mina
313 şiiri kayıtlı

Alınan Nefesin Şükrü

mina
  0,0 / 0 kişi ·2 beğenme · 30 yorum · 1798 okunma

Alınan Nefesin Şükrü


Üzeri damgalı kağıtlar,
Ederin nedir senin maneviyat dışında,
Üzerimden çek ellerini, çek git
Yoksa öldürecek beni
Çevre kirliliğinden mütevellit
Adına para denilen,
İnsan kirleten asit...

Söyle;
Ne tutar yerini
Bahçeden yolduğun güllerin?
Hem gül dediğin çiçeğin
Kuruduğunda da bir anlamı olur
Ne değeri var çürüyen pahalı orkidelerin?

Susasan bir yudum su için
Kaç servet bağışlarsın?
Hadi buldun ve içtin diyelim,
Böbrek hastaları ne yapsın?

Sağlam gözlerinle okuyorsun şiirimi
Kirpiklerine değen her bir ışık huzmesinin,
Biliyor musun değerini?

Bak klavyende dans ediyor ellerin,
Hani her birini sağlam yaratan
Yaradan’a teşekkürlerin?

Nefesi ciğerlerinin en ücra köşelerinde hissederek,
Ev yapımı portakal reçellerinin tadına varabilmeli
Pahalı rugan pabuçları atıp,
Çim üzerinde stresleri bırakabilmeli
Sırf canın istiyor diye,
Bağıra çağıra şarkı söyleyip,
Balık avından
Bütün balıkları özgür bırakmış olmanın keyfiyle
Eve geri dönebilmeli...

Sen bana yaseminlerle gel
Burcu burcu dağıtırım ben tenimde
At bütün yapay kokuları
Sarıl hiç beklemediğim bir anda sımsıkı belime
Bir papatya takabiliyorsan saçlarıma
Terin damlıyorsa tenime
Ve birde şiir fısıldıyorsan kulağıma
En güzel hediye...
Aşk ise hissedebiliyor, duyumsuyabiliyorum işte...
Onu zengin gösterişler, pahalı hediyelerle
Amacının dışına taşımak ne diye?

Farkında mısın bilmem ama,
Zenginlik bizim asıl metelik vermediklerimizde...

Elif SEZGİN

* Şiir hakkı olmayan suçlamalara maruz kaldığı için değiştirilmiştir.

Şiiri Değerlendirin
 
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Alınan Nefesin Şükrü şiirine yorum yap
Okuduğunuz şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?

Alınan Nefesin Şükrü şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
23 Mayıs 2007 Çarşamba 12:03:58
Ne acı ki, şiirin kelimelerle satın alınamayacağını bilmediğim düşünüldü, ne acı ki 97 eserin sonunda hakkım bir suçlama oldu. Bende kelime çoktur efendim, düzelttim... Bana inanıp yanımda olan herkese teşekkürler, olmayanların vicdanı nasıldır şimdi bilmem...
22 Mayıs 2007 Salı 22:13:58
benden tampuan
şair de
şiir de hak ediyor
22 Mayıs 2007 Salı 21:49:31
Polemikten nefret ederim.Yukardaki yorumlardan birini bile okumadım.Neden mi?İnsanlığın dili ve duyguları ortak.Aynı tarz bir şiiri İspanyol bir şairin şiirlerinden birinde de buluruz, japon bir şairin de.Yani;Aynı konulu binlerce şiir var.Bunun için şaire yazmamı diyeceğiz.Hadi oradan!Benim söylemek istediğim şiir güzel.Duygu frekansımız Elifle aynı...Ama şiirde mesaj kaygısını arka plana atsa, şiir mükemmel olacak.Şu mısralara bakın;Sağlam gözlerinle okuyorsun şiirimi
Kirpiklerine değen her bir ışık huzmesinin,
Biliyor musun değerini?

Şairi kıskanmayın, iyi işler yapıyor bu kız.Bıktırmayın.Zaten bu memlekette güzel işler yapmak zor, eleştirmek çok kolay:)
22 Mayıs 2007 Salı 19:14:07
çok ciddi bir haksızlık yapıyorsunuz. herşeyden önce şunu söylemem gerekiyor, şiir size bir başka şiiri sadece isminden ve formundan ötürü çağrıştırıyor olabilir.

ama çok açık minanın yazdığı şiirin bu bahsedilen imin dışında hiç bir yeri diğer şiirle örtüşmüyor.. buna rağmen bu şiiri sadece benzeşen sözden ötürü beyaz kurdele takıp sonra çıkarmak dahası bu şiirin neredeyse çalıntı olduğunu ima edecek şeyler söylemek doğru olamaz arkadaşlar. bence yöntem açısından ciddi bir sorun var.

ikinci olark şunu söylemem gerekiyor.

çağımızın önemli sanat kuramcısı Nicolas Bourriaud2un postprodiksiyon adlı yapıtı bu konuda ciddi bir tartışma kaynağıdır. saf benzemeler saf bir başka yerde geçen kelimelerin veya sanatsal imgenin kullanılmasının kopya olarak görülmesi devri bitmiştir. sanat yapıtı içine doğduğu tüm koşulları temellük ederek kendini oluşturur. şimdi bunların yanında buna rağmen yinede şu ayrımı çok net söylemek gerekiyor, arkadaşımız güzel bir üslupla yeni bir anlatım düzlemi üzerinden bir şiir yazmıştır ve bu şiiri kendisi değil kurul beyaz kurdele ile ödüllendirmiştir şimdi bu değerlendirmeden sonra bu tür bir benzerlikten sonra yani sadede "basit yaşayacaksın basit" sözünden ötürü tüm şiirin değersizleştiğini düşünmesi garip yok değilse, özür dilerim arkadaşlar ben tüm şiirlerde mısra avına başlaya bilirim. buda son derece yakışıksız bir durum olur. burada bakılması gereke bu mısranın ne kadar bütünü yansıtttığıdır. burada ki şiir eleştirilerinde şiirin bütünsel ses yapısı göz ardı edilerek gnellikle bir mısra beğenilerek çekilip çıkarılıp çok beğenildiği yönünde sözler sarf ediliyor. bu tür eleştiri mantığının hatası olacak ki işte içinden bir mısra üzerinden beğenilmiş olduğu düşünülen bir şiir yine o bir mısra üzerinden mahkum ediliyor..

üzgünüm bence bu kararı alan arkadaşlar yetki güçlerini pek sağlıklı kullanamamış durumdalar. kurdele indirmek kararı mahkum etme yönetmidir bence mahkum etmek için kimsenin yeterli donesi ve eleştirisi henüz yok. dahası bu şiirin dışında bir tartılmadır sözünü ettiğim kavramı ile Nicolas Bourriaud bir kez daha tartışılmalıdır..

yanlış karar bari bağdattan dönsün, özür dilemek düşünülmelidir. kendi görüşüm saygılarımla
22 Mayıs 2007 Salı 18:54:55


Basit yaşayacaksın.



Mesela susayınca su içecek kadar basit.

Dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında.



Tek düğmesi olacak elindeki cihazın;

tek bir düğme, tek bir cümle gibi;

sevince lafı dolandırmadan söylediğin

“seni seviyorum” gibi.



Basit bir öpücük yetecek sana;

basit sıcak bir öpücük

ve o öpücükle dolacak tüm günlerin, tüm düşlerin.

O öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını,

o öpücük için yiyeceksin hayatının dayağını.



Kabak çekirdeği verecek sana

rakamların veremediği mutluluğu.



El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak

en değerli kağıdın;

hep yanında taşıdığın,

atmaya kıyamadığın.



İki harekette giyiniverecek,

iki harekette soyunuvereceksin.

Kısacık olacak uyanman

ve yola çıkman arasında geçen süre;

kısacık olacak

sıcacık kollara dolanman

ve yolculuklara çıkman arasında geçen süre.



Kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını;

bakışların bile anlatabilecek kendini.



Beklentilerin de basit olacak.

Kaf Dağı’nın önünde bekleyecek mutluluklar.

Bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını;

ya da bir damla gözyaşı yaşatacak sana

en ucuz aşk romanını.



Pankreasının sağlığına dua edeceksin kapatırken gözlerini.

Zafer işareti yapacaksın tuvaletten çıkarken.



Bir kaşarlı tost olacak aradığın

nasıl oturacağını bilemediğin sofrada;

parmakların olacak en kıymetli çatalın.

Yine, aynı parmaklar çözecek en karmaşık denklemleri.

İskender’in kılıcı duracak avukat rehberinin yanında.



Bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana

kontrplak bir gitarda, doğru basılmış bir

“fa diyez”in mutluluğunu.



Makyajın ilk “a” sına kadar bilmen yetecek.

Temizlik kokacak en pahalı parfümün



“Bilmiyorum” diyebileceksin bilmediğinde

ve çok normal olacak onu da bilmeyişin.

Tek dereden su getirmen yetecek,

bir “istemiyorum” diyebilmeye.



Ne durduğu farketmeyecek abanın altında.



Saatin, sadece saati gösterecek;

Telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın.

Küçük bir not defteri olacak bilgini en hızlı sayan.



Basit yaşayacaksın, basit.

Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi



basit...



düş hekimi yalçın ergir http://www.ergir.com

Sadece basit yaşayacaksın cümlesi bile yeterli.. ki kurgulama benzerliği de çabası..Altına etkileşim olduğu açıklaması yapılabilinirdi.
22 Mayıs 2007 Salı 16:42:08
BENCE BENZEMESİNDE HERHANGİ BİR SORUN YOK. SİZİN ŞİİRİNİZ "Basit yaşayacaksın, basit." CÜMLESİNDEN BAŞKA PEK BİR BENZERLİK YOK. BUDA ASLINDA ÇOK DOĞAL. YAŞADIĞIMIZ MODERN DÜNYA BİZİ KARMAŞALAR İÇİNDE BOĞARKEN HANGİMİZ BASİT YAŞANMASI GEREKTİĞİNİZİ, YADA BU KİRLİ DÜNYA HANGİMİZE BASİT YAŞAMA DÜŞÜNCESİ OLUŞTURMAZKİ. BEN YİNE DE SİZİ TEBRİK EDİYORUM. BENCE ÇOK GÜZEL BİR ŞİİR .BAŞARILAR DİLİYORUM
22 Mayıs 2007 Salı 15:48:29
Her güzel yorum için ayrı ayrı teşekkürler, alıntıdır kelimelerine de verilecek yanıtım şudur ki, ne bugüne kadar emek hırsızlığı yaptım ne de yapanları affettim ben şiiri bire bir kopyalıyorum, adından başka neresi benziyor bakın bakalım, takdir sizin,

Basit yaşayacaksın.



Mesela susayınca su içecek kadar basit.

Dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında.



Tek düğmesi olacak elindeki cihazın;

tek bir düğme, tek bir cümle gibi;

sevince lafı dolandırmadan söylediğin

“seni seviyorum” gibi.



Basit bir öpücük yetecek sana;

basit sıcak bir öpücük

ve o öpücükle dolacak tüm günlerin, tüm düşlerin.

O öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını,

o öpücük için yiyeceksin hayatının dayağını.



Kabak çekirdeği verecek sana

rakamların veremediği mutluluğu.



El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak

en değerli kağıdın;

hep yanında taşıdığın,

atmaya kıyamadığın.



İki harekette giyiniverecek,

iki harekette soyunuvereceksin.

Kısacık olacak uyanman

ve yola çıkman arasında geçen süre;

kısacık olacak

sıcacık kollara dolanman

ve yolculuklara çıkman arasında geçen süre.



Kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını;

bakışların bile anlatabilecek kendini.



Beklentilerin de basit olacak.

Kaf Dağı’nın önünde bekleyecek mutluluklar.

Bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını;

ya da bir damla gözyaşı yaşatacak sana

en ucuz aşk romanını.



Pankreasının sağlığına dua edeceksin kapatırken gözlerini.

Zafer işareti yapacaksın tuvaletten çıkarken.



Bir kaşarlı tost olacak aradığın

nasıl oturacağını bilemediğin sofrada;

parmakların olacak en kıymetli çatalın.

Yine, aynı parmaklar çözecek en karmaşık denklemleri.

İskender’in kılıcı duracak avukat rehberinin yanında.



Bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana

kontrplak bir gitarda, doğru basılmış bir

“fa diyez”in mutluluğunu.



Makyajın ilk “a” sına kadar bilmen yetecek.

Temizlik kokacak en pahalı parfümün



“Bilmiyorum” diyebileceksin bilmediğinde

ve çok normal olacak onu da bilmeyişin.

Tek dereden su getirmen yetecek,

bir “istemiyorum” diyebilmeye.



Ne durduğu farketmeyecek abanın altında.



Saatin, sadece saati gösterecek;

Telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın.

Küçük bir not defteri olacak bilgini en hızlı sayan.



Basit yaşayacaksın, basit.

Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi



basit...


Dip not : eğer benziyor denilirse ben bu şiiri buradan kaldıracağım.
22 Mayıs 2007 Salı 13:33:24
tebrikler kalem dostu
22 Mayıs 2007 Salı 12:49:13
Birebir alıntı olmasada; bir çok benzer özellik taşıdığından dolayı, şiire takılan Beyaz Kurdela iptal edilmiştir.


22 Mayıs 2007 Salı 12:39:25
sevgili mina,

şiirin başlığını görür görmez bu işte bir terslik olduğunu fark ettim...şiirin tamamı olmasa da aşağıda verdiğim linke bakacak olursanız siz ve değerli site üyeleri beni daha iyi anlayacaksınız

''basit yaşayacaksın'' isimli şiir edebiyat dünyasını uzun süre tartışmalarıyla meşgul eden,nazım'ın mı can yücel'in mi diye mahkemeler düşen ve nihayetinde asıl sahibi YALÇIN ERGİR'in olduğu onanan bir şiirdir...

belki şiirin tamamı değil ama temeli buna işaret ettiğinden bu yanlışlığı düzeltmenizi rica ederim

saygımla

http://www.netyorum.com/bolum/dostluk-sevgi/20030410-12.htm

http://www.ergir.com/nesinlik_hikaye.htm
22 Mayıs 2007 Salı 09:35:23
Şiir günlüğün çamuruna bulanmış, basite alp indirgemelerin kolay elde edilerek mutluluğunu ve hazzını hatırlatmış.

ve o çıplak ayakla çimlere basmanın özgürlüğünü hiç bir şeye değişmem...

bir de annemden yana su içemeyen böbrek hastalarının acısını/acılarımızı. Bir damla suyun bile ihtiyaç karşılarken hayatı tehlikeye atacağı kimin aklına gelir.

şiir tamamıyla -insana ve yaşamımıza dair-
sadece finalde özele indirgeme var , orayı senin kalbine bıraktım, ben bize aitlerleyim.

-Sen bana yaseminlerle gel
Burcu burcu dağıtırım ben tenimde
At bütün yapay kokuları
Sarıl hiç beklemediğim bir anda sımsıkı belime
Bir papatya takabiliyorsan saçlarıma
Terin damlıyorsa tenime
Ve birde şiir fısıldıyorsan kulağıma
En güzel hediye...
Aşk ise hissedebiliyor, duyumsuyabiliyorum işte... -

Onu zengin gösterişler, pahalı hediyelerle
Amacının dışına taşımak ne diye?

ena kılıcı yer :

Farkında mısın bilmem ama,
Zenginlik bizim asıl metelik vermediklerimizde...

tebrikler Mina.
22 Mayıs 2007 Salı 09:07:24
tebrıkler elif hanım sıf canım ıstıyor dıye bagıra caıra sarkı söylemeyı bende severım...
22 Mayıs 2007 Salı 08:27:47
Sırf canın istiyor diye,
Bağıra çağıra şarkı söyleyip,
Balık avından
Bütün balıkları özgür bırakmış olmanın keyfiyle
Eve geri dönebilmeli...


Nasıl bir güzelliktir bu böyle.

Okurken düşündüren, hak veren, acaba dedirten oldu.

Kaçımız bunları düşünebiliyoruz.Dünyaya kaıpldık gidiyoruz.

Şimdi söylediklerinle yetinebilen gerçekten mutlu insan

diyorum.Nefsinden arınmış.Aza kanaat eden ve çevresinde

ki güzelliği görebilmek.

Umarım bunlardan oluruz.

Ben aldığımı aldım.Gidiyorum.

Tebriklerimle, saygımı sevgimi yitirmeden hep söyleyerek...

;)
22 Mayıs 2007 Salı 08:22:12
''Sen bana yaseminlerle gel
Burcu burcu dağıtırım ben tenimde
At bütün yapay kokuları''

Çok güzel bir çalışma.Kutlarım.Yüreğine sağlık.RABATLI
22 Mayıs 2007 Salı 06:51:59
Farkında mısın bilmem ama,
Zenginlik bizim asıl metelik vermediklerimizde...

O yaşamıda bırakmadılar onlara.
Köylülüğü de bitirdiler sonunda

Çok güzeldi... tebrik eder.

Selamlar, saygılar sunarım.
22 Mayıs 2007 Salı 03:11:33
Karıştırdığımız bunca şeyden sonra zor olsa da...Sadeliğin,duruluğun huzurunu aramaya çıkmalı...Belki ruhumuzu buluruz ,çoktan geride kalmış anılarda.
Sevgimle.
22 Mayıs 2007 Salı 02:14:45
Bu kalemi kutluyorum. Mükemmel bir şiir. Şiir tadında...
22 Mayıs 2007 Salı 01:39:18
"Sen bana yaseminlerle gel
Burcu burcu dağıtırım ben tenimde"

"Sarıl hiç beklemediğim bir anda sımsıkı belime
Bir papatya takabiliyorsan saçlarıma
Terin damlıyorsa tenime "

işte kadın çağrısı, kimliği şiirine işlemiş sanatçı, insan kendinden yola çıkmalı değil mi? bedenin tutsaklığı ve mahremiyetin kapatma olarak kurgulanması işte Foucault’nun çözümlediği bu yapı bize kadının kendisini erkeklerin düşüncesine göre inşa etmesi gerektiğini göstermişti.

ama kadın kadınlı ile erkeklerin dünyasının dışındadır. bedensel ve duygusal olarak, işte bu yüzden otokonrole ihtiyaç duymadan, söylnen bu sözler -bilenler bilecektir- karacaoğlanın artık sadece erkekelerden çıkmayacağının işaretini veriyor, tinsel-bedensel içi içe geçme. yukarıda ki dizeleri sadece bir kadın yazarsa anlama kavuşur burada da öyle oldu, tebrikler, bedeb politikalarını yıkmaya bir adım daha :)

ben bunu yazdığım anda okuma sayısı 35 ti şiirin ne diyeyim şiire ilgi güzel bişey herhalde

onlyyou tarafından 5/22/2007 1:57:22 AM zamanında düzenlenmiştir.
22 Mayıs 2007 Salı 01:33:24
Basit yaşamalı
Sade olmalı insan

Mevlananın ünlü sözünü anımsadım hemen
Ne adamlar gördüm sırtında ceket yoktu
Ne ceketler gördüm içinde adam yoktu

Bu güzel temayı buldum şiirinizde
Bütün gönlümle bu dizeleri kutluyor ve alkışlıyorum
sevgi, güzellik ve muhabbetle kalın
22 Mayıs 2007 Salı 01:28:58
öyle çok şey geldi ki aklıma şiiri okuduğumda...ve öyle çok şiir, öyle çok şair!!!

Can Yücel geldi ve dedi ki "Boşver be yaşı başı...yaşadın mı dibine kadar yaşayacaksın"

Yalçın Ergir "Susayınca su içecek kadar basit yaşayacaksın" dedi...

Geldiler ve içimi doldurup geri çekildiler. Şimdi ben dizelerinle başbaşa düşünüp duruyorum...alıp gitmeliyim sonra tekrar gelip yeniden, yeniden okumalıyım!

Sevgimle


Atilla Güler tarafından 5/22/2007 1:30:00 AM zamanında düzenlenmiştir.
22 Mayıs 2007 Salı 01:26:16
Bak klavyende dans ediyor ellerin,
Hani her birini sağlam yaratan
Yaradan’a teşekkürlerin?

içimi kanatan yeri aldım geldim... gerisini de yükledim heybeme götürdüm gittim:)))

duyarlı yüreğinle

duyarlı kaleminle

duygulu şiirini bütün kalbimle kutluyorum elifcim,,

öyle güzeldi ki...
22 Mayıs 2007 Salı 01:10:59
zegin olmak ne kadar değişebiliyor verilen değere göre... ve sizde güzel anlatmışsınız aslolan zenginliği... bir de kalan ve bizimle gelenler var son yolculuğa söz verdiğimiz de değil mi? belli hangi zenginliklerin ebedi olduğu... teşekkürler bu güzel şiire... ben çok sevdim... saygı ve sevgiyle kalın...
22 Mayıs 2007 Salı 01:07:57
harikaydı mina...
duygularımın şiirini yazmışsın.
aşktan öte...
heyhat ki, zaman hızla teknoljiye kurban gidiyor...
duygularımız, sevinçlerimiz, aşklarımız bile onun paralelinde...
her şey yapay oldu, sahteleşti...
insanlar bile...
içim acıdı da yazmak geldi içimden...
boğazımda takılı bir şeyler ile, geceye uğurluyorum seni ve o duygulu mısralarını senin...
seçkiymiş...
aha sana seçki...
tebriklerimle,puanımla, sevgimle, saygımla, doğallığımla...

bu şiir günümün şiiri...
anlıyorsam şiirden...


zekice tarafından 5/22/2007 1:09:45 AM zamanında düzenlenmiştir.
22 Mayıs 2007 Salı 00:53:41


hayat felsefesi olarak alınabilecek, tekrar tekrar okunabilecek, hatta ezberlenebilecek bir şiir -bayramlarda okuyabilmek için!-
ellerinize sağlık.
22 Mayıs 2007 Salı 00:40:21

"duyumsuya biliyorum " un birleşik yazılması gerektiğini hatırlatarak giriş yapıyorum.

:)

çok anlamlı, kıssadan hisse misali...

"basit yaşamalı basit" derken kulağıma gelen ses,

Orhan Veli'nin "bedava yaşıyoruz bedava" sesiyle aynı güzellikte.

arada metelik vermediklerimizi dürtmek gerekiyor böyle.

sevgimle.







Selin Yıldız tarafından 5/22/2007 12:41:23 AM zamanında düzenlenmiştir.
22 Mayıs 2007 Salı 00:30:56
Sarıl hiç beklemediğim bir anda sımsıkı belime
Bir papatya takabiliyorsan saçlarıma
Terin damlıyorsa tenime
Ve birde şiir fısıldıyorsan kulağıma
En güzel hediye...


gönlünüze saglik..
tebrikler...

22 Mayıs 2007 Salı 00:29:51
hayatı basit yaşıyorsan eğer yaşamak kavramını çözmüşsündür....aşırı isteklerle duygularımızı köreltmezsek mutluluk o kadar yakınlaşır ki bize...
kılavuz olmuş şiirin hayata...
tamda seni okurken "Badem" in - "Elif" şarkısı çalıyordu..şöyle diyor..
"Elif, kaşlarını çatar......
.
.
.
ak elleri kalem tutar"

kalemin elinden hiç düşmesin...

tebriklerim çok Elif...
ben sana mina diyeceğim....

sevgilerimle........



hayaletsuvari tarafından 5/22/2007 12:33:24 AM zamanında düzenlenmiştir.
22 Mayıs 2007 Salı 00:20:47
Basit yaşamalı basit...
Yoksa öldürecek beni
Çevre kirliliğinden mütevellit
Adına para denilen,
İnsan kirleten asit...

çok tuttum bu mısraları ve tutuldum...


tebrikeeeeeeler...
22 Mayıs 2007 Salı 00:11:45
ayakta alkışlarım seni ben şiir..saygılarımla
22 Mayıs 2007 Salı 00:07:33
Söyle;
Ne tutar yerini
Bahçeden yolduğun güllerin?
Hem gül dediğin çiçeğin
Kuruduğunda da bir anlamı olur
Ne değeri var çürüyen pahalı orkidelerin?
hem vallahi hem billahi hiçbişey tutmaz bunların yerini
ssaygılarımla
şiirle kalın

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.