3
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
112
Okunma

cam bir vitrinde unutulmuş
kanadı tozlu bir kelebek değil yalnızca—
onu tarif eden parmak izidir biraz da.
Bir yaprağın altını çevirirken
ansızın yakaladığın o gölge,
işte orada başlar bakış açısı:
Görmek değil,
gördüğünü yeniden icat etmek.
Zaman, ceplerimde taşıdığım
eski bir tren bileti gibi;
tarihi silinmiş,
ama gidişi hâlâ içimde taze.
Ben geçmişi hatırlamam—
onu kurgularım,
renklerini abartır,
acılarını italik yazarım.
Çünkü hayat,
düz bir cümle değildir hiçbir zaman.
Bir dipnotta saklanır asıl anlam;
ana metin acelecidir,
oysa dipnot sabırlı.
Bir çocuğun elinde büyüyen
mavi bir böceğe bakarken
şunu anlarım:
Masumiyet,
dünyayı düzeltmek değil,
ona eğik bir aynadan bakabilmektir.
Gerçek dediğin nedir ki?
Bir kelimenin yanlış telaffuzunda
yeni bir evren açılır bazen.
Yanlışlar,
hakikatin prova odasıdır.
Ben hayata
keskin bir cetvelle değil,
büyüteçle yaklaşırım.
Detaylarda gizlidir ihtilal:
Bir kirpik düşer masaya,
bir aşk başlar.
Ve insan—
kendi hikâyesinin güvenilmez anlatıcısı—
en çok da kendine yalan söylerken
şiirleşir.
Hayata bakış açım şudur:
Her şey geçicidir, evet,
ama geçerken
ardında bir renk bırakır.
O rengi yakalayabilen,
ölümü bile estetik bir susuşa çevirir.
Bir kelebek atlasını kapatır gibi
gözlerimi kaparım akşamları;
bilirim—
yarın yine başka bir kanat çarpacak içimde,
ve ben
onu yeniden adlandıracağım.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.