16
Yorum
33
Beğeni
5,0
Puan
294
Okunma
Her aşkın bir hikâyesi olur diye anlatırlardı küçükken.
Bir kere sevebilirdi insan,
Sonra kapatırdı yüreğini.
Kız Kulesi’nden bıraktım bugün kendimi,
Senin bıraktığın yerde yani.
Karadeniz’in hırçın dalgalarında boğulurdu sevdalar,
Ben de bıraktım…
Senin yarım bıraktığın yerde.
Giderken alıp götürdüğün yüreğimin yerine
Çaldım kalbini.
Hırsızlıksa, eşitlendik.
Yorgun bıraktık alıp götürürken parçalarımızı,
Geri dönüş yollarını sildik.
Şiirlerle kapladık hırsımızı.
Her esen rüzgârda selam söyledik,
Üzüntüyle karışık.
Kayalıklara inip tuzlu suyunda yıkadık yaraları,
Yosunlara takıldı gözlerim, uzaklara daldım.
Parlayan güneş hatırlattı seni.
Ardımda çay satan abladan iki bardak çay istedim,
Birini sen iç diye döktüm boğaza…
Çınladı mı kulakların?
Yanımdan geçenler “deli” dediler, güldüm.
Tanımıyorlardı seni.
Kırılan yanlarımı topladım yerden aklımca,
Peçeteye sardım kırıntıları,
Omzumdaki çantama sıkıştırdım.
Ağırlaştı bir anda…
Yaşayamadığım sevdanın yükü
Ağır geldi omzuma.
Çiftlere daldı gözüm,
Neydi eksik?
Saçlarımı yüzüne vurmayan rüzgâra da küstüm bugün,
Takvim yapraklarını savurdum…
Sensiz geçtiler diye.
Ve anladım;
Eksik olan sen değildin…
Ben, sana fazlaydım.
5.0
100% (21)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.