28
Yorum
41
Beğeni
4,9
Puan
343
Okunma

Sanki yanağındaki çukura gömmüş bütün sıkıntılarını. Ama her baktığı noktada belli oluyor yalnızlığı. Kimsesiz, sevgisiz ve yorgun bir hali var. Ayakta kalabilmek adına bu kahpe dünya ile savaş halinde. Kâh yenik, kâh galip bitiyor ömür.
Bazen gülümsemesi bile bir sığınak aslında. Kimse görmesin diye acılarını sakladığı küçük bir liman. Gözlerinin derininde suskun bir hikâye, yüreğinin kıyısında yarım kalmış sevdalar taşıyor.
Her düşüşünde biraz daha sessiz, her kalkışında biraz daha güçlü oluyor. Çünkü bazı insanlar yaşamak için değil, yenilse de yeniden ayağa kalkmak için doğuyor. Ve belki de en büyük zaferi, bütün kırgınlıklarına rağmen hâlâ içinde küçücük bir umudu yaşatabilmesi…
Gamzesine saklanmış bir akşam hüznü
Gözlerindeki yaş anlatır içindeki hüznü
Bir tebessüm düşer bazen ama o da acıdan
Değer gördüğünde azalır içindeki hüznü.
Belki de kimsenin bilmediği en büyük savaşı, kendi içinde veriyor. Geceleri sustuğunda, bütün kelimeler gözlerinde çoğalıyor; söyleyemedikleri, sustuklarından daha çok şey anlatıyor.
Yine de sabah olduğunda yüzüne o tanıdık tebessümü takıp hayata karışıyor. Kimse bilmiyor; o gülümsemenin ardında kaç gece uykusuz, kaç veda sessizce yaşandı.
Kırılmış ama tükenmemiş, yorulmuş ama vazgeçmemiş. Çünkü bazı yürekler vardır; en çok acıdığı yerden yeniden filizlenir. Ve o, bütün yenilgilerine rağmen hâlâ hayata inat gülümseyebilen bir kadındır.
Belki de bu yüzden kimse onun içindeki fırtınayı tam olarak anlayamaz. O, yağmurunu içine yağdırıp yüzüne güneşi kondurmayı öğrenmiştir. Herkes onu güçlü sanırken, gecenin en sessiz saatlerinde kendi yaralarını sessizce sarar.
Bir zamanlar güvenip açtığı kapıların çoğu yüzüne kapanmıştır. Sevgiyi beklediği ellerden yalnızlık, huzur aradığı yollardan kırgınlık dönmüştür. Ama yine de kalbinin kapısını tamamen kilitlememiştir; çünkü hâlâ bir yerlerde, güzel bir başlangıca inanmak isteyen küçük bir çocuk saklıdır içinde.
Yanağındaki gamzede saklı duruyor hüznü
Ama her gülüşünde acıtıyor o kahrolası sızı
Her düşüşte yeniden kalkar bulur kendini
Susar dudakları da hep konuşur yalnızlığı…
Belki bir gün biri çıkar karşısına… Onun gülüşüne değil, suskunluğuna bakar. Yüzündeki çukuru değil, yüreğindeki yarayı görür. “Neyin var?” diye sormak yerine, sessizce yanında durur. İşte o zaman yıllardır taşıdığı bütün yükleri biraz olsun bırakır omuzlarından. Ve belki ilk kez, savaşmadan da yaşanabileceğini öğrenir. Çünkü bazı kadınlar sevilmekten çok, anlaşılmayı bekler.
Ve anlaşıldıkları gün, yıllardır sakladıkları o hüzünlü gülümseme gerçek bir bahara dönüşür.
Emre Vehbi ALKAN
Şiirbaz
Sanki yanağındaki çukura gömmüş bütün sıkıntılarını. Ama her baktığı noktada belli oluyor yalnızlığı. Kimsesiz, sevgisiz ve yorgun bir hali var. Ayakta kalabilmek adına bu kahpe dünya ile savaş halinde. Kâh yenik, kâh galip bitiyor ömür.
Bazen gülümsemesi bile bir sığınak aslında. Kimse görmesin diye acılarını sakladığı küçük bir liman. Gözlerinin derininde suskun bir hikâye, yüreğinin kıyısında yarım kalmış sevdalar taşıyor.
Her düşüşünde biraz daha sessiz, her kalkışında biraz daha güçlü oluyor. Çünkü bazı insanlar yaşamak için değil, yenilse de yeniden ayağa kalkmak için doğuyor. Ve belki de en büyük zaferi, bütün kırgınlıklarına rağmen hâlâ içinde küçücük bir umudu yaşatabilmesi…
Gamzesine saklanmış bir akşam hüznü
Gözlerindeki yaş anlatır içindeki hüznü
Bir tebessüm düşer bazen ama o da acıdan
Değer gördüğünde azalır içindeki hüznü.
Belki de kimsenin bilmediği en büyük savaşı, kendi içinde veriyor. Geceleri sustuğunda, bütün kelimeler gözlerinde çoğalıyor; söyleyemedikleri, sustuklarından daha çok şey anlatıyor.
Yine de sabah olduğunda yüzüne o tanıdık tebessümü takıp hayata karışıyor. Kimse bilmiyor; o gülümsemenin ardında kaç gece uykusuz, kaç veda sessizce yaşandı.
Kırılmış ama tükenmemiş, yorulmuş ama vazgeçmemiş. Çünkü bazı yürekler vardır; en çok acıdığı yerden yeniden filizlenir. Ve o, bütün yenilgilerine rağmen hâlâ hayata inat gülümseyebilen bir kadındır.
Belki de bu yüzden kimse onun içindeki fırtınayı tam olarak anlayamaz. O, yağmurunu içine yağdırıp yüzüne güneşi kondurmayı öğrenmiştir. Herkes onu güçlü sanırken, gecenin en sessiz saatlerinde kendi yaralarını sessizce sarar.
Bir zamanlar güvenip açtığı kapıların çoğu yüzüne kapanmıştır. Sevgiyi beklediği ellerden yalnızlık, huzur aradığı yollardan kırgınlık dönmüştür. Ama yine de kalbinin kapısını tamamen kilitlememiştir; çünkü hâlâ bir yerlerde, güzel bir başlangıca inanmak isteyen küçük bir çocuk saklıdır içinde.
Yanağındaki gamzede saklı duruyor hüznü
Ama her gülüşünde acıtıyor o kahrolası sızı
Her düşüşte yeniden kalkar bulur kendini
Susar dudakları da hep konuşur yalnızlığı…
Belki bir gün biri çıkar karşısına… Onun gülüşüne değil, suskunluğuna bakar. Yüzündeki çukuru değil, yüreğindeki yarayı görür. “Neyin var?” diye sormak yerine, sessizce yanında durur. İşte o zaman yıllardır taşıdığı bütün yükleri biraz olsun bırakır omuzlarından. Ve belki ilk kez, savaşmadan da yaşanabileceğini öğrenir. Çünkü bazı kadınlar sevilmekten çok, anlaşılmayı bekler.
Ve anlaşıldıkları gün, yıllardır sakladıkları o hüzünlü gülümseme gerçek bir bahara dönüşür.
Emre Vehbi ALKAN
Şiirbaz
5.0
97% (31)
1.0
3% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.