1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
108
Okunma
Mürekkep sustu bu gece, kağıt ise dilsiz bir mezar,
Sana giden yolların üzerine koca bir mühür vuruldu.
Göğsümde çırpınan o son kuşun kanatları da azar azar,
Dönüşü olmayan o uçurumun kıyısında yoruldu.
Bir ferman yazıldı ki, hükmü ne sitem ne de figan,
İçimde sana dair ne varsa, hepsi birer birer asıldı.
Hani derler ya; "Bittiği yerden başlar her zaman,"
O yalanın boynu, gerçeklerin celladıyla kasıldı.
Gidiyorum...
Ardımda yangınlar değil, soğuk bir kül yığını bırakarak,
Gözlerimde fer kalmadı, hayalin artık bir gölge bile değil.
Kendi celladıma gülümsüyorum, urganı boynuma takarak,
Bu bir veda değil sevdiğim, bu sonsuz bir yok oluş, bil.
Dokunduğun her hatıra şimdi zehirli birer diken,
İçtikçe susadığım o pınar, kurudu ve çatladı toprak.
Ben senin uğrunda koca bir ömrü heba edip yerken,
Senin bahçende savrulan ben değilmişim, sadece bir yaprak.
Kırıldı yazan kalem, artık mürekkep kandan daha koyu,
Hiçbir şiir diriltemez bu kalpteki ağır cenazeyi.
Kazdım kendi ellerimle bu uçsuz bucaksız kuyuyu,
Gömüyorum içine, sana dair o en güzel hikayeyi.
Ne bir ses ver bana artık, ne de bir umut kırıntısı,
İdam mangasının önünde duran o mahkum kadar netim.
Dindi kalbimdeki o dinmek bilmeyen fırtınanın sarsıntısı,
Ben artık bu aşkın içinde, en büyük vasiyetim.
Son nokta konuldu, sayfa kapandı, ışıklar söndü,
Geriye dönüp bakmak mı? O lügatimden silindi.
Seninle başlayan o masal, kapkara bir gerçeğe döndü,
Ve o kalem... Bir daha yazmamak üzere tam ortadan kırıldı.
Artık ne güneş doğar bu kente, ne de mevsim bahara döner,
Yıkıldı o hayal sarayları, birer birer söndü kandiller.
Bir mezar sessizliği çöktü içime, yangınlar sustu ve söner,
Bu hikâyede son söz söylendi, kapandı o kara defterler
Şimdi sustu şair, mühürlendi dert ile yanan bu ağız,
Adım silindi fırtınadan, geriye kalan sadece bir enkaz.
Bu sözler benim mührüm, her bir harfi yüreğimden bir iz,
Bu dert benim, bu kalem benim; başkasına helal olmaz.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.