31
Yorum
68
Beğeni
5,0
Puan
764
Okunma


-Suskunluğun ıslak renkleri iki sessizlik arasında gizli-
bu kente yağmur yağdı
biz bilmiyorduk
(ya da bilip sustuk)
bir telaş vardı ellerimizde
küçük, Israrcı, unutulmuş
sanki biri eksilmiş gibi bizden
damlalar parmaklarımızın
ucunda titredi
soğuk, hafif bir elektrik gibi
kaldırımlar ıslaktı
sanki birinin sesi geçmişti oradan
ama dönmemişti
camlarda dolaşan buğulu renkler
suskunluğun iziydi
birikmiş su birikintileri
ayak seslerimizi yutuyordu
lamba titredi
ışık, duvara vurup geri geldi
sessizlik, kendini yaktı
renkler, sessiz bir uğultu gibi
bir süre takıldı gözüme
gece ikiye ayrıldı
bir yanı sen
öteki, sessizliğin soğuk tarafı
bir pencere
bir buğu
bir yüz silindi yavaşça
damlaların arasında
renkler titredi
suskunluğun sessiz melodisi gibi
gökyüzü
şimşekler kadar yorgun
renksiz suskunluğun ardından
bir ışık çizgisi kırıldı ufukta
sanki renkler,
gökyüzünde asılı kaldı
bulutlardan damlayan bir sır gibi
ve biliyorum
bizim de kentimize
bir sevda yağmuru yağmıştı
adı yoktu
damlalar, sessiz bir dokunuş gibi
ellerimiz birbirine yakın
ama dokunmadı
suskunluk, parmaklarımız arasında çözüldü
belki dokunsaydı
yağmur dururdu
kent bizi hatırlardı
ve
o gökkuşağı sessizce
suskunluğumuzu renklerle öperdi
Meltem Kınıc
5.0
100% (35)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.