Büyük olma yolundaki ilk adım, dürüst olmaktır. (S. Johnson) [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

Nazife Teyze'ye Mektup

Nazife Teyze'ye Mektup



’Süslü Saksı Evleri II.’



"Merhaba NazifeTeyze.

Nasılsın, oralar nasıl? Yaz çoktan gelmiştir tabi.

Bizim buraları soracak olursan, hep aynı. Hep kış hep kış. Bazen diyorum ki, acaba Nazife Teyze iyi mi etti de gitti sıcak memlekete. Sonra da yok diyorum, o bizden ayrı, biz ondan. Keşke gitmeseydin be Nazife Teyze, hani sana yolladığım o bisküviler var ya, seninleyken nasıl da tatlı gelirdi bana. Şimdi ne çayın tadı var, ne de o bisküvilerin... İnan ki mahallenin bile tadı yok. Dışarı çıkıyorum, iki adım atıyorum olmuyor. Canım yürümek istemiyor sensiz. Diyorum ya sensiz hava alamıyorum sanki. Millet hasta mısın diye soruyor yüzüme bakıp bakıp. Bakkala gidip bisküvi alıyorum sen varmışsın gibi, Bakkal Rıza Amca bile git yat uyu kızım hastasın sen hasta diyor suratıma bakıp. Ha sahi, onun da çok canı sıkkın yaa.. Zavallı adam, çok acıdım inan ki.


Bakkal Rıza Amcanın oğlu Rıfkı vardı ya, hani sen hastanedeyken koşup sana kan veren. Babasını terk etti geçen hafta. Kasadaki bütün paraları almış, bi bozuklar kalmış. Hayırsız yaa.
Rıza Amcaya’da bir mektup yazmış özür dilemiş. Neymiş bir Rus kadına aşık olmuş onunla gitmiş. Çocuklarımla karım sana emanet demiş. Onlara iyi bak, karıma sakın Rıfkı gitti deme demiş. Öldü de, üstünden kamyon geçti de ama sakın bir kadın peşinden gitti deme baba demiş.


Gördün mü Nazife Teyze, nasıl erkekler var? Benim böyle bir kocam olacağına hani valla üzerinden kamyon geçseydi. Ulen hem üzülüyor, hem de gidiyor eşşoğlusu. Ya babasının ne suçu var ki şimdi? Olur mu böyle şey yani, değil mi Nazife Teyze?

Amaan boşver bize ne ya milletten. Benim asıl derdim senin sağlığın...

Sen nasılsın?
Oraların sıcağı iyi gelir ona diyor Hatice Annem. Var ya, Hatice Annemin dilinden anlıyor sanki senin şu kedin inan. O böyle konuşunca, dirilip dinliyor mırıldanmaya başlıyor. Yoksaa, kimsenin sesini duyduğu bile yok garibin.


Sahi Nazife Teyze, geçen senin çıktığın o ev vardı ya hani. O evi birileri kiraya tutmuşlar da. Boya badana falan işte. Yerler de yeniden bişeyler yapılıyormuş. Tahtaların birinin arasından bir paket çıkmış. Sana en yakın benim diye bana verdiler. Valla ucundan baktım ne yalan söyleyeyim, tamamen açıp bakmadım. Siyah bir erkek saati, bir şeyler daha var galiba, dedim ya açmadım ama öyle gibi anlaşılıyor. Eski bir erkek mendiline sarmışsın. Aldım.

Bu mektubu yolladığım adrese gönderiyorum. Umarım eline geçer. Haa, beş paket de bisküvi koydum koliye. Alınca bana yaz, yaz ki içim rahatlasın. Bişey daha... Sen giderken bir saksı çiçeğini arka pencerede unutmuşsun, onu da ben aldım. Öyle güzel yavruladılar ki. Sanki açmak için yazı bekliyorlar. Az kaldı demek istiyorum da, dilimden anlamazlar.

Biliyorum bir kaç haftaya kalmaz leylekler bile gelir artık.
Buralara yaz gelmeden ve bisküvilerin bitmeden bana yaz.
Postacıyı merakla bekliyorum.

Kendine iyi bak.
Ben de kara kedine iyi bakıyorum sakın aklın kalmasın.

Hadi hoşça kal."



Davi






Etiketler:

 « Önceki 10 eleştiri   1   2   Sonraki 10 eleştiri » 

13 Eylül 2015 Pazar 13:49:34


Sağlam dostluk ve komşuluk, hastalarımızı düşünüp kan vermeyi ,Postacıyı merakla bekliyorum derken

mektuplu yıllarımızı,’Süslü Saksı Evleri II.’

Her satırına yorum yapmak isterdim, vefa örneği olan çok kıymetli bir mektuptu. Keşke uzasaymış , büyük bir keyifle okudum...Davidof dost kalben tebriğimle...
Güzel insan değerli kalem...
Sevgilerimle...


Oya gedik tarafından 9/13/2015 1:50:01 PM zamanında düzenlenmiştir.


    [ Cevap yaz ]    

Emine UYSAL (EMİNE45)  | emine uysal
12 Eylül 2015 Cumartesi 21:38:13


Sımsıcak, yeni neslin tanımadıği, pullarında bile koca bir kültür sergilenen mektupları anımsattınız sevgili yazarım.

Tebrik ederim, sevgilerimle...


    [ Cevap yaz ]    

12 Eylül 2015 Cumartesi 19:22:30


sıcacık bir özlem ....

tebrikler


    [ Cevap yaz ]    

12 Eylül 2015 Cumartesi 17:28:42


Resimdeki gibi sokakta büyüyüp yaşama atıldığım için olsa gerek, yazı çok tanıdık geldi. Az eşelesem sanki bizim mahallede ki gülsüm teyzeye yazılmış gibi. Çocukluğundan duru anılarla sıyrılanlar ne kadar şanslı.

Düşünüyorum da bizden sonraki çocukların mahallelerinden birisine yazdığı mektupu.Bu kadar az şeyle
mutlu olmayacakları kesin. Mesela market reyonlarında yer alan binbir çeşit bisküviye dönüp bakmıyorlar bile. Bir paket jelibon yada bir şişe asitli içecek onları daha mutlu ediyor.

Oysa pötübör ve kremalı bisküviden başka çok çeşit olmadığı mahalle bakkalımızın içine girdiğimiz anda o kokuyla mest olan , mahallemizden giden her komşunun ardından ağlayan şanslı nesildik, ne oldu da bu kadar eğreti toplum olduk .

Bu tarz mektupların daha sıkça yazılıp, kaybolan değerlerimizi hatırlatma dileğimle. Tebrikler efendim.


poeme_şiir tarafından 9/12/2015 5:30:02 PM zamanında düzenlenmiştir.


    [ Cevap yaz ]    

12 Eylül 2015 Cumartesi 15:36:14


MEKTUP


Güzel görünmezdi
Sarmaşıklı asma
Serçelerin ötüşü
Bu kadar tatlı gelmezdi
On kuruşluk kagıt
Üzerinde yazılanlar olmasaydı.


Nasıl sevinirdi insan ,
Askerde,okurken.
Sevdiğinden gelen.
Koklarken oranın havasını getiren..
Tebrik ederim bizi eskilere götüren Davi'ye...


    [ Cevap yaz ]    

12 Eylül 2015 Cumartesi 15:32:19


Ben mektubu okurken sihirbaz yazarım da benim mi içimi okudu diye düşündüm. Tam haleti-ruhiyeme uygun düşen harika bir yazıydı yine. Ayrılıklar büyük acı verir bana. Süresi bilinmeyen bir ömrü sevdiklerinden ayrı geçirmek…Mektuplarsa bu sürecin en canlı tanıkları.
Nazife Teyze iki canlı anı bırakmış ardında ne güzel..Biri kara Kedi diğeri yavru sahibi olan olan bir saksı Çiçek.Hele ki bisküviler...
İsimler ise beni, geceleri bile evlerin kapıları açık uyunan eski bir mahalleye aldı götürdü..

Ömrüne ve Kaleminin gücüne bereket…




    [ Cevap yaz ]    

Çiğdem P. Yüksel  | Çiğdem  Parlayüksel
12 Eylül 2015 Cumartesi 14:53:54


Ne çok severim mektup yazmayı ve almayı. Bana o duyguyu anımsattın Sevgili Davidoff. Hatta bende bir karalama yapmıştım yakın zamanda Sevgili Ata'ya hitaben, onu buldum alel acele, düzenleyip astım az önce :) İlham olduğun için teşekkürler.

İyi ki varız. Bizler olmasaydık, sanat olmasaydı (olmasa mektubun yazdıkların olmasa...der gibi)
ne yapardık ki. Bomboş, amaçsız, ruhsuz.

Emeğine yüreğine sağlık, su gibi bir mektuptu. Sevgimle.


    [ Cevap yaz ]    

12 Eylül 2015 Cumartesi 03:08:33


Tahtaların arasından çıkan erkek saati devamı varmış gibi hissettirdi. Yoksa da öyküye kattığı gizem ve yarattığı merak duygusu yetiyor. Keyifle okudum. Tebrikler.


    [ Cevap yaz ]    

nitemtran  | Nitem Tran
12 Eylül 2015 Cumartesi 01:55:59


Artık çoktan unutulmuş ama beklemesinin bile hakikatli mutluluklara vesile olduğu basit bir mektup, ufak ufak, o çok bilindik ne yazacağını bilmeyen acemi ellerin tutukluğuyla başlıyor. Samimi, samimiyeti tüm basit detaylarına sinmiş semtli mektubu; ne yazacağını baştan kurgulanmamışlığını kapatmak için bir ajans gibi haberlerle kotarmaya, açığını kapamaya çalışan...

Aslında yüz yüze sohbette "Ah Allahsız Rıfkı, bozukluklar soykandan kalsın" diyeceği her yanından fışkıran aceleciliği baskılamış kalemi, bu bir mektup ya, Rıfkı'nın vicdanını kibarca öğütmekte...

Sonra bir duygu şahlanışını yine saf yine naif kaleme alırken, kafesteki aslanı besleyen bakıcı gibi okuru mazisinin henüz sindirilmemiş vahşiliğine acımasızca atıyor. Döşemeden çıkan eski bir erkek mendiline sarılmış saat ne kadar elle tutulursa, bakılmamış ama varlığı kesin olan diğer şey, okuru mazisiyle vurup, çok eskilerde kalmış, içinde yüzleşemediği şeylerle dolu çıkınlarıyla öğütmekte...

Çarpıcıydı, bizi bizle cebelleştirirken okurda uyandırdığı kendi mazisiyle hesaplaşmasını ustaca kullanan.

Kaleminize sağlık efendim.




    [ Cevap yaz ]    

levent taner  | levent taner
11 Eylül 2015 Cuma 18:13:55


Rıfkı, babasına kendisi için öldü dedirttiriyor da

Ya yıllar sonra farklı hissederde zıranta gibi karısının karşısına çıkarsa

O zaman da ilk şoku atlatınca; karısı ona, çekilebilirsin Rıfkı

Evet sana söylüyorum, bakma öyle bana melül melül der mi

Haklı da olur bence


Yüreğinize, emeğinize, kaleminize, kelamınıza selam üstadım, tadım tuzum yerine geldi yine

Saygı ve selamlarımla...


    [ Cevap yaz ]    


 « Önceki 10 eleştiri   1   2   Sonraki 10 eleştiri » 




Nazife Teyze'ye Mektup başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.



Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 12.9.2015 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
11.9.2015 03:00:16
Toplam 17 yorum yapıldı
1660 çoğul gösterim
1417 tekil gösterim


Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.