5
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
111
Okunma
Sarı yapraklar dökülürken toprağa,
Eylül’ün en mahzun anında doğmuşum.
Kaderim benzerken solan bir bağa,
Ben kendi rüzgarımda savrulmuşum.
Güven demişler adıma, ağır bir yük,
Taşıdım yıllarca hep bir başıma.
İçimdeki boşluk dünyadan büyük,
Bakmadılar hiç şu gözümün yaşına.
Tekin bir yol aradım, hep uçurumlar,
Soyadım bir kale, kapısı kapalı.
Kimseye inanmam, bitti o yıllar,
Gönlümün her yanı yaralı, yamalı.
Doğarken bir kere gülmemiş yüzüm,
Şimdi hangi el beni güldürebilir?
Geceden karanlık olsa da gündüzüm,
Bu sessiz çığlığı kimler duyabilir?
Zorla gülmek yakışmaz bu duruşa,
Ağır gelir sahte neşeler kalbe.
Benzerim fırtınada kalan bir kuşa,
Vurdukça vuruyor hayata darbe.
Hava boşluğunda bir yaprak gibi,
Dönüp duruyorum kendi eksenimde.
Görünmüyor artık kuyunun dibi,
Binlerce hatıra saklı sesimde.
Yorulmuşum artık yolun sonunda,
Yere düşüp çürüme vakti mi geldi?
Şu yalan dünyanın oyununda,
Payıma düşen hep kederli bir yeldi.
Sitemim kendime, dünyaya değil,
Sadece yoruldum, bitmiş dermanım.
Önünde diz çökmek, kimseye eğil,
Böyle yazılmış benim fermanım.
Yinede pişmanlık duymam bu cana,
Uçmak da güzeldi şu gökyüzünde.
Neler feda ettim ben yana yana,
Hepsi birer iz bıraktı yüzümde.
Bir uçtan bir uca savrulsa ömrüm,
Asaletim baki, duruşum net.
Hüzünle dokunmuş olsa da örüm,
Kendi içimdedir asıl nihayet.
Toprak çağırsın, rüzgar estirsin,
Az kaldı vuslata, bitiyor yolculuk.
Hangi güç kaderi geri çevirsin?
İçimde bir sızı, derin bir boşluk.
Son bir kez süzüldüm hayat yolunda,
Kanatlarım yorgun ama tertemiz.
Kaderin o soğuk, sessiz kolunda,
Gömülür gideriz, bizden kalmaz iz
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.