3
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
143
Okunma
Sırtımı dayadığım o koca dağ yıkıldı sanki,
Gözlerinin içine bakacak yüzüm, tutunacak tek bir dalım kalmadı bugün.
Sen her gece yastığa başını koyduğunda benim için dualar ederken,
Ben kendi ellerimle ördüğüm o soğuk, taş duvarların arkasında kayboluyordum.
Biliyorum anne, yüreğini ne çok sızlattığımı,
Hangi sitemli susuşlarla, hangi sessiz gözyaşlarıyla sabahı ettiğini çok iyi biliyorum.
Şimdi ne diyeceğimi, bu mahcubiyeti kelimelere nasıl dökeceğimi bilemiyorum;
Boğazımda düğümleniyor her cümle, sesim içimdeki kuyulara devriliyor.
Öyle bir çaresizlik, öyle katıksız bir hasret ki bu; iliklerime kadar işledi yokluğun.
Bir çocuk gibi gelip dizlerine kapanmak, saatlerce ağlamak isterken,
Aramıza çekilen o aşılmaz setlerin, üstümüze çöken karabulutların sızısıyla yanıyorum.
Suçumu biliyorum, kabahatim göğe vardı anne;
Ama sen analıksın, ne olur büyüklük göster de bağışla bu gafil evladını.
İnsan canı yanmadan, başı sert taşlara çarpmadan anlamıyormuş meğer.
Dünyanın o yalan şatafatı, sahte gülüşleri birer birer çekilince kenara,
Anladım ki bu hayattaki tek karşılıksız, tek gerçek sığınak senmişsin.
Ah bir bilsen anne, nasıl bir özlem bu içimi yakıp kavuran...
Bir çayın buğusunda, pencerenden süzülen bir ışıkta hep seni arıyorum.
O nasırlı, sıcacık ellerinin dokunuşunu,
"canım evladım" diyen o şefkatli sesini öyle çok özledim ki...
Şimdi bütün dünyayı ayaklarımın altına serseler,
senin tek bir tatlı sözünün yerini tutmaz.
Sessizce oturduğumuz o eski sofraları,
kokunu içime çekerek sana sarıldığım anları düşündükçe
Uykular haram oluyor gecelerime; yokluğun göğsüme basılan kor bir demir gibi yakıyor.
Ben hatamı anladım ama bedelini her gün yeniden ödüyorum.
İçimde tarif edilemez bir hüzün, göğsümün tam ortasında ağır bir taş var.
Zamanı geriye sarıp o seni incittiğim günleri ömrümden silebilmeyi ne çok isterdim...
Şimdi sadece vesikanla baş başa kalıp, resmindeki o derin gözlerine bakarak helallik diliyorum.
Senin gözünden akan her bir damla yaşın, çektiğin her bir ahın vicdanımdaki yüküyle ezilirken,
Ne olur o sonsuz merhametinle, o eskimeyen affınla sar yine beni.
Günler geçmiyor artık, vakit senin yokluğunla dolup taşıyor;
Aldığım her nefeste adını fısıldıyor, bastığım her toprakta senin huzurunu arıyorum.
Sen herif, bilirsin işte; bu can bu pişmanlığı daha fazla taşıyamaz.
Beni bu karanlıkta, bu vicdan azabıyla tek başıma bırakma...
Aramızdaki bu karabulutları dağıt, o merhametli kollarına yeniden al beni,
Hakkını helal et bana anne, ne olur hakkını helal et...
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.