0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
16
Okunma
Mekke’ye inen nefes; hicranım katre benim
Hira’nın tozlarına sarsın Rabbülâlemin
Ecel sesi bendime günde bin kere şiâr
O gülün teşrifiyle eyle ruhum bahtiyar
Suffenin eşiğinde payını sürsen bana
"Ümmetimden" der gibi bir kere gülsen bana
Öyle ki Uhud gibi vuslata erer miyim
Efendim; gül yüzünü görmeye değer miyim
Olaydım Bedrin sıcak, o şiddetli gününde
Bedenimi zırh edip duraydım hem önünde
Avcundan yükselen dualarda olsaydım
Vechinle alevlenen şualarda olsaydım
Dokunsaydı ellerin ruhumu; kül olurdum
Rüzgarlara karışıp kokunda kaybolurdum
Bende olaydım, bende; kılıçların sesinde
Mus’ab ’ın , hanzalanın , ammarın ötesinde
Gölgesinde durduğun ağaçtan dal olsaydım
Sana serinlik veren görünmez yel olsaydım
Afakında eririm , ay gibi baksan bana
Coşar, çağlar gelirim; say gibi baksan bana
Bir dokunup geçen saz’da hasır olsaydım
Zeyd gibi, Bilal gibi sana esir olsaydım
Beni de çağırsaydın o teberruk sesinle
Pervazlansaydı ruhum , mübarek nefesinle
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.