"okuyucuları ikiye ayırırım: hatırlamak için okuyanlar, unutmak için okuyanlar" wıllıam phılıps
Yasin Yüksel
Yasin Yüksel

Gelin Kayası

Yorum

Gelin Kayası

( 19 kişi )

12

Yorum

27

Beğeni

5,0

Puan

276

Okunma

Gelin Kayası

Gelin Kayası

===Gelin Kayası Efsanesi===

Köyün yukarısındaki kayalık sırta çıktığımda, güneş henüz dağların arkasından yeni yükselmişti
Oksijen bayramı ediyordu ciğerlerim.

Birikmiş yılların yüküyle taşlara dokunarak ilerleyen adımlar, aslında sadece bir patikayı değil, bir hafızayı yürür aslında Anadolu’nun her tarafı aynı.

Bu kayalıklar çocukluktan kalma bir tanıdıktır; zira Anadolu’da taşların da bir hafızası vardır.

Binlerce yıl boyunca bizim İdris dağının esen sert rüzgârları kayaları yontmuş, yağmurlar ince çatlakların içine dolmuş sanki bir sâhan görüntüsü almış gibi ve güneş her sabah aynı sırta bıkıp usanmadan yeniden doğmuş.

Ankara’nın Elmadağ ilçesine bağlı Yeşildere köyünde yükselen Gelin Kayası,
tam da bu kadim döngünün merkezinde durur.

Kayada, uzaktan bakıldığında gökyüzüne açılan bir pencereyi ya da bir bileziği andıran derin bir oyuk göze çarpar.

Bizim köydeki büyüklere göre "Taşın Gözü" dedikleri bu ulu kayalık bilezik, kimine göre dağların ötesindeki bilinmeyen diyarlara bakılan bir pencere,
kimine göre ise geçmişte yaşanan bir efsaneye göre gelin alayının önünü kesen eşkiyalar gelini kaçırmaya çalışmış ve gelin teslim olmayıp o bileziğe dönen kayadan kendini boşluğa bırakmış ve bizlere ağıtları söylenen ağ gelin efsanesi ,aşkı saklanan bir mahzen oluvermiş.

Babadan oğula devreden o eski hakikat, kayaların sessizliğinde yankılanır:

(Ağ gelin de oturmuş daşın üstüne, üstüne,
Her nedersen başım üstüne ağ gelin ,sürmelim,
Ben güzelden böyle vefa ummazdım, ummazdım
Güzel ağlatmadıda güldürdü beni ağ gelin ,sürmelim
Güzel ağlatmadıda güldürdü beni ağ gelin sürmelim...)

Gelin kayası efsanesi Ahlat Dağı’ndan İdris Dağı’na doğru esen rüzgâr, sadece kayaları yontmakla kalmaz; Dereşıh’tan Şahin yükselen Ovası’na uzanan o engin coğrafyada eski bir efsaneyi fısıldar.
Sütun gibi yükselen o dik gelin kayalıkları, zamanında buradan geçen ve izi taşlara mühürlenen Ağ Gelin’in mirası gibidir.

Süzülür yükseklerde kartal kanadı
Ahlat Dağı kadar kadimdir yollar
Aşkın sert rüzgârıyla anar adını,
Gelin Kayası’na çıkan tüm yaylalar..
Yasin Yüksel.

Günün ilk ışıklarıyla parlayan o ulu kaya, akşam çökerken yankılanan yanık bir uzun havayla uykudan uyanır efsane canlanır yine yeni yeniden.

Yıllar geçmiş, köyümün dağları öksüz toprak evleri silinmiş gençler şehirlere göç etmiş, tarlalar boş kalmış ve eski taş evlerin kapılarına birer birer kilit vurulmuş virane olmuş.

Fakat Gelin Kayası hâlâ oradadır; sessizdir ama asla suskun değildir .
Mağrur dumanlı puslu ve başı dik.

Zamanın tek işi gücü yıkmak ya da unutturmak değildir elbet. Güneşle yıkanan o ulu kayalığın çatlaklarından birinde, küçücük ve yeşil bir filiz başını gökyüzüne uzatır.

Taşın bükülmez sertliği ile filizin narinliği yan yana durduğunda, hayatın en büyük sırrı belirir:

Zaman yalnızca eksiltmez, bazen en sert taşın bağrından bile yeni bir hayat çıkarır.

Taş kalpli deme ey insanca insan
Gelin kaya taşdı yıllarca bir zaman
Bir gelin yâdına kaldı bunca zaman
Mirasını saklar zümrüt canından

Gelin Kayası’nın bileziğinin gözünden boşluğa bakıldığında görüceğiniz şudur ki; taş geçmişe doğru bir kapı aralar,ama hayat geleceği kültürel miras olarak yarınlara taşır

İnsan kendi zamanından geçip giderken geride bıraktığı en küçük kıpırtı, bir dua ya da bir sevda izi, gün gelir başka bir insanın hayatında yeniden doğar yaşar hayat bulur ,kim bilir?
Taş susar, rüzgâr söyler; o ulu bilezik sonsuz bir sevdayla parlamaya devam eder...

Süzülür enginde kartal kanadı
Ahlat dağı kadar kadimdir yollar
aşkın sert rüzgârıyla anar adını
gelin kayasına çıkan tüm yaylalar

bin yıllık rüzgârlar yontmuş bağrını
her çatlak izinde gizli göz yaşı sızı
ruhum duyar idris dağının çağrısını
içimde bir berrak umutlu gökyüzü izi

dereşıh uzanır engine şahin ovası
taşlaşmış bir yürek bakar uzaktan
Çok hüzünlü nazlı yurdun sevda
okunur içimde duası o ilk duaktan

geçmişten bugüne fısıldar rüzgâr
"aman ağ gelin indim ola yayladan"
kaya bir bilezik güneşte parlar
sütun gibi yükselir aşkın ahından

taşın bağrındaki o kor kıpırtı
bin yıl ötesinden ağ gelinin izi
bir uzun havayla dağın uykusu
sarmalar rüzgârın sesi kalbimizi

bir gelin geçti bu yoldan vaktiyle
mühürlendi izi bileği dik kayalara
akşam çökerken o yanık türküyle
ağ gelin kavuşur yine gelin kayasına

dün ile bugün arasında sessiz
bir sevdalı yürür uzak yaylamda
taş susar rüzgâr söyler kimsesiz
o bilezik parlar sonsuz sevdada...

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (19)

5.0

100% (19)

Gelin kayası Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Gelin kayası şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Gelin Kayası şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
Pakize Sultan
Pakize Sultan, @pakize-sultan
15.8.2026 01:48:31
5 puan verdi
Değerli üstadım;
Gelin Kayası, yalnızca bir kayanın hikâyesini değil; taşın hafızasında saklanan bir sevdanın, bin yıllık rüzgârlarla bugüne taşınan bir yurdun ve ağıtla türkü arasında yaşayan bir aşkın hikâyesini anlatıyor.

Şiir boyunca dağ, yayla, rüzgâr, şahin ovası ve taş; adeta yaşayan birer tanığa dönüşmüş. “Bin yıllık rüzgârlar yontmuş bağrını” dizesiyle başlayan bu kadim hikâye, her çatlağı bir gözyaşına, her kayayı bir hatıraya dönüştürüyor.

Özellikle “taş susar, rüzgâr söyler” dizesinde şiirin bütün ruhu sanki tek bir nefeste toplanmış.
Çünkü burada susan taşın dili rüzgâr, rüzgârın dili ise türkü olmuş. “Ağ gelin” motifi de bu kadim coğrafyanın hüznünü ve kavuşamayan sevdaların zamana direnmiş izini çok güzel taşıyor.

Şiirin en güçlü taraflarından biri de geçmişle bugünü birbirinden koparmaması. Bin yıl önce yaşanmış bir sevdanın izi, bugün bir başka yürekte yeniden yankılanıyor.
Böylece Gelin Kayası, yalnızca bir mekân olmaktan çıkıp sevdanın, özlemin ve hatıranın zamana meydan okuyan sembolüne dönüşüyor.

Kaleminize sağlık. Yöresel dokuyu, halk türküsünün hüznünü ve şiirin lirik damarını aynı potada buluşturan; okurken insanın kulağına uzaklardan bir uzun hava, gönlüne ise eski bir sevda düşüren çok güzel ve etkileyici bir çalışma olmuş. 🌿
Selam ve saygılarımla 🍀
Ahmet Coşkun 1
Ahmet Coşkun 1, @ahmetcoskun1
15.8.2026 21:00:20
5 puan verdi
Güzel öyküydü
kutlarım...
emre vehbi alkan
emre vehbi alkan, @emrevehbialkan
15.8.2026 13:17:07
5 puan verdi
Harika bir şiir okudum. Yürekten kutluyorum sizi güzel insan.
Hikmet-Metin
Hikmet-Metin, @hikmet-metin
15.8.2026 13:10:20
5 puan verdi
Gelin Kayası’nı yalnız bir mekân olmaktan çıkarıp taşa sinmiş bir hafıza, rüzgâra karışmış bir sevda ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir ağıt hâline getirmişsiniz. Özellikle “Taş susar, rüzgâr söyler” duygusu şiirin bütün ruhunu taşıyor. Anadolu’nun coğrafyasıyla türküsünü ve efsanesini buluşturan çok güzel bir çalışma. Kaleminize, yüreğinize ve memleket hafızasına katkınıza sağlık.
Tamer Karakaş
Tamer Karakaş, @canim-benim
15.8.2026 12:34:46
5 puan verdi
Yasin Bey, "Gelin Kayası" şiiriniz Anadolu’nun o kadim ve hüzünlü ruhunu adeta ilmek ilmek işlemiş. Ahlat ve İdris dağlarının gölgesinde, geçmişten bugüne fısıldayan rüzgarların ve o taşlaşmış yüreğin hikayesi beni derinden etkiledi. Dizelerinizdeki o yanık türkü havası ve "sonsuz sevda" vurgusu kaleminize çok olgun, destansı bir karakter katmış. Kelimelerinizle adeta bir Anadolu tablosu çizmişsiniz. Bu kıymetli eserinizi bizimle buluşturduğunuz için teşekkür ederim. Yüreğinize, kaleminize sağlık. En kalbi selamlarımla.
Yılmaz Tizgöl
Yılmaz Tizgöl , @yilmaztizgol
15.8.2026 11:38:31
5 puan verdi
Bir yörenin dağlarını, yaylalarını ve Gelin Kayası’nın ardındaki eski sevda hikâyesini uzun hava tadında anlatmışsın. Taşın sustuğu yerde rüzgârın Ağ Gelin’in türküsünü söylemesi şiire güzel bir halk efsanesi havası katmış. Geçmişle bugünü aynı kayanın üzerinde buluşturan, memleket kokulu bir çalışma olmuş. Kutluyorum kardeşim, kalbi selamlarımla.
Etkili Yorum
ramazancelik
ramazancelik, @ramazancelik
15.8.2026 09:52:15
5 puan verdi
insanoğlunun yaşadığı derin, hüzünlü ve yarım kalmış sevdaların, doğanın kadim unsurlarıyla bütünleşerek taşlaşması ve nesiller boyu efsanevi bir hafıza olarak ölümsüzleşmesidir.
se
sedat hünker, @sedathunker
15.8.2026 09:21:53
5 puan verdi
Çok güzel şiir sevgiler saygılar selamlar sağlıcakla kal allahın selameti üstüne olsun
Etkili Yorum
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
15.8.2026 08:18:13
5 puan verdi
Ahlat Dağı’nın, İdris Dağı’nın, Dereşıh’ın ve Şahin Ovası’nın o kadim coğrafyasından süzülüp gelen bu eser; 11’li hece ölçüsünün o duru, vakur ve mistik yapısıyla kaleme alınmış muazzam bir efsane, sevda ve taşlaşmış bir sadakat destanıdır.

Şiir, Anadolu’nun o meşhur "ağ gelin" efsanesini ve duayla taşlaşan masumiyet temasını alıp, tabiatın ve rüzgârın fısıltısıyla birleştirerek dinleyeni/okuyanı bin yıllık bir zaman yolculuğuna çıkarıyor.
Etkili Yorum
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
15.8.2026 08:07:34
5 puan verdi
Ankara’nın Doğu coğrafyasına (Elmadağ, Hasanoğlan, Elmadağ-Kırıkkale hattı) ait yerel efsaneleri, mekân isimlerini ve türkü kültürünü son derece zarif bir dokuyla işleyen derin, hüzünlü ve destansı bir şiir.

​Şiirdeki mekânsal ve kültürel dokuyu daha da anlamlandıran temel unsurlar:

​ Ahlat Dağı, İdris Dağı, Dereşıh ve Şahin Ovası gibi Ankara çevresinin kadim yükseltileri ile "Gelin Kayası" efsanesi birleştirilmiş.

Sevdiğine kavuşamayıp taş kesilme ya da kayalardan süzülme anlatısı, dizelerde çok güçlü bir imgeye dönüşüyor.

​"Aman ağ gelin indim ola yayladan" dizesiyle doğrudan Anadolu’nun o yanık ve köklü uzun hava geleneğine selam gönderiliyor. Türkü ile coğrafya adeta tek bir beden haline geliyor.

​Rüzgârın taşı yontması, bilezik imgesi ve taşlaşmış yürek motifleri, yaşanan aşkın ve hüznün zamana yenilmediğini, doğanın bir parçası olarak ölümsüzleştiğini simgeliyor.

​Kaleminize sağlık; geçmişin yaşanmışlığını, yalnızlığını ve Anadolu'nun o vakur hüznünü hissettiren çok dengeli bir eser olmuş.

Tercanlı24
Tercanlı24, @tercanli24
15.8.2026 07:00:53
5 puan verdi
Emeğinize ve kaleminize sağlık güzel bir çalışma güzel anlatım kutlarım emeğinizi selamlar sevgiler saygılar gönderdim
Pakize Sultan
Pakize Sultan, @pakize-sultan
15.8.2026 01:44:52
5 puan verdi
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL