1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
182
Okunma
Terinos evde yalnız,
Bir bardak tonik soğuk,
Karpuz serin,
Gece deniz kadar durgun.
Puding hazır, kaşık hazır,
Şekeri düşünen kim?
Ömür dediğin bir yudum,
İçsen de geçer içmesen de.
Çakıl taşları çok olur,
Deniz kıyısı taşar taşar;
Pırlanta nadir bulunur,
Bulununca gözler parlar.
Taş çoktur, yaş çoktur,
Her taşın bir izi vardır;
Kimi denizde aşınır,
Kimi gönülde sızıdır.
Terinos bakar göklere,
Bir yıldız düşer saçına;
“Ömür kısa,” der, “dostum,
Gülmek yakışır sana.”
Kulakları ağır işitir,
Ama kalbi hâlâ duyar;
Dalgaların uzak sesini,
Eski dostların sesini duyar.
Bir zamanlar gençti dünya,
Şimdi dünya biraz yorgun;
Ama güneş yine doğuyor,
Mavi yine mavi, gök yine durgun.
Karpuz kırmızı bir gönül,
Tonik serin bir hatıra;
Puding çocukluğun tadı,
Bir kaşık düşer zamana.
Gül Terinos, gül biraz,
Hüzün zaten kapıda;
Neşe damarına girsin,
Coşku aksın kanında!
Çünkü hastalık ne ki dostum,
Hayat ondan daha büyük;
İnsan gülerken unutur,
Bir anlığına bütün yükü.
Çakıl olsan denizlerde,
Yuvarlan dur dalga dalga;
Pırlanta olsan dağlarda,
Parla dur karanlıkta!
Çok olmak marifet değil,
Nadir olmak başka hüner;
Bir ömür bin yıl yaşamaz,
Ama bir an bin yıl eder.
Terinos bardağı kaldırır:
“Haydi dostlar, şerefe!”
Sonra karpuza uzanır,
Güler eski neşesiyle.
Gece hüzün, sabah umut,
Hayat ince bir çizgi;
Dünya çakıl taşı olsa da,
Bizim gönlümüz pırlanta gibi.
Ve deniz kıyısında kalır
Terinos’un son sözü:
“Nicelik mi dedin dostum?
Boş ver onu...
Bir güzel yaşa,
Bir güzel gül;
Ömür dediğin
Pırlanta kadar değerli,
Çakıl taşı kadar bol değil.”
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.