İnsan, alışkanlıklarının çocuğudur. İBNİ HALDUN [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

AKIL ve BENLİK



alttaki yazıyı yok sayın lütfen.

Zaman zaman söylerdim de kimseyi inandıramazdım. Bazen isyan eder dillendiremediğim şeyleri dile getirirdim de bana kızanlar olurdu. Kalem savaşı yaptığımı iddia edenler bile olmuştu.

Elbette ki şahsıma veya yazdıklarıma katlanamayanlar olduğu gibi sevenlerim de vardı, kavgayı kızıştırmak için konuşulanları bana aktaranlar da. Gizliden yürütülen bu kampanya aleniyete döküldüğüne göre yer ve isim bildirmemde bir sakınca yoktur sanırım.

Herkesin nedeni başka olabilir ancak çoğunun siyasi olduğunu düşünmek istiyorum, beni bu sitede istemiyorlar. Sebep ne olursa olsun ben istemedikten sonra beni kimse uzaklaştıramaz, site sahibinin dışında. Hiç kimseden korkmuyorum, deşifre olmasından çekindiğim hiçbir sırrım yok, kurul da dâhil. Siyasi hiçbir partiye veya topluluğa, tarikat ve cemaatlere körü körüne uyacak kadar bağlılığım yok. Siyasetçilere de kanacak kadar aptal değilim, bir çıkarı olanları kastetmiyorum. Kimin hatasını görürsem onu yazarım. Bu günkü yazımın neden olayın geçenlerde Face’deki sayfamda yaptığım açıklamalar olduğunu biliyorum. Millet barış yanlısı olduğunu oylarıyla gösterdi, körü körüne inatlaşmanın bir anlamı ve faydası yok. Kızdığım için aylardır yanında olduğum partiye güvenimin kalmadığını ve desteklemeyeceğimi söylediğim için yazıldı tüm o saçmalıklar.

Vereceğim linkteki Kafkasi adlı üyenin şiirimi kullanarak yaptığı yorumu okuyun. Onun hırsının bu açıklamamdaki sebep olduğunu biliyorum.

Ne yapacağım, korktuğumdan değil sadece kendi sağlığım için, yalnız kendimi ve sevdiklerimi üzmemek için, daha güçlü dönebilmek için bir süre uzak duracağım. Gelsem bile kimseye tek satır yazmayacağım. Mesajı da kapatacağım, olur ya gelen çıkarsa da okumayacağım.

Şiir benim her şeyim güçlüyüm daha güçleneceğim.

www.edebiyatdefteri.com/siir/937537/sultanim---2-.html

Okuyun lütfen…






Akıl nedir?

Sözlüklerde aklın çeşitli açıklamaları var.
Fakat bana anlama, hatta kavrama gücü demek daha mantıklı gibi geliyor. Bir anlamda olayların ve nesnelerin arasındaki bağlantıyı inşa edebilmektir. Yastık ve rüyanın uykuyla bağlantılı olduğunu bildirmesi gibi. Bunu biz insanlar uydurmuş olsak da zeytin dalı deyince barışla bağdaştırmak gibi. Akıl, var olan yaşantımızın tek hâkimidir. Karar veren de odur, hükmeden de.
Beş duyumuzla, hislerimizle, sezgilerimizle bir araya topladığı bilgileri zekâ koyar aklın önündeki altın tepsiye.

Polemik ya da Türkçe şekliyle kalem savaşı dememelerini umarak elimdeki verilerle örneklemeye çalışayım. Bazen bir şiir okuyorum, içindeki kelimeleri bir araya getirmeye çalışsam da bağlantı kuramıyorum. Şair rastgele kelimelerle mi yazmıştır şiirini? Bazıları açıklamasını yapamıyor, “okuyucu ne anlarsa odur” diyorsa, öyle olduğunu düşündürür aklım. Zira benim akıl sağlığımı da kollamak zorunda. Kendince bir bağlantı sağlıyorsa, hatta geçerli sebepler de buluyorsa, kendisinden emin olduğunu hissettiriyorsa, aklım der ki; o benden daha üstün.

Bir başka açıdan bakarsak:
Bir sağlık sorunu yaşamıyorsak akıl gerçeği, doğruyu gösteriyor bizlere. Peki, bazen neden gerçeğe ulaşamıyoruz, doğru olanı yaşayamıyoruz? Çevremizdekilerin aklı bizim aklımıza baskı kuracak kadar güçlü mü? Onların doğruları, gerçekleri farklı mı?
Belki de...

Allah bizleri yaratırken eşit kılmamış ki… Ne Albert Einstein’ın zekâsı, ne Newton’un sabrı, ne Türkan Şoray’ın buğulu gözleri ne Zeki Müren’in sesi vardır hepimizde. Ve daha nice örnek bulunabilir.


Herkesin aklı kendi benliğinin hizmetinde...
Çatışmalar onun için oluyor. Yenilmeye başladığımızı hissettiğimizde çevremizi kalın duvarlarla çeviriyoruz. Akıl bunu emrediyor çünkü kendisini ve bizi korumak için. Yalnız kalmaya, kendi içimizde yanmaya başlıyoruz. Tek yürekten bir bütün çıkar mı? Bütünleşemiyoruz o yüzden dünyayla, yaşayanlarla. Aklın hükmü içeride kalmamızı emrederken dışarıdaki zalim akıllar ezmek, yok etmek için dışarıya çekmeye çalışıyor. İçimizde bu savaşı yaşarken nasıl barışa ulaşabiliriz? İşte onu bilmiyoruz, akıl burada yalnız kalıyor.

Bu yalnızlık içinde, bu duvarlar arasında kurulan hayallere kavuşmak mümkün müdür? Ertelemek zorunda kaldığımız hayaller kalbin defalarca kırılmasına neden olmaz mı?

Akıl birliği, birlikteliği şarttır yaşamaya değer bir dünya oluşturmak için. Zor olduğunu, belki de imkânsız olduğunu bilsem de aklım bunu söylememi emrediyor. Bizi sınırlayan olmazsa olmaz dediğimiz “kırmızı çizgilerden” kurtulmamız gerekir. Seçeneksiz herkes yapmalı. Ben, yalnız ben duygusunu öldürmeden kazanılmayacak bir savaş bu.

Ben değil biz olmaya var mısınız?

En azından küçük çevremizde başlayarak, gittikçe büyümeye var mısınız?





Etiketler: sayfam ,


3 Ağustos 2015 Pazartesi 20:52:15


Sevgili Afet abla, duygulu, empati yapabilen, düşünen güzel bir insan olduğundan şüphem yok,
Nasıl yanlış anlarlar seni, diye düşünmekten kendimi alıkoyamadım.Her insanın başına böyle şeyler geliyor,
Ne iyi içini dökebeilcek bir sayfa bulabilmek değilmi?
Benlik benim olan ile benim olmayanı bilmek anlamına gelir ve bu bilgi ilkokulda oluşur eğer benlik oluşmazsa akıl inşası zordur. Bu durumda id yani ilkel benlik devreye girer ilkel benlik bencildir.
Benlik iyi oluşursa akılda iyi inşa edilebilir.
Herbirşeyimizin farklı olduğu gibi aklımızında farklı olduğunu ben de düşünüyorum .Anlaşmazlıkların çoğu da bununla alakalı öz e baktığımızda da herkes iyi
Sevgiler saygılarımla birlikte ulaşşsın

Yavaşım Birle tarafından 8/3/2015 8:54:17 PM zamanında düzenlenmiştir.


    [ Cevap yaz ]    

9 Temmuz 2015 Perşembe 13:19:49


Yazınız bana şunu anımsattı...:)

Bazen 'biz' olmak için ben'liğinden çıkarsın,
sonra da 'sen artık sen değilsin' diye yargılanırsın....

Birleştirici barış içeren güzel bir yazıydı tebrikler saygılar hocam...



    [ Cevap yaz ]    

9 Temmuz 2015 Perşembe 13:17:53


Afet Abla,

Sen akıl ve benlik konusunda da yazsan ben konuyu yine şiir gibi algılıyorum. Bazen yazıyoruz ve eleştiriliyoruz. Ben kalbinin sesini dinle derim. Kalbin eleştirilere katlan ama yaz diyorsa yaz. Yazma diyorsa yazma. Bir tarafta şairlik hevesi bir tarafta hatırlar ve hatrı olan, önemsediğin kişiler tarafından da ille de taktir görme, beğenilme arzusu... Zor bir ikilem. Aslında beğeniyorlar seni, şiirlerini bence. Sadece dünya görüşünü beğenmiyorlar. Sen böyle bu konuda sürekli yazdıkça üzülüyorum inan. Dediğin gibi hepimiz aynı değil, hatta farklıyız. Bizleri biz yapan da bu farklılıklarımız. Şiirlerimizin beğenilmelerine neden olan şeyler aslında bir bütün; paket program gibi. Bunları birbirinden ayırma şansı yok bence hiçbirimizin. Onlar, bizi biz yapıyor.

Neyse Abla diyeceklerim bunlar. Kal sağlıcakla.


    [ Cevap yaz ]    

gülkurusu  | Şengül CENNET
9 Temmuz 2015 Perşembe 10:49:56


benim hayattan öğrendiğim;

herkesin yaratılış itibariyle belli bir çizgisi var ... (benlik)

yapmamız gereken tek şey o çizgide yürümek...(akıl)

yanlış olan ise başkalarının çizgisini eğriltmek... (kibir)



    [ Cevap yaz ]    

mehmetmacit  | mehmet macit
9 Temmuz 2015 Perşembe 10:42:49


akıl dolu güzel bir makale.
özellikle bu siteyi konu alan açıklamalar oldukça güzel.
bazen okuduğum zaman bir anlam çıkaramadım şiirlerin böcek aldığını görünce kendimde akıl tutulması yaşıyorum her halde diye.
Çok cahil değilim, üstün zekalı da değilim ancak okuduğum bir şeyi anlayabilecek kapasitedeyim.
mecazi manaları, tasvirleri şiirdeki siten ve eleştirileri içine alan şiirdeki sanatları okuduğum zaman görmeliyim anlamalıyım.
içinden çıkamadığım şiirlerin şairine sorduğum zaman şiir illaki herkes tarafından kolay anlaşılacak diye bir şey yok cevabını alıyorum.İyide o zaman şairin aklındakinin ne olduğunu anlamak için falcı veya müneccim mi olmalıyım diye düşünüyorum.
yazınızın bu kısmını ele almaya çalıştım. geniş alanda tartışılacak derinlikte bir çalışma.
Ayrıca son şiirinizin böyle insafsızca eleştirilmesine bir anlam veremedim ki bu sitede o kadar çok eleştirilecek eser var ki?
saygılarımla


    [ Cevap yaz ]    

9 Temmuz 2015 Perşembe 08:11:06



1.Paragraf: … zeytin dalı deyince barışla bağdaştırmak gibi : zeytin dalının barışı çağrıştırması gibi
1. paragraf: Akıl, var olan yaşantımızın tek hâkimidir. Karar veren de odur, hükmeden de: Çok iddialı doğu mu ki?
Beş duyumuzla, hislerimizle, sezgilerimizle bir araya topladığı bilgileri zekâ koyar aklın önündeki altın tepsiye. … bilgileri, akılın… virgül şart.
2. Paragraf:… Zira benim akıl sağlığımı da kollamak zorunda. Yok böyle bir zorunluluk. Çok abartılı.
…aklım der ki; o benden daha üstün: Senin aklın böyle diyebilir; bir başkasınınki de başka şeyler diyebilir.
3. paragraf: … akıl gerçeği, doğruyu gösteriyor bizlere…. Göstermez, zaten göstermediği için "sorun" yapmışsın, "sorularla."
4. paragraf: … Allah bizleri yaratırken eşit kılmamış ki… Cümle soyut ve karışık olursa somutlaştırmak, anlaşılmasını sağlamak için örnek verilir. Örnekler gereksiz , kaldı ki Türkan Şoray, Zeki Müren dersen o akıl çağrışımlar tusunamisiyle tahribata başlar.
5. … Herkesin aklı kendi benliğinin hizmetinde… Genelleme yapmışsın doğru mu ki? Emin olunmayan şeylerde genelleme yapma ,kesin hüküm cümlesi kullanma.
Devamını okutmadı aklım; akıl sağlığımı korumam lazım ))


    [ Cevap yaz ]    




AKIL ve BENLİK başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
9.7.2015 02:13:27
Toplam 6 yorum yapıldı
734 çoğul gösterim
648 tekil gösterim


Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.