4
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
131
Okunma
ey kalbimin yoldaşı
şeker şerbet ahvalini özledim
uyandığım her sabah sesinle ibtida etsin
ıslak akşamlarım yine sesinle hitama ersin
artık tadı da tuzu da kalmadı
takvim yapraklarımın
aynalarda ince bir hasretin akisleri dolaşıyor
oysa ben yüzünün haziran akşamlarına
hep varacak yollar bırakmıştım
bu yüzden gözlerimi yarı mestur tutuyorum
sanki açsam sen çıkacaksın içinden
bu yüzden bütün sevinçlerimi
yarım bırakılmış bir kavuşmanın eşiğinde saklıyorum
ve her gün
ismini içimin tenha mescidinde
bir vuslat duası gibi zikrediyorum
ey kalbimin yoldaşı
seninle dolacak bir vakti bekliyor içimdeki saat
her saniye
adına doğru yürüyen bir adım oluyor
bir gülüşün var
eski konakların cumbasında yanan bir kandil gibi
ben her gece
o kandilin ışığında sana yaklaşmayı öğreniyorum
benim özlemim biraz gül suyu kokusu
biraz da bohçalara sarılmış sabır
neye elimi sürsem
sana çıkan bir yol beliriyor
neye başımı yaslasam
bir vuslat ihtimali konuşuyor benimle
bilirsin
bazı bekleyişler ferman değildir
insan onları yırtmaz
göğsünün içinde saklar
ben de seni öyle saklıyorum işte
bir sabahın ilk aydınlığı gibi
bir kapının usulca açılması gibi
bir geldim kelimesine yakışır bir sükunetle
ey kalbimin yoldaşı
gel desen gelirim
bir serin avluya düşer gibi
bir ikindi ezanının kalbe değmesi gibi
gel desen
bütün aynalar seni gösterir
bütün haziranlar yerini bulur içimde
çünkü senin adın
bu dünyada bana kalan en latif şeydir
ben
her gün biraz daha çoğalarak anlıyorum
insan bazen bir ismi sevmekten
koca bir ömrü tamamlayabiliyormuş
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.