Başkalarının yanlışlarından öğrenmeliyiz. Hepsini kendimiz yapacak kadar bol zamanımız yok. Grucho Marx [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

FAŞİST NEFRET MORFİNİ

FAŞİST NEFRET MORFİNİ

İnsafın yaka silktiği, anlayışta kıtlığın hatsafaya ulaştığı günleri soluyoruz… İnsanlık bence hiç bu kadar anlaşılmaya susamamıştı. Bilgi sahibi olmak için karşı tarafa yöneltilen soru adına ne varsa karşılık olarak birçokları hakaret buluyor.
İnsanlığını çok sevdiğim, bu hasepleçok saygı duyduğum bir kimse vardı. Elbette onun ismi bende saklı kalacak. Her neyse abi diye hitap ettiğim bu zâtla koyu bir kurtçulardan… siyasi konular üzerinden sürekli habsihâl ettiğimiz bir kimseydi o zât.
Demini alamyı bekelyen çay gibi siyasi konular üzerinde ilerleyen muhabbet bir noktada kara iftiraya saplanıp kalmıştı. Bir zaman ben onu sağlam delilimle alt etmiştim. Sevgili cumhurbaşkanımız ile alakalı ‘’ ne içiyor sorulu ve rakı imalı ‘’ bir fotoğraf paylaşmıştı. Bende bu iletinin yorum bölümüne o resmin ‘’ Bir Liderin Doğuşu ’’ adlı kitapta falan sayfadaki resmin kesilmiş hali diye sıkı bir cevap verdim. Sizin anlayacağınız meğerse bu ezikliği içerisine sindiremeyen o zât içten içe bana kin güdermiş… Kuşanmış yıllanmış soysuz sözde milliyetçilik sığ ve köhne fikriyâtının ardında bana çoktan çekmiş nefret kılıçlarını.
Bu fasıl geçeli bir ay civarında olmuştu. Fakat onu hemen onu ikinci bir hadise izledi. O hadise şöyleydi:
- 2002 koalisyon hükümeti döneminde Bahçeli’nin yerle yeksan olası icraatlerine hülâsaten değinen bir fotoğrafı onun profil sayfasında paylaştım. Tepkisi ne olacak, kendi ( sözde ) inandığı davasını aceba hangi argümanlarla savunacak diye?
Fakat gel gör ki bu zat köpürmüş içten içe; eleştiriliyor ya içine sinmiyor haliyle. Çünkü kendince sahiplendiği dava hak ondan gayrısı bâtıl ya! Beyefendi bol itli ağzına ve gözümdeki saygın şahsiyetine yakışır bir cür’etle bir güzelleme yapmış; gönlünün lağım dolu hakaret sofrasından… Doğruyu savunmayı itlik yapmakla bir tutmuş. Yani beni ve şu nâçizâne varlığımı bir dost varlık olarak şahsiyetine yakışır bir sûrette ‘’ itlikle ‘’ nitelemiş.
Atam Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail bahsinde olduğu üzere ben ‘’ kim ne yerse ‘’ sadece ondan ikram edicilerdenim… Selimlerdenim adı gibi alnı da yüreği de gönlü de ak Osmanoğullarından… O meydanların cengaver yiğidi Selim’in nefis lokumları göndermesine karşılık o hayvan pisliğini, halis niyete layık gören Şah İsmail torunlarından değilim çok şükür!
Eleştiriye kapanan kapıların hakikate, doğruluğa ve müşâvereye açıldığı nerede görülmüş ki dostlar? Bu beyinleri kurtçuk sevdasından örümcek ağlarının işgaline uğrayan mahpus fikirli zihniyetlerin kalp gözlerine zaman adalete bir pencere açılıp da eyvallah diyecek çok merak eidyorum doğrusu.
Mangalda kül bırakmayan ve her cümlesiyle kelimesi tek başına bir hakaret kokan ifadeler için ben onu sadece ‘’ muhatabına saygıya davet etmek ‘’ istiyorum. Birazcık diğergam olmaya ve insanlığı tanımaya davet etmek niyetindeyim: bana reva gördüğü bütün hakaretlerine rağmen… Benim birey oalrka üzerime düşen ‘’ kötü söz ancak sahibine aittir ‘’ sözüne mutâbık kalmaktır. Her şeydan önce insanlık gelir bizim İslam’dan öğrendiğimiz analyışa göre. Ondan sınra da insaf… Vicdan muhasebesi… Hayatın olmazsa olmazı ve tek değişmeyen kuralı budur benim gözümde.
Bir bakımdan hayat felsefesini nefretten arındırıp da kişiliğini tam rayına oturtamayan bu zât gibi, nice körpe beyinlerin nefret morfini salgılamasına maruz kalacağını üzülerek belirtmeliyim.
Oysa bu zâta o konuda yanlış bilgi sahibi olduğunu kanıtlamama karşınn şahsına muşahhas verdiği cevabı ise adeta fikriyâtının çekilmiş canlı resmi gibiydi.
Cehalet ifade edn şu cevabî satırların vicdani boyutunun insafını sizlere bırakıyorum artık:
‘’ Ben bu yaşıma kadar gördüm göreceğimi. Doğruyu senden öğrenecek değilim! Ben o kadar gün gördüm sana mı kaldı bana doğruyu anlatmak? ‘’ İmgeli yerlerde sürünen düşünceleri Hz Ömer’in bir çocuk’tan namaza koşarken ibadet aşkını öğrenmesine ne diyeceğini çok merak eidyorum doğrusu!
Bu yerlerde sürünen düşüncelere insan üzülerek de olsa hakkâniyete olan kapalılıklarını yermeden geçemeyeceğim. Yüce rabbimden ‘’kurtçuğa kilitlenmiş’’ aklına ve o selâhiyetini hele de daha üstlenebileceği fikrine selamet vermesini temenni ediyorum.
O zât fikren nemalandığı kimlerden bilmiyorum ama ben adı ve pak soyu bakımından Selimlerdenim… Yani öz ve öz Osmanoğulları menbağından… Atalarımın yadigarı sevgi ve saygı dolu gönül soframdan o nefretten nem kapmış güzel gönlüne rabbimni selamet vermesini diliyorum; nefret morfininden arınması ve uyanması için…
Kalemdâr 12.06.2015 CUMA





Etiketler:




FAŞİST NEFRET MORFİNİ başlıklı yazıya henüz eleştiri yazılmamış.





FAŞİST NEFRET MORFİNİ başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
12.6.2015 19:37:50
Toplam 0 yorum yapıldı
642 çoğul gösterim
624 tekil gösterim