Kişinin duyguları, bildikleri ile ters orantılıdır. Ne kadar az bilirsen o kadar çok kafan kızar. B.Russel [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

Özgürlük Peşinde Bir Osmanlı Kadını -Tanıtım

Yazarı: Zeynep Hanım
Türkçe (Orijinal Dili: İngilizce)
193 S. -- 3. Hamur-- Ciltsiz -- 14 x 21 cm
ISBN: 9789758454327
Editör: Grace Ellison
Çeviri: Nuray Fincancıoğlu

Emekli olduktan sonra vaktimin çoğunu okumaya ayırdım. Çok isteyip de alıp okuyamadığım kitaplara…
Daha önce de bahsettiğim gibi eski kitapları okumayı çok seviyorum. Hele hele bu kitapları kadınlar yazdı ise daha çok seviyorum. Onların kalemi ile onların ruhuna inmek oldukça ilginç geliyor bana. Hem de bizden yıllarca önce yaşamış kadınlar…


Teknolojiden yoksun bu kadınlar hayatlarını nasıl idame ettirmişler, yaşamlarının güzel ve zor yanlarını merak ediyorum. Kim etmez ki…
İşte bu amacımı gerçekleştirmek için ilçemizim kütüphanesine gidip üye oldum. İlk aldığım kitap yine bir kadının kaleminden;
“ Özgürlük Peşinde Bir Osmanlı Kadını”
Kitabın konusu, Abdülhamid rejiminden kaçan iki kız kardeşin kaçmadan önce Türkiye’deki zorlu yaşamı ve kaçtıktan sonra düşündükleri Avrupa ile gördükleri Avrupa hakkında yaşadıkları düş kırıklığı…


Yalnız bu romanı anlatmadan önce, bu romanın yazılmasına vesile olan diğer roman ve yazarından bahsetmeden geçmek olmaz, yoksa bütün yazılanlar havada kalır.
O kişi (Les Desenchantees) MUTSUZ KADINLAR, romanını yazmasaydı Zeynep Hanım, ne ülkesinden kaçacaktı ne de böyle bir roman yazılacaktı.


Bu kişi ünlü romancı, Türk dostu Pierre Loti’dir. O dönemlerde, adeta kafeste yaşayan kadınların yaşamını anlatır.

Romanın kahramanı üç kadındır. (Cenan) adı ile Madam Lera, (Zeynep) adıyla Zinnur, (Melek) adı ile Nuriye gerçek kişilerdir. Zinnur ile Nuriye kardeştirler. Bunlar, dönemin dışişlerinde şöhreti olan Nuri Beyin kızlarıdır.

Aslında Nuri Bey’de Fransız kökenlidir. Babası Reşat Bey, Kırım Savaş’ında Türkiye’ye gelen ve Müslümanlığı kabul ederek buraya yerleşen Marki de chateauneufdür.
Fransız kökenli olan Madam Lera’nın İstanbul’a gelişinin öyküsü şöyle: 1899 yılında (Lahey) deki konferansta Osmanlı Devletini eski (Petersburg) elçisi - Turhan Paşa temsil etmektedir. Osmanlı heyetinin çalışmalarında süratli Fransızca yazabilecek bir sekretere ihtiyaç vardır. Bu görev, genç, zeki ve güzel bir dul olan Madam Lera’ya verilir. Turhan Paşa, Madam Lera’dan o derece memnun kalır ki, Babıali’deki Fransızca yazışmalarda kullanılmak üzere beraberinde İstanbul’a getirir. Ne var ki o dönemde Osmanlı yönetiminde kadınlara yer yoktur.


Hele Babıali’deki görevliler arasında yabancı bir kadının görülmesi mümkün değildir. Bu bakımdan Madam Lera, dönemin dış işlerinde önemli bir görevde bulunan Nuri Beyin evine yerleştirilir. Çünkü Nuri Beyin evinde birçok yabancı dil gibi Fransızca da konuşulmaktadır. Kızları, Fransız mürebbiyeler tarafından eğitilmiştir.


Nuri Bey, tam bir batılı aile reisidir. Turhan Paşa tarafından evine yerleştirilen Madam Lera, Nuri Beyin üç kızıyla bir oğluna ablalık yapar. Bu evin fertlerinden biri gibidir. Madam Lera, bu suretle Babıali’de görülmekten gizlemiş olur.


Madam Lera, o dönemin koşulları içerisinde kafes arkasında yaşayan kadınların hayatını - daha önce Aziyade romanıyla Osmanlı yaşamından bir bölüm aktarmış olan-Pierre Loti’ye anlatmak ister.


Pierre Loti, o yıllarda İstanbul’da görevli bir deniz subayıdır. Madam Lera, Nuri Beyin kızları Zinnur ve Nuriye ile birlikte Pierre Loti’ye Fransızca bir mektup gönderirler. Onu kendilerini dinlemek üzere, Sultan Ahmet civarında oturan Nuri Beyin kızlarının eski dadısının evlerine çağırırlar. Madam Lera’yla Nuri Beyin kızları yüzleri kapalı olarak - eski dadılarının evinde - Pierre Loti’yle bir kaç kez görüşürler. Madam Lera, kendisini bir Türk kadını olarak tanıtır. Pierre Loti buna inanır. Görüşmelerin konusu, Türk kadınlarının kafes arkasındaki baskılı yaşamıdır. İşte (Les Desenchantees) MUTSUZ KADINLAR, romanı bu suretle oluşur.


Pierre Loti’nin Les Desenchantees (MUTSUZ KADINLAR) romanı Paris’te yayınlanınca, edebiyat dünyasında bomba etkisi yaratır. Paris sosyetesinde büyük ilgi uyandıran roman, bol miktarda İstanbul’a gönderilir. İstanbul sosyetesi, Levantenler* ve yüksek düzeydeki devlet görevlileri tarafından ilgiyle okunur. Roman değişik yorumlara neden olur ve Abdülhamid, Nuri Beyin evini göz hapsine aldırır; bu da yetmezmiş gibi ta haremlerine kadar arama yaptırır. Nuri Beyin kızları, Abdülhamid’in sert rejimi, çevrenin baskısı ve dedikodularıyla adeta horlanırlar. Hayatları çekilmez bir hal alınca arkadaşları Amerikan Büyükelçisinin kızının yardımıyla - kıyafet değiştirerek - Paris’e kaçarlar.

Böylece Abdülhamid baskısından kurtulduklarını sanan Zeynep ile Melek, kaçtıktan sonra anlarlar ki; Türk kadını için herhangi bir Avrupa ülkesindeki özgürlüğün, tavadan ataşe atlamaktan farksız olduğudur.

Roman, romanın kahramanı ve yazarı Zeynep Hanım tarafından yaşadıklarını, düşündüklerini daha sonra kitabın editörü de olacak olan Grace Ellison’a yazdığı mektuplardan oluşuyor. Bir süre İstanbul’da da yaşamış olan Ellison ise, Zeynep’in bu mektuplarına Osmanlı ülkesiyle ilgili izlenimlerini, düşüncelerini iliştirmiş. Kitap, bir bakıma 20. yüzyıl başlarında İstanbullu bir kadının Batı hayatı ve kültürüne bakışı ile bir İngiliz kadınının son dönemlerindeki Osmanlı kadınının konumuna bakışını buluşturuyor.

Roman güzel bir Türkçe, zengin kelime dağarcığı ile yazılmış, yanlış bilinen birçok konuya açıklık getirmiştir. Harem, bunlardan biridir…


“Harem sözcüğü Arapça’ da “kutsal ya da yasak” anlamındaki “mahrem”den gelir ve Doğunun hiçbir sözcüğü bu denli yanlış anlaşılmamıştır. Harem bir zevceler koleksiyonu değildir; Türk evlerinde yalnızca kadınların kullandığı odalardır. Bir Türk’e haremi olup olmadığını sormak, bir İngiliz’e eşinin özel bir odası olup olmadığını sormak kadar anlamsızdır.”

Zeynep Hanım, iyi yetişmiş, en az beş altı yabancı dili anadili gibi konuşan bir kadındır. Türkiye’den kaçtıktan sonra Avrupalıların kendileri hakkındaki düşüncelerini öğrendikçe kahroluyor ve Paris’ten giyinmekle modernleşilemeyeceğinin altını çizmek için şöyle diyor; “Batılılar bizi hâlâ arzuhalcilerin hizmetine muhtaç kadınlar olarak görüyorlar! Bizi, onlara büyük hayranlık duyan bizi, bir erkeğin birçok karısından biri olarak düşünüyorlar. Oysa çokeşlilik Türkiye’de hemen hemen tümüyle ortadan kalktı.”

Roman kahramanı Zeynep Hanım, sorgulanmayı sevmeyen, özgüveni yüksek bir kadındır. Gittiği bir misafirlikte Batılı bir kadının; babanızın kaç karısı var sorusuna; babanızınki kadar madam, diyerek terslemiştir.

Kitaptaki genel düşünce, Batılılar biz Türklerin hakkında dün ne düşündülerse bugünde düşüncelerinde fikrisabitler.

Batılıların fikrisabitliği Zeynep Hanımın o denli ağırına gider ki; “Türkiye üzerine yazılmış her on kitaptan dokuzunun yakılmasını ne kadar isterdim. Türk, ne denli haksızca eleştirilmiştir ve kadınlar hakkında ne saçmalar yazılmıştır” diyerek ülkesinden kaçtığına pişman olur; ülkesinde başına gelebileceklere aldırmadan, şapka koleksiyonunu orada bırakıp, modası geçmiş siyah çarşafını giyerek geldiği gibi bir gemiye binip geri dönmüştür.



Levanten: Doğu Akdeniz ülkelerinde yerleşen ve ticari etkinliklerde bulunan Avrupa kökenli kişiler.
Kaynak: T.C. Kültür Bakanlığı Salihli Halk Kütüphanesi



07.11.2014 /Emine UYSAL









Etiketler:

 « Önceki 10 eleştiri   1   2   3   Sonraki 10 eleştiri » 

15 Kasım 2014 Cumartesi 21:48:43


Ne guzel bir bilgilendirme ve sunumdu. Eminim ki simdi bu kitabi merak edip okuyacaklar vardir. Sayet ben de orada olsaydim, Kadikoy kitapcilarini alt ust etmistim.. :)
Kutluyor sevgilerimi sunuyorum arkadasim...


    [ Cevap yaz ]    

tacettin yıldırım  | tacettin  yıldırım
15 Kasım 2014 Cumartesi 21:01:11


tamam facebookta yorum yazmıştım burada ustayı güne düştüğü için canı gönülden kutluyorum saygılarımla


    [ Cevap yaz ]    

ayhansarıkaya  | AYHAN SARIKAYA
15 Kasım 2014 Cumartesi 20:28:15


Tebrik ederim Emine Hanım, kitap okumaya teşvik ettiğin için...
Saygılarımla.


    [ Cevap yaz ]    

15 Kasım 2014 Cumartesi 19:39:05




yine çok güzeldi sizi okumak
sevgiler güzel insan
emeğinize sağlık



    [ Cevap yaz ]    

15 Kasım 2014 Cumartesi 19:04:43


EMEĞİNE SAGLIK ABLAM TEBRIKLERİMLE


    [ Cevap yaz ]    

Keskinkalemzaman  | Turan  Dağ
15 Kasım 2014 Cumartesi 15:17:34


Yazmadan edemedim, önceki islam hukukunda ve sonraki mecellede bir erkeğin 4 kadınla evlenmesine
izin veriyor hukuk sistemi yabancılarda sormuş babanın kaç eşi var diye alınacak ne var:))Osmanlıda
o zamanlar hem hukuki hemde örfi olarak çok evlilik yaygındı şimdi bile mevcut elit isalmcı kadınlar bile savunuyor ne var yani:))Harem bahsine gelince google amcadan bir araştırın Sodom ve Gomore az kalır
kalır her tür garipliklerin yaşandığı bir yer bence tek kaynakla beslenmeyin derim.
selamla


    [ Cevap yaz ]    

15 Kasım 2014 Cumartesi 14:42:08


Bir kitap,
ancak bu kadar güzel tanıtılabilirdi.
Ve,
Avrupa'nın çirkin yüzü,
en azından bizlere bakış açıları ne güzel ifade edilmiş.
Bazen şüphelere düşüyorum;
''Özgürlük ve hürriyet fikirlerini bizim genç aydınlara,
memleketi kolay yoldan parçalamak için mi empoze ettiler?'' diye.
Ve de,
para ile toprak talebinde bulunan Yahudileri makamından kovan 2.Abdülhamit'i alaşağı edip,
bir Yahudi devlet kurmayı kolaylaştırmak için mi?

Mükemmel sunulmuş yazı.


    [ Cevap yaz ]    

Şükran AY  | ŞÜKRAN AY
15 Kasım 2014 Cumartesi 14:34:27




Ne güzel bir yazıydı.İlgiyle ve dikkatle okudum.Bahsini etmiş olduğun kitaplara kesinlikle sahip olmalıyım :) öyle meraklandım ve dikkatimi çekti ki anlatamam.Anlatımın, dilin olağanüstüydü.
Çok teşekkür ederim sevgili arkadaşım.Var olasın .Sonsuz selam, saygı ve sevgiyle yüreğine.





    [ Cevap yaz ]    

Gülüm Çamlısoy  | Gülüm Çamlısoy
15 Kasım 2014 Cumartesi 12:47:47


Sevgili Emine Hanım, geç geldim sayfanıza, affedin lütfen. Ama geldim ve sıcaklığınız ile ısındı yüreğim. Bilirsiniz keza siz vazgeçilmezim-siniz.
Öncelikle hem şahsım adına hem tüm kalemdaşlarım adına teşekkür ediyorum bizleri böylesi bir kitapla ve hoş anlatımınızla tanıştırıp bilgilendirdiğiniz için. Yüreğinize sağlık, akıcı ve yüreğe dokunan yürek sesinizle yine ışık tuttunuz dünyalarımıza.
Çınar ağacı benzetmesi yapsam hiç de abarttığımı düşünmüyorum. Hissettiğim tam da bu. Sizin varlığınız hep başımı yasladığım bir kucaktır. Uzaklarda addedilen bir varlık nasıl bu kadar yakın olabiliyor ama oluyor işte. Gönül sayfanızda yine raks ediyor duygularım.
Bir kez daha kutlarım günün seçkisini. Aydınlık bir yazı, yüreklerin kirini pasını silen kıymetli kaleminiz ve insanlığınızla defalarca geleceğim bir yazı daha.
An geliyor sevgili dostum yolda kalıyor insan oysa nereye gittiğini biliyor da. Ne tuhaf adına hayat denen ve nasıl oluyor da her şey göründüğünden çok farklı bir anlam içeriyor.
İşte sizin sayfanıza gelince hissettiğim mutluluk ve sevginin bir açılımı. Çünkü çok özel bir insansınız.
Anne sıcaklığı yeri geldi mi ve yeri geldi mi sevginin ulaştığı nokta.
Sizi çok seviyorum. Var olun, hep hep hep...
Güzel yüreğiniz dert, tasa görmesin can dostum.
Selam ve dua ile...
İyi ki varsınız.


    [ Cevap yaz ]    

Serhat BİNGÖL  | SERHAT  BİNGÖL
15 Kasım 2014 Cumartesi 11:05:01



Yazınızın sayfa dostlarınca yorumlanıp değerlendirilmesi çok önemli buluyorum. Bu durum Türk insanını kitap okuma refleksinin tarihi veya güncel olayların gizlenmiş yâda tabu haline getirilmiş konuların tartışılmasına ne kadar aç olduğunun ve bu konulara ilgili olduğunun olumlu anlam da somut bir örneğidir. Dolayısıyla uzak yâda yakın tarihimiz deki olayları bilinmeyen yüzünü öğrenmek toplumsal bilincin gelişimine ve doğal olarak ta bireyin kültür seviyesine katkı sağlar.

Kütüphanelerin tozlu raflarında bekleyen tarihe ışık tutacak kitapların günyüzüne çıkması dileğimle

Belgesel niteliğindeki yazınızı tebrik eder bu güzel yazının güne gelmesini den dolayı da sizi gönülden kutlarım

Kaleminize emeğinize sağlık

Saygı selamlarımla.


    [ Cevap yaz ]    


 « Önceki 10 eleştiri   1   2   3   Sonraki 10 eleştiri » 




Özgürlük Peşinde Bir Osmanlı Kadını -Tanıtım başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.



Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 15.11.2014 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
14.11.2014 00:10:02
Toplam 26 yorum yapıldı
2326 çoğul gösterim
2084 tekil gösterim


Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.