0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
86
Okunma
ZAMANIN KIRIK AYNASI
Henüz dündü sanki, o çocuksu gülüşler,
Sokaklarda yankılanan saf bir sevinçti hayat.
Güneşin doğuşuyla başlardı düşler,
Zaman, avuçlarımızda uçmayı bekleyen bir kanat.
Ne keder bilirdik, ne de böyle bir gurbet,
Bizimle büyürdü içimizdeki o bitmez ülfet.
Sonra birer birer döküldü takvimden yapraklar,
Araya mesafeler, aşılmaz yıllar girdi.
Özlemi ilmek ilmek dokudu bu suskun dudaklar,
Her vuslat hayali, ruhumuzda yeni bir iz bitirdi.
Tozlandı anılar, soldu o canlı renkler,
Sessiz bir çığlığa dönüştü artık bekleyişler.
Hangi yöne baksak, bizden bir parça eksik,
Anıların gölgesi sığmıyor artık şehirlere.
Gönül kapıları kapalı, pencereler içe dönük,
Sitemimiz ne feleğe, ne de geçen senelere.
Bir nostalji rüzgârı eser, üşütür tenimizi,
Ararız o eski, o bozulmamış halimizi.
O günlere özlemdir, dilden dile dolaşan,
Maziye sığmayan, geleceğe sarkan bir sızıyla.
Biziz o zaman koridorunda her gün ağırlaşan,
Göz göze geliyoruz kaderin her bir yazısıyla.
Varsın gelmesin beklenen o vuslat ışığı,
Biz bu hasretin hem mahkûmu, hem de aşığız artık.
Bir ömür tükettik bu aynanın önünde,
Suretler değişti, lakin o sızı baki.
Kaybolan yılların her bir gününde,
Biz o eski sevdayla sarhoşuz sanki.
Kırık dökük anılar kalsın bize emanet,
Bu sessiz vedadır ruhtaki asıl selamet.
Varsın kapansın artık o mazi defteri,
Her satırda bir ah, her harfte bir gözyaşı.
İstesek de dönüşü olmaz ki geri,
Susturduk içimizdeki o bitmez savaşı.
Zamanın aynası kırılsa da bin bir yerinden,
Yine de selam olsun maziye, o derin yerinden...
11.04.2026
ERMAN ULUSOY / KIRKLARELİ
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.