İ.Çamalan
362 şiiri kayıtlı

Zeynep'in Hikayesi/30

İ.Çamalan
  5,0 / 6 kişi ·7 beğenme · 5 yorum · 683 okunma
Zeynep'in Hikayesi/30

Zeynep'in Hikayesi/30



Kirmancı Fatma hatun yün eğirir durmadan
Seferberlik bahrinden yavuklusu dönmemiş
Kirmanını çevirir rüzgara savurmadan
Yılar geçmiş üstünden aşk ateşi sönmemiş.

Sarıların İbraamı eski yüzler tanıyor
Sevdasını çekerek toprağıyla yoğrulmuş
Her yürekte bir kor var ateşlenmiş yanıyor
Semaya uzanarak dik ve cesur doğrulmuş
....

Kirmancı Fatma’nın hayatı hep yalnızlık içinde geçer
kardeşi “Huriye” düğününe bir gün kala vefat eder
erkek kardeşi “Hüseyin” yağız delikanlı
atını kışın dereye sürmüş sevdiğini kaçıracak
at girmez kendi girmiş buz gibi suya sevdam üşütmez demiş
on sekiz yaşında
aşkı sevdası için zatürreye yenik düşmüş.

Annesi dayanamamış Hüseyin’in ölümüne iki ay içinde
evlat acısı onuda almış kara toprak
en son işte Nuri efe gitmiş dönmemiş
beklediği bir tek künye devletten
efemin künyesini versinler der her zaman.

“Nuri efe’den geriye kalan bir tek duvarda’ki eski resimdi
Hüseyin, Huriye, ve kirmancı Fatma”

Iraz anam hep derdi...
"-her evden gelin çıgmaz emme, her evden ölü çıkar’mış"

köyde herkesin ayağında kirmancı Fatma’nın aşkla eğirdiği 
yün çoraplardan vardı
hatta bana verirken 

”-bag gızım aşk yagdımı yüreni üşüme(z)sin annadınmı”demişti

demekki aşkın ateşi ile ısıtıyorduk biz ayaklarımızı

”-hoş gedin gızım Zeynep”
”-daha kapıyı açmadan nasıl tanıdın Fatma ana” gülümsedi 

”-gözlemm az görüyo emme gulam kirişde
üreeim yollaa gözle gızımm,
ben bu köyde kimin nasıl adım addınıı
dosdmu, düşmanmı elmi, yadmı bilirin ,
benim “başımda oddan gayrısı biddi” gızımmm

Arkamdan tahta kapının eski menteşesi gıcırdadı
son basamağa bastı “-anam” dedi

”-bu gelen sarılan hayta İbramm deelmi”
”-hiç unutmamışsın Fatma ana”
”-beşinci bas(a)mag çürüg 
senden başga basenmi oleyodu sankim
hoş geldin bakem İbramm,

bag gızım Zeynep ben bu ibram’ın
güccügen”enini boyunu çog ölçdüm” yaramazıdı
ben gine derinki,
“uzagdaki soğandan, yakındaki söven iyidir”

Kaldığı yerden devam edecek

“başımda oddan gayrısı biddi”çok sıkıntı çekmek anlamında/ Denizli/Çal deyimi

“enini boyunu ölçmek”pataklamak anlamında/Denizli/Acıpayam/ deyimi

“uzagdaki soğandan, yakındaki söven iyidir”
elimizin altında ve bizim olan değerlidir /Denizli/Acıpayam/ deyimi

İbrahim Çamalan
Şiiri Değerlendirin
 
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Zeynep'in Hikayesi/30 şiirine yorum yap
Okuduğunuz şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?

Zeynep'in Hikayesi/30 şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
cangülüm , 5 puan verdi , etkili yorum yaptı.
20 Haziran 2014 Cuma 21:14:24
siyah beyaz dünyaları aydınlatıyor ya resim yaşamdan parçalar aslında geçmişimizi
o kadar gerçek yansıtmış resim şiirin konusuyla harika örtüşmüş.aslında unuttuğumuzu sanıp üstünü örtmüşüz sadece kendi adıma bu böyle olmuş farkında olamamışım..yeniden hayat buluyor sayende teşekkürler can dost saygılar, selamlar


gizli bahçede gülüm tarafından 6/20/2014 11:35:10 PM zamanında düzenlenmiştir.
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiİ.Çamalan , şiirin sahibi
21 Haziran 2014 Cumartesi 00:55:50
teşekkürler can dostum

sizlerin katkısı yadsınamaz hep birlikte bu Anadolu kültürünü hikayeyi yaşatacağız

emek ve harcadığnız zaman için teşekkür ederim
AZAP , 5 puan verdi
20 Haziran 2014 Cuma 15:42:43
anlamlı ve düşündüren dizeler harika akmış sayfaya ve bizi gerçeklerle yüzleştiriyor dost kutlar sevgiler sunarım...
Onatça , 5 puan verdi , etkili yorum yaptı.
20 Haziran 2014 Cuma 11:44:11






Yüzlerinde meleksi izlerin gezindiği üç çocuk !
Bir de anne, bir de baba,
İkisi de birer şefkat dağı gibi o çocukların arkalarında
Tamamı beş kişi orada
Hepsi de,
Siyah beyaz zaman tanığının bir huşuyla huzurunda…

Sanki bu,
Bir zaman duruşması gibi geliyordu insana
An, türlü ifade zikrediyordu tarihin tutanağına
Çatlamış görülüyordu yer yer ona bakıldığın da,
Demek ki flu resim bile,
Dayanamamıştı zamanın bu eşsiz güzelliği karşısın da…

Şimdilerde ofset çekim ve lake zemin var resimlerde
Daha bir net, daha da bir canlı oysa
Ya bu bulanık ve çatlak görüntüsü olan flu resim,
Gözleri karartacak yerde, yürekleri aydınlatıyordu teknolojinin inadına !
Konuşmaya hazır gibi duruyordu oradaki her can adeta !
Zamandan su içiyordunuz siz ona bakarken kana kana !
Neredeyse konuşacak gibi oluyorsunuz o taze canlarla !!!...

“Seferberlik bahrinden yavuklusu dönmemiş”
Ama yine de sönmemiş,
Kirmancı Fatma Hatun’un o harlı özlemi
Seferberlik’te dönmeyen, dönemeyen nice sevgililer gibi…

Kirmancı Fatma !...
En yakınları bir bir öğütülmüş feleğin çarkın da !
Hem genç yaşlar da, hem de orta yaşlar da
En büyük yalnızlıkların haşin pençesine
Ne yazık esir düşmüş bizim Kirmancı Fatma !!!...

Kader unuturmuş mutluluğu dağıtırken bazı insanlara
O unutulan insanlardan biri de kirmancı Fatma !
Her yakın olan candan bağlı canı,
Uçup gitmişler etrafından arkası arkasına…

Bir kendi kalmış hayatta
Bir de aşkı muhabbetle ördüğü yün çoraplar bırakmış
Şayet bir gün gidecek olduğunda arkasına
Sanki kaderin unutup fırlattığı bir ücra tenhaya
Bir yalnızlık abidesi gibi kala kalmış ortada,
Bizim talihsiz Kirmancı Fatma !!!...

Boşuna dememiş Atalar,
“Ayağını sıcak tut, başını serin” diye
Zaten sıcak kalırmış o köyde kimi ayaklar
Kirmancı Fatma’nın yürek sıcaklığı sayesinde,
Lakin yarım kalmış aşk ateşiyle körüklene körüklene,
Ancak örülürmüş o yer de ki çoğu çoraplar köy ahvaline…

Bahsediliyordu “Sarılan Hayta İbram’dan”
Merdiven basışından, kapı gıcırtısından
Anlaşılıyordu Fatma Ana’nın daha gözünden kaçmadan
Neler görüp, neler geçirip buraya dek gelebilmiş topallayaraktan
“Başında ottan gayrısı bitmiş” her türlü ders alaraktan…

Zeynep’le İbram arasında köprülük görevi de üstelik Fatma Ana’dan
Unutulur mu ki o darbı mesel gibi iğneli söz,
O söz, hem de sözlerin en dişisidir
“Uzagdaki soğandan, yakındaki söven iyidir”
Çok şey var daha öğreneceğimiz
Fatma Ana’lara benzeyen diğer Analar da bizim hayat rehberimizdir
Bunlar gibi tüm tiryaki deyişler yaşarken altın bileziğimizdir…

MUTLULUKLAR !!!...

Bu yoruma 2 cevap yazılmış.
Onatça
20 Haziran 2014 Cuma 12:54:35




Feyz alıyorum cevabi yorumlarınızdan
İp ucu kazanıyorum biraz da onlardan
Lakin yozlaştırıyordu teknoloji kimilerimizi şah damarlarından !
Oysa her şey bozulmadan koparılmalı asıllarımızdan
Ancak tadımlık almalıyız bizlerden olmayanlardan
Boynu bükük bakmamalı asıl sahiplerine geleneklerimiz öyle arkamızdan...
Şiirin sahibiİ.Çamalan , şiirin sahibi
20 Haziran 2014 Cuma 12:20:31
Peştamallı teyzem oturuyordu köylü pazarında… Resmini çektiğimde fotoğraf makinem ile bakıyordu tebessümle… Koşarak ellerini öpesim geliyordu tüm yaşlıların… Yılların yorgunluğunu kaldıran elleri emeklerinin göstergesiydi… Nasırla kaplanmış ve kınalıydı avuçlarının içi

Zaman öyle bir ilerlemiş insanların imkanları öyle genişlemişti ki köylere artık her bir şey çıkıyordu… Oysa ki zamanında ninelerim,dedelerim ne zorluklar çekmişlerdi kim bilir… Ekmeklerin karne ile verildiği zamanlarda mısır ekmeği vardı sadece sofralarında… Tarla mahsulü vardı sadece yemeklerinde… Oysa şimdi öyle miydi? Beyaz undan yapılan ekmekler çıkıyordu her gün köy yollarına… Tüpçüsü, dondurmacısı, sebzecisi… Artık her imkan ulaşmaya başlamıştı umutlarımın yeşerdiği cennetimde…

Köyde insanın uykusu erkenden geliyordu. Sabahta erkenden uyku bitiyor gün daha bir erkenden başlıyordu. Bu havanın oyunu olsa gerekti. Tertemiz hava ve derin bir huzur taşıyan sessizlik…

teşekkürler ustam hep beraber köy havası alallım dedim

değerlerimize bu kadar sahip çıkılması genç dostlarımız için aslında şans
SEVMEK İBADETTİR , 5 puan verdi
20 Haziran 2014 Cuma 09:11:04
Güzel dostum yüreğine sağlık selam ve dua ile Güzelin aşkıyla kalınız
glenay , 5 puan verdi
20 Haziran 2014 Cuma 01:54:59
Bizim insanlarımızın öyküsü çoğunlukla hüzünlüdür, acıdır.
Acılar ekmeğimize katıktır.
Bu şiir de öyle..

tebrikler,

selâmlarımla..
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.