21
Yorum
33
Beğeni
5,0
Puan
281
Okunma

vaktiyle çocuklar ne güzel gülüyordu
bizler yere bakarken.
oyunlar oynanırdı,
biz dizimizi değil,
o zamanlar yüreğimizi kanatır,dık.
babam, hep bu toprak kıymetlidir derdi,
sonara anasının ellerini öper gibi dokunurdu toprağa.
bir zaman sonra öğrendik,
aynı toprağı
birileri metreyle satıyormuş
birilerine.
annem, ekmeği yere düşürme yavrum derdi.
şimdi sofralar rast gele devrilmiş,
ve ekmeğin üstüne nasıl bastıklarını
sözünü bile etmiyorlar.
bir ülke gördüm ben içi boşluklarla dolu,
onlara baktım uzaklardan
önce susmayı öğrendiler
sonrada her şeyi unuttular.
unuttular
nasıl sevileceğini bir çocuğun yüzünün,
nasıl eğileceğini bir yaşlının duasına,
nasıl eğileceğini secdeye bile…
unuttular
helalin tadını,
haramın utancını.
şimdi içinden geçtiğimiz bu sokaklar
bir zamanlar isimler taşırdı.
artık sadece sayıdan ibaret.
eskiden insanlar vardı,
şimdi kitle diyorlar.
birde yarın vardı,
şimdi ise bugün bitsin yeter diyor herkes.
bir yangın çıktı yıllar önce bu topraklarda.
o zaman önce evleri değil,
insanların içini yaktı.
kiminin evi yıkıldı,
kimininse insanlığı.
ama hepsi sustu.
ve susan herkes
bir parça daha sattı
geleceğinden.
ben
konuşmayı seçtim.
niyetim asla yarayı göstermek değil,
kanın kimin elinde olduğunu anlatmak.
çünkü gördüm, o bayramda öpülen eller
bugün çıkar avcısı oldular.
sofraları kuran o analar
bugün sadece raflara bakabiliyor sessizce.
yiğitler gitti,
mezar taşları sustu.
kalanlar ise
rakam oldu bakanların istatistiğinde.
hala diyorlar ki, ne kaldı ki geriye.
ben söyleyeyim,
bize kalan
unutmayan yüreklerdir.
isyanı içine gömenler,dir.
her gün yeni baştan
yarasını saranlar,dır.
ve sen,
eğer bu satırları
bir ah gibi okuyorsan,
bil ki yalnız değilsin.
çünkü bazı acılar
ne gazeteye çıkar,
ne mahkeme tutanağına…
sadece şiire sığar.
*
Mehmet Demir
14425
5.0
100% (24)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.