7
Yorum
19
Beğeni
5,0
Puan
190
Okunma
ben hiç deniz görmedim ki
yağmurla vuslatına da şahit olmadım
çığlık çığlığa martılar da uçmadılar üstümden
resimlerde gördüm en çok denizi
mavisini gökyüzüyle denkleştirdim
dalgaları mutedil anadolu çırpıntılı
bir ara tuzlu sularında
altıncı filonun
ekabirlerini ağırladığını da duymuştum
ama ben Deniz’i hiç görmemiştim
aşkmış tutkuymuş deniz
onu bir seven
bir daha vazgeçemezmiş o sevdadan
içli bir türkü gibi yer edermiş
sevgisi insanın yüreğinde
sonu olmayan bir romanmış
denizlere sevdalanmak
ben hiç Deniz görmedim ki
Yusuf, Hüseyin, Sinan, Ulaş gibi
bir insan ismiydi Deniz bende
hem de en yiğidinden
hücreydi, demir parmaklıktı
mahkeme duvarı,
idam sehpasıydı benim için deniz
ve haki renkli bir parka
bazen renk değiştirirdi
babamın alın teri kokan sarı başaklar
deniz olup dalgalanırdı çocukluğumda
az sonra uyanırdım düşlerimden
kendine dönerdi denizin rengi
al kalpaklı sarı saçlı adamın gözleri gibi
ben hiç Deniz görmedim ki
hece hece şiirlerde yazdım hep Deniz’i
hangi mevsimde daha içe siner rengi
kokusu gecemi daha güzeldir
yoksa gün batımında mı hiç öğrenemedim
ben hiç Deniz görmedim
ama yinede
içimde deli dalgaları çırpınır hep
ruhumu yıkarım mavi sularında
yalnızlığı yalnızlığım
varlığı hayallerimin baş konuğudur hep
gün güne düşer
altısıdır mayıs şafağının
can kelebekleri uçuşur
ulucanların ketum avlusunda
Deniz kokusu gelir
beyaz çiçekli akasyalardan
dalıp gider bakışlarım
Deniz’li diyarlara
ve bir gün derim
bir gün mutlaka
kısa çöp uzun çöpten hakkını alacak…
5.0
100% (13)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.