu tüfek bana dedemden kaldı. Namlusu kaval da olsa onu değiştirmem. Ben ona şeş hane namlu eklerim olur biter” der bir avcı.
“Olmaz “der. Duyanlar. “ Olmaz…” Yakışık almaz. Altı kaval üstü şeş hane bir birine uymaz.

Dinlemez avcı. Dediğini yapar. Yapar yapmasına da altı kaval üstü şeş hane şekilsiz uyumsuz bir şey olmuştur.

Zamanla bu deyim “Altı kaval üstü şişhane “ ye dönüşse de İstanbul’daki Şişhane ile bir ilgisi yoktur.


ÇIKAR BAKLAYI AĞZINDAN:

İnsanlar fıtratları gereği toplu yaşamak zorundadırlar. Toplum kurallarını belirleyen birçok idare şekilleri olsa da, sistem ve idareciler adil değilse kaynakların paylaşımında haksızlıkların, kayırmaların olması kaçınılmazdır. Haksızlıkları yaşayan, uygunsuzlukları gören ancak elinden de bir şey gelmeyen insanlar sinirlenir. Öfkesini yenemez. Her ne kadar küfür acizlikse de küfreder.


Bir sebze türü olan baklanın çekirdeği serttir. Ağızda erimez.
Her hangi bir memleketin, herhangi bir şehrinde adamın biri; düzene haksızlıklara, saçmalıklara tepkisini hep küfürle göstermektedir. Ancak toplum onu dışlamış, yalnızlığı dayanılmaz bir hal almıştır. Çareyi bir hocaya başvurmakta bulur:

“Aman hocam, yaman hocam. Gördüğüm haksızlıklar, kayırmalar, saçmalıklar karşısında küfür etmekten kendimi alamıyorum. Yediğim dayakların yanında, kimse benimle konuşmak istemiyor. Derdime bir çare”

“Tamam” der Hoca.
“Tamam, ben senin derdine çare bulacağım. Ancak her dediğimi yapacaksın. Yanımdan da ayrılmayacaksın.”
Hoca ona bir kuru bakla verir.
“Bunu ağzına alacaksın. Ben çıkar demeden de çıkarmayacaksın. Ne zaman küfür etme isteğin olursa bakla ağzında olduğu için konuşamaz haliyle de küfür edemezsin.”

Kabul eder. Ağzında bakla hep hocasının yanındadır küfürbaz.

Hocaya bilmediklerini öğrenmek için insanlar gelirler. Sorular sorarlar. Bazen öyle saçma sorularla karşılaşırlar ki, küfürbaz ağzını gösterir. Çıkarayım mı baklayı diye. Hoca izin vermez. İşaret parmağını dudaklarına götürür başını sağa sola sallar.

“Daha zamanı var. Bakla ağızdan çıkmayacak.”

Günlerden bir gün yine biri gelir hocaya:

“Hocam binlerce pire tutulsa, derileri yüzülse, onlardan seccade yapılsa o seccadenin üzerinde namaz kılınır mı? Kılınmaz mı?”

Hocanın sabrı taşmıştır.

“ Yeter artık. Din bu değil. Müslümanlık bu değil. Ne hale getirdiniz Müslümanlığı? Çıkar oğlum ağzından baklayı”

Küfürbaz ağzından öyle bir sevinçle çıkarır ki baklayı ve öyle bir söver ki soru sorana. Soruyu soran da, Hoca da utançlarından yüzlerini elleriyle kapatmak zorunda kalırlar.

“ Ahh Hocam ahh. İşte ben bunun gibilere sövüyordum…”






Etiketler:

 « Önceki 10 eleştiri   1   2   Sonraki 10 eleştiri » 

14 Eylül 2018 Cuma 01:11:34


Bu sefer her iki deyimin de öyküsünü biliyordum ama yine de senin kaleminden okumanın zevki bir başka oldu.

Gerçi benim bildiğim bakla hikayesi az farklıydı ama bu da oldukça güzelmiş.

Sen yazmaya devam, biz okumaya devam.

Selam ve sevgilerimle değerli abim.


    [ Cevap yaz ]    

13 Eylül 2018 Perşembe 21:55:09


Merhaba değerli dost.. Yine iki güzel deyimin hikayesini keyifle okudum.
İkinci deyimdeki adamı bir nebze kendime benzettim.

Can baba da belli ki aynı düşüncedeydi.. :))
''Bana şiirlerinde küfür etme diyorlar usulsüz..
Lan bu kadar o....u çocuğunu nasıl anlatayım küfürsüz?'' CaN YÜCEL..

ee haksız da değil dimi..

Sevgilerimle kutluyorum değerli yazınızı



    [ Cevap yaz ]    

13 Eylül 2018 Perşembe 20:28:01




Bulutlu bir gün ve ardında felaketli bir yağmur eylülü. Havadan kül tadı düşüyor;terleyen bir odun kokusu mangalda, suya batmış çiçekler, yağmalanması gezintilerin, yollarda arkların ince suyu ve öümde günün en güzel öyküsü...

Tebrikler



    [ Cevap yaz ]    

13 Eylül 2018 Perşembe 19:50:24


Paylaşım için teşekkürler
Kaleminize sağlık saygilar


    [ Cevap yaz ]    

13 Eylül 2018 Perşembe 18:01:29


Sevgili dost ben bu yazıya yorum yazdığıma eminim.

Galiba silinmiş anlayamadım.

Gerçekten güne layık.. Tebrik ederim.

Selamlar..


    [ Cevap yaz ]    

gül peri  | ÜLKÜ AHISKA
13 Eylül 2018 Perşembe 17:54:51


Paylaşım için çok teşekkürler .Beğeniyle okudum.

Elleriniz dert görmesin efendim.Selam saygılar


    [ Cevap yaz ]    

Gülüm Çamlısoy  | Gülüm Çamlısoy
13 Eylül 2018 Perşembe 16:43:57


Öğrenmek...bir aşk ve paylaşmak.
Ne kadar etkilendim ve merakla bekliyor olacağım bir sonraki bölümü.
Yerine çok çok yakışan ışıltılı yazınızı tüm yüreğimle kutluyorum, çok değerli Bedri Komutanım, değerli hocam.
Ve çok teşekkür ediyorum bu güzellik adına.

Hep ama hep saygımlasınız değerli ağabeyim.

Sonsuz selamlarımla...

Varlığınız ve kaleminiz daim olsun, kıymetli hocam.


    [ Cevap yaz ]    

13 Eylül 2018 Perşembe 14:00:41

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.

Ben bu yazı dizisini çok sevdim Bedri Komutanım.
Okurken öğreniyor, öğrenirken eğleniyor ve eğlenirken düşünüyoruz sayenizde.
Çok teşekkür ederim. Sağ olun var olun.

Tebrikler, saygı ve selamlar.


    [ Cevap yaz ]    

13 Eylül 2018 Perşembe 13:34:27


Yine yine keyifliydi okumak üstelik günü de taçlandırmış bu yazınız en güzel şekilde. Tebrik ediyorum Bedri hocam. Okumaya ve okudukça da öğrenmeye devam ediyoruz. Çıkar baklayı ağzından deyiminin hikayesi bana yabancı gelmedi sanki hatırlar gibi oldum okurken.
Çok güzeldi, emeklerinize sağlık. Siz yazın ki bizler de okuyalım, hem öğrenelim hem de gülümseyelim zaman zaman. Ben bu seriyi çok sevdim bu arada bunu da söylemeden geçmek istemiyorum.

Saygılar sunarım Bedri hocam


    [ Cevap yaz ]    

Serap IRKÖRÜCÜ  | Serap  Irkörücü
13 Eylül 2018 Perşembe 11:45:45


Devamı geldiğine değmiş Bedri Bey...

İskender Pala'nın İki Dirhem Bir Çekirdek kitabında okuduğumda çok beğenmiştim bu bakla hikayesini...

Bu yöntem eğitici olmak adına da çok etkili... Günün Yazısı seçkisinden yer alan ve devamı beklenen yazınızı içtenliklle kutlarım...

Saygılarımla....


    [ Cevap yaz ]    


 « Önceki 10 eleştiri   1   2   Sonraki 10 eleştiri » 




ÖYKÜLERLERLE DEYİMLER başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.



Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 13.9.2018 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
12.9.2018 18:31:57
Toplam 19 yorum yapıldı
602 çoğul gösterim
437 tekil gösterim


Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.