3
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
159
Okunma
Sen, Tanrı’nın yasakladığı bir meyve gibisin,
Seni, cennetten kovulacak bir inatla sevdim.
Artık hangi günahın ateşi yakabilir ki beni?
Ben zaten uğruna yanmayı, ibadet bilmişim...
Yüzün gülsün diye, kendi baharımdan vazgeçtim,
Ruhumu senin istediğin kalıplara döktüm, eridim.
Kendimi bir kenara bırakıp, sadece sana ayna oldum…
Sen bakınca güzellik gör diye,
Her gün olmadığım birine dönüştüm...
Ne o uykusuz gecelere,
Ne de feda edilen o ömre değersin...
Benim en büyük imtihanım,
Beş kuruş etmeyen şımarıklığında boğulmakmış.
Senin için harcadığım her zerre,
Rüzgar’a en büyük saygısızlıkmış...
Yıkık dökük bir enkazın eşiğinde,
kurban giden o meyve ağacıydım ben,
Dallarımı artık iyilik değil,
nefretin keskin dikenlerini sarıyor.
Kendi ellerinle var ettiğin o putun bedduasında, yan şimdi…
Ben artık ne senin hayalindeki o kişiyim,
ne de o eski masum kişi benim..
Susturulmuş bir feryat, yorgun düşmüş bir kalemden ibaretim…
Göz göre göre yandığım o ateşi, bugün kendi ellerimle söndürüyorum.
Anladım ki,
Seni sevmek bir marifet, bir yücelik değilmiş,
Ruhuma vurduğum en ağır pranga,
ömrüme sürdüğüm en kirli lekeymiş…
#Rüzgarınkalemi ….
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.