37
Yorum
52
Beğeni
5,0
Puan
375
Okunma
Ruh…
Bir zamanlar göğe değen bir hakikatti,
Şimdi betonların arasında unutulmuş bir çığlık.
Kim susturdu seni?
Kim sattı seni üç kuruşluk alkışlara?
Bir enkaz var artık…
Görünmeyen, ama her gün biraz daha çöken.
Duvarları yalanla örülmüş,
Temeli “oldu bitti”lere bırakılmış,
Üstüne bir de sahte gülüş çizilmiş…
Bu günlerde insanlık…
Ne garip bir hal aldı artık.
Ağızda başka, kalpte başka;
Gözde başka, ardında başka.
Dakikası dakikasına uymayan bir saat gibi;
Her an başka bir yüz, başka bir yemin,
Her an başka bir inkâr.
Ya vicdan?
Eskiden bir sızıydı en azından…
Şimdi o bile yok.
Susturulmuş, gömülmüş;
Üstüne bir tabela çakılmış:
Çıkmaz sokak…
Ve asalet…
Bir zamanlar insanın omzunda taşıdığı o ağır emanet,
Şimdi pazarlık konusu.
Bir koltuk uğruna eğilen başlar,
Bir çıkar uğruna değişen sözler,
Ve iki dudak arasında savrulan kırk yalan…
Her gün, her saat, her nefes…
Bir hayatı daha eksiltiyor sessizce.
Kimse farkında değil.
Çünkü herkes alıştı;
Yıkılmaya da, yalanlara da,
İhanete de, suskunluğa da,
Görmezden gelmeye de çokça…
Ruhun enkazı bu işte
Ne bir gürültü koparırken yıkılır,
Ne de toz bulutu yükselir.
Sessizdir…
Ama en çok o yakar insanı.
Bir çocuk ağlar içimizde hâlâ,
“Böyle değildi,” diye…
Ama kim dinler?
Bu kadar yalan dolan varken,
Kim döner o ilk temiz bakışa?
Sordum kendime
Niçin kaybetti insan kendini?
Ne zaman sattı ruhunu
Bir anlık rahatlığa,
Bir günlük çıkar hesabına?
Cevap yok…
Çünkü herkes konuşuyor,
Ama kimse doğruyu söylemiyor.
İşine gelmiyor, çıkarına uymuyor…
Ve bizler…
Kendi ellerimizle yıktığımız o ruhun başında
Bir seyirci gibi duruyoruz şimdi.
Tribünler dolu, ama çıt yok…
Ne bir dua kalmış dudaklarda,
Ne bir utanma kalpte…
Sadece alışkanlık olmuş bir boşluk
Ve adına “hayat” dediğimiz bir enkaz.
Ama bil, bilelim…
Bir gün,
O susturduğumuz vicdan
En yüksek ses olacak.
Ve o gün geldiğinde,
Hiçbir yalan, hiçbir bahane
İnsanlığı o enkazın altından çıkaramayacak.
ALİ RIZA COŞKUN ©
5.0
100% (44)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.