1
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
110
Okunma
Bir memur babanın çocuğuyduk biz,
Takvimler sararmış, yıllar ağırdı,
Devlet kapısında geçen ömürlerin
Sessizliğinde büyürdü hayat.
Sobanın üstünde kaynayan çaydanlık,
İçinde biraz dert, biraz umut taşırdı.
Annemin yamalı bohçasında saklıydı kış,
Babamın ceketinde yorgun bir maaş.
Akşamları radyo konuşurdu bizimle,
Cızırtılı sesinde memleket vardı.
Haberler bitince susardı herkes,
Çünkü her kelime biraz bize dokunurdu.
Bir çift ayakkabı bayramdan bayrama,
Bir kazak yıllarca eskimezdi.
Ama biz yine de büyürdük inadına,
Yoklukla değil, sabırla beslenirdik.
Babam erken yaşlanırdı fark etmeden,
Ellerinde devletin yükü,
Gözlerinde bize sakladığı bir dünya vardı,
Hiç anlatamadığı…
Bir memur babanın çocuğuyduk biz,
Eski yılların tozlu sayfalarında,
Ne varsa yarım, biraz da onurluydu
Ve biz
O yarım hayatın tam çocuklarıydık.
Bir memur babanın çocuğuyduk biz,
Ay sonunu bekleyen akşamlar kadar sabırlı,
Maaş gününü bayram bilen
Küçük sevinçlerin büyük sahipleriydik.
Sobanın başında ısınırdı hayallerimiz,
Annemin çorbası duman, umut kokardı.
Babamın cebinde eksik kalan her kuruş
Gözlerimize bakınca tamamlanırdı.
Bir defter, bir kalem yeterdi bize,
Yeni alınmışsa kokusunu içine çeker gibi
Geleceği yazardık sayfa sayfa,
Yoksulluğu değil, direnmeyi öğrenirdik.
Babamız az konuşur, çok susardı,
O suskunlukta bir ömür gizliydi.
Yorgun elleriyle okşadığı başımız
Dünyanın en büyük servetiydi.
Bir memur babanın çocuğuyduk biz,
Zengin değildik ama eksik de sayılmazdık,
Çünkü biz
Sevginin maaşa bağlanmadığını
En küçük yaşta anlamıştık.
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.