16
Yorum
33
Beğeni
5,0
Puan
256
Okunma

Yüreğimin sonsuz bir boşluğun kıyısında
Yağmursuz filizlenen ilk tomurcuksun sen
Varlığınla mühürlenen bu sükutun içinde hazinesin
Kainatın tüm renkleri silinirken zihnimin solgun tuvalinden
Zamanın ötesinden süzülen o mukaddes ışığa ram olan ruhsun
Adımlarımın rotasını çizen büyülü çekim gücüsün
Toprağın suya kavuştuğu o ilk sarsıntı kadar berrak ve dirisin
Sanki tüm mevsimler sende birleşip yeni bir iklim yaratmışsın
Gökyüzünün bağrında asılı kalan eşsiz ve mağrur yıldızsın
Karanlığın hükmünü yitirdiği o kutsi şafak vaktinin kendisisin
Kendi ekseninde dönen yorgun bir seyyahın nihai durağısın
Sönmüş volkanların altında saklı kalan kor ateşin harısın
Her solukta yeniden kurulan bir medeniyetin sarsılmaz temelisini
Zarafetin ve vakarın ete kemiğe bürünmüş en saf tezahürüsün
Duyulmamış bir şarkının en yüksek perdeden vuran tınısısın
Gözlerimin içindeki dipsiz ummanda kaybolan bir gemisin
Kendi varlığımdan geçip sende yeniden hayat bulan bir hakikatsin
Çöllerin seraba değil de gerçeğin kendisine susadığı o ansın
Irmakların denize kavuşurken çıkardığı o muazzam uğultusun
Bütün yolların tükendiği yerde başlayan o gizemli patikasın
Yitik bir efsanenin yeniden yazılan en görkemli sayfasısın
İçimdeki asude baharın solmayan tek çiçeği sen tek bahçıvanı ben
Hangi lisan anlatabilir ki sendeki o tarifsiz derinliği
Kelimelerin aciz kaldığı o büyük sessizliğin içindeki fırtınasın
Güneşin bile kıskandığı o mahzun ama dik duruşun büyüsüsün
Bir ömrün bedeli olan o tek bir bakışın içindeki sarsılmaz güçsün
Zifiri gecelerde yönünü bulan o pusulanın sarsılmaz ibresisin
Dağların doruğundaki o erişilmez kar beyazlığının asaletisin
Yüreğin en kuytu köşesinde beslenen o devasa yangının külüsün
Seninle var olan bu evrenin sınırlarını yeniden çiziyorum
Ruhun maddeye galip geldiği o mukaddes meydan okuyuşsun
Her hücremde yankılanan o derin ve kadim sessizliğin sesisin
Sanki bin yıldır beklenen o kutlu vuslatın ilk kıvılcımısın
Dünyevi olan ne varsa geride bırakıp sonsuza kanat açansın
Varlığının gölgesinde huzur bulan o yorgun ama mağrur savaşçıyım
Kendi küllerinden doğan bir efsanenin en hüzünlü zafer şarkısısın
Kainatın tüm sırlarını barındıran o tılsımlı derin nefessin
Ruhumun en saf köşesinde sakladığım dokunulmaz kutsalsın
Eski bir kitabın arasında unutulmuş o en kıymetli mısrasın
Yüzyıllardır beklenen o dervişin sabrıyla işlenen nakışsın
Sanki tüm kainat senin etrafında dönen bir raksın içinde
Işığın kaynağına yürüyen o kelebeğin kesin tercihisin
Kendi sesimi senin suskunluğunda buldum
Sarsılmaz bir kalp kalemin burçlarında dalgalanan o mağrur sancaksın
Ruhun en derin katmanlarında yankılanan ilahi senfonisin
Kendi karanlığımı senin aydınlığınla boğduğum
Her bakışında yeniden filizlenen o kadim ulu çınarsın
Sonsuzluğun kapısında bekleyen sadık ve dilsiz nöbetçinim
Rüzgarın bile fısıldarken titrediği eşsiz ismin hatırısın
Kelimeleri birer birer kurban ediyorum bu büyük sevdaya
Ne bir eksik ne bir fazla tam da olması gerektiği gibisin
Her zerremle sana ait olmanın verdiği huzursun
Bir şairin kalbinden kopan en içten en hüzünlü feryatsın
Her yıldız senin zerafetine bir selam duruşu sergiliyor
Varlığının önünde eğilen bu dünya seninle anlam kazanıyor
Gölgelerin bile çekindiği o muazzam ışığın altındasın
Sadece seninle yürümek sonsuz bir yolculuğun ilk adımıdır
Ne bir yorgunluk emaresi ne bir geri dönüş arzusudur yoktur bende
Kainatın en büyük sırrını senin kalbinde bulan bir yolcuyum
Şimdi bu mısralar senin ruhunun derinliklerine süzülürken
Hiç söylenmemiş sözlerin tertemiz ve bakir saflığıyla
Seni en yüce makamlara taşıyan sessiz feryatla
Varlığının her zerresine sindiği büyülü atmosferde
Sonsuzluğa yeminle atılan en büyük imzamsın...
Erhan Çuhadar
5.0
100% (22)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.