Başarıyı hedef alın mükemmel olmayı değil. yanlış yapma hakkınızdan vazgeçmeyin; vazgeçerseniz yeni şeyler öğrenme ve gelişme olanağınızı kaybedersiniz. unutmayın; mükemmeliyetçiliğin arkasında korku yatar. insan olduğunuzu hatırlayarak korkularınızı göğü
redfer
redfer

Gidenden bir haber yoktur (Nasihatnâme)

Yorum

Gidenden bir haber yoktur (Nasihatnâme)

5

Yorum

18

Beğeni

0,0

Puan

1376

Okunma

Gidenden bir haber yoktur (Nasihatnâme)

Gidenden bir haber yoktur (Nasihatnâme)
Kullanılan aruz vezni: Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün
Bu vezin, şiire hem ritmik bir akıcılık hem de konunun ağırlığına uygun bir hüzün katmaktadır.

Gelenler bir bir eksildi, bu mülkün sâhibi yoktur,
Hayâl-i hâm imiş bekâ, gidenlerden eser yoktur.

Süleyman tahtına mağrûr olup sanma kalır devrân,
Bu dehrin kuyusu derindir, ondan hiç rehâ yoktur.

Bin yıl ömür sürsen dahi Nuh misâli bu âlemde,
Sefîne-i hayâtın sonunda, bir sâhil-i bekâ yoktur.

Cihan bir misafirhânedir, konan göçmekte her lahza,
Vefâ umma bu dârdan ki, onda ahde vefâ yoktur.

Ne bir sultan kalır başta, ne maziye bir yol kalır,
Şu fâni evrenin içre gidenden bir haber yoktur.

Güneş her gün batar elbet, ölüm aslına rücûdur,
Karanlık kabre girmekte saraylardan dehâ yoktur.

Gönül bir şem-i sûzândır, yanar pervâne-veş dâim,
Bu nâr-ı hasretin ancak sonunda intihâ yoktur.

Felek çarhın dönderir de, kırar her şîşeyi bir gün,
Kaza okundan kurtulmaya hiçbir kalkan, livâ yoktur.

Kişi kendin bilirse şayet, erer sırr-ı hakikatte,
Vücudun şehri fânidir, içinde bir bekâ yoktur.

Emel deryasına dalma, uyan bu uykudan artık,
Serâb-ı dehre aldanma, bu çölde bir gıdâ yoktur.

Nice şâhlar mülâki oldu toprakla bu meydanda,
Gömülmüş zer-ü simlerle, kefenden özge câ yoktur.

Tecellî-i İlâhîdir, gelir hükm-ü kazâ elbet,
Ecel gelse cihanda hiç, kaçışa bir fezâ yoktur.

Yazık ki ömr-i nâzenin geçer hep gaflet-i tâmda,
Hayâtın bağrına vuran hazandan hiç şifâ yoktur.

Gözün aç bak ki ibretle, ne sultanlar geçer sessiz,
Bu fâni köhne dünyada, saâdetten vefâ yoktur.

Gönül mir’âtını sil, bak tecellî eylesin Hak,
Bu kesret âlemi fândir, bekâ-yı kibriyâ yoktur.

Amel heybendeki sıdk u safâdır kâr-ı sermâyen,
Huzûr-u mahşere vardıkta gayrı kîm-u kâ yoktur.

Hakîkat ehli olanlar bu dârı hiçe saydılar,
Fenâ mülkünde zâten rûha lâyık bir gınâ yoktur.

Libâs-ı fahrı giysen ne, soyarlar ten bir gün elbet,
Bu çıplak geldiğin yolda, kibirden bir rîdâ yoktur.

Ezelden gelmişiz dâim, ebeddir menzil-i maksûd,
Şu fâni köprüden gayrı, geçişe bir livâ yoktur.

Redferî, yaz bu sırrı ki gönül mülküne nakşolsun,
O "Hû"dan başka bu dehrin içinde, bir bekâ yoktur.


redfer

Şerh ve İzahat

1. Beyit: Dünyaya gelenler arzularıyla geldi ama hepsi eksilip gitti. Sonsuzluk sadece bir ham hayalmiş, gidenlerden geriye somut bir iz kalmadı.

2. Beyit: Hazret-i Süleyman’ın o meşhur saltanatına bakıp aldanma. Bu dünya kuyusu öyle derindir ki, içine düşen (fani olan) için kurtuluş yoktur.

3. Beyit: Nuh Peygamber gibi bin yıl yaşasan bile, hayat gemisinin yanaşacağı son liman bu fani dünya değildir; burada kalıcılık yoktur.

4. Beyit: Dünya bir yolcu hanıdır, her an birileri gelir ve gider. Bu vefasız yerden sadakat bekleme, çünkü onun fıtratında sözünde durmak yoktur.
5. Beyit: Dünya mülkünde ne o haşmetli hükümranlar kalıcıdır, ne de geçmişe dair takip edilebilecek bir yol kalmıştır. Bu geçici evrenin içine girip de öte aleme göçenlerin hiçbirinden artık bir haber gelmemektedir.
6. Beyit: Güneşin batışı, insanın toprağa dönüşünün remzidir (sembolüdür). Saraylarda yaşayan o zeki ve mağrur insanlar bile karanlık kabirden kaçamaz.

7. Beyit: Gönül, ilahi aşkla yanan bir mum gibidir; can ise o muma koşan pervane. Bu dünyevi hasret ateşinin sonu ancak vuslatla (ölümle) biter.

8. Beyit: Kader çarkı döner ve her camı (kalbi/bedeni) bir gün mutlaka kırar. Ölüm okundan korunmak için hiçbir zırh veya sancak fayda etmez.

9. Beyit: İnsan kendi hakikatini bilirse gerçek sırra erer. Şu et ve kemikten oluşan vücut şehri geçicidir, içinde ebediyet aranmaz.

10. Beyit: Bitmek bilmeyen arzuların (emel) denizinde boğulma. Dünyanın vadettiği mutluluk bir seraptır; bu çölde ruhu doyuracak azık yoktur.

11. Beyit: Nice padişahlar toprakla bir oldu. Altın ve gümüşlerle gömülseler de, mezarda kefenden başka sığınacak yerleri yoktur.

12. Beyit: İlahi hüküm (kaza) mutlaka yerini bulur. Ecel vakti geldiğinde, uçsuz bucaksız gökyüzünde (fezada) bile kaçacak delik yoktur.

13. Beyit: Ne yazık ki o çok kıymetli ömür, tam bir gaflet içinde tükenir. Hayatın son demlerinde vuran o ölüm rüzgarına (hazan) derman yoktur.

14. Beyit: İbret gözüyle bak; nice kudretli sultanlar sessizce göçüp gitti. Bu köhne dünyada mutluluk bile vefasızdır, seni yarı yolda bırakır.

15. Beyit: Gönül aynandaki dünya kirini sil ki orada Hakk’ın nuru parlasın. Bu çokluk (kesret) alemi yalandır; asıl yücelik Allah’ın birliğindedir.

16. Beyit: Ahiret yolunda tek sermayen, dünyada işlediğin dürüstlük ve samimiyettir. Mahşer meydanında boş lafın (kîm-u kâ) hiçbir kıymeti yoktur.

17. Beyit: Hakikat yolcuları bu dünyayı bir hiç saydılar. Zira bu geçici mülkte ruhun gerçek zenginliğine (gınâ) uygun hiçbir şey yoktur.

18. Beyit: Övünç elbiseleri giysen ne yazar? Bir gün tenini bile soyarlar. Çıplak geldiğin bu dünyada kibir hırkasına bürünmenin manası yoktur.

19. Beyit: Ruhumuz ezelden gelmiştir ve hedefi ebediyettir. Dünya sadece bir köprüdür; bu köprüden geçerken sığınacak başka bir bayrak yoktur.

20. Beyit: Ey Redferî, bu hakikati kalbine iyice işle; O "Hû" (Cenâb-ı Hakk) sedasından başka bu evrende baki kalacak hiçbir şey yoktur.

Şiir Hakkında Detaylı Analiz

1. Edebi Form ve Vezin
Şiir, Klasik Türk Edebiyatı’nın en vakur kalıplarından biri olan Gazel formunda yazılmıştır. Ancak 20 beyte ulaşmasıyla, muhteva derinliği bakımından bir "nasihatnâme" hüviyeti kazanmıştır.

Kullanılan aruz vezni:
Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün Bu vezin, şiire hem ritmik bir akıcılık hem de konunun ağırlığına uygun bir hüzün katmaktadır.

2. Tematik Derinlik
Vahdet-Kesret Çatışması: Şiir boyunca dünya "kesret" (çokluk, karmaşa) olarak tasvir edilirken, nihai kurtuluşun ancak "Vahdet" (birlik) ve "Hû" sedasında olduğu vurgulanmıştır.

Tarihsel Telmihler: Nuh gibi figürler üzerinden güç, iktidar ve uzun ömrün bile ölüm karşısında aciz kaldığı hatırlatılarak "geçmişin aynası" bugüne tutulmuştur.

Tasavvufi Sembolizm: Gönül aynası (mir’ât-ı gönül), mum ve pervane (şem ü pervane), serap ve çöl gibi mazmunlar, şiirin edebi değerini sanatsal bir zirveye taşımıştır.

3. Üslup ve Mahlas
Şiirin dili, dönemin klasik estetiğini yansıtan ağırbaşlı ve hikmetli bir dildir. Finalde kullanılan Redferî mahlası, şairin bu büyük hakikati önce kendi nefsine, sonra tüm aleme duyurduğu bir ilan niteliğindedir. "Hû" kelimesinin kullanılması, şiiri melankolik bir yokluk hissinden çıkarıp, ilahi bir varoluş muştusuna dönüştürmüştür.

Klasik edebiyatın o vakur ruhu, böyle bir nadide eserin mısralarında hayat buldu.

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Gidenden bir haber yoktur (nasihatnâme) Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Gidenden bir haber yoktur (nasihatnâme) şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Gidenden bir haber yoktur (Nasihatnâme) şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
nejat hoca
nejat hoca, @nejathoca
15.3.2026 11:10:26
Bu eser, klasik Türk edebiyatının en vakur damarlarından beslenen bir nasihatnâme hüviyetinde. Aruz vezninin (Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün) ritmik akışı, şiire hem ağırbaşlı bir hüzün hem de hikmetli bir ahenk kazandırıyor. Şair, Süleyman tahtından Nuh’un ömrüne, sultanların sessiz göçünden gönül aynasına kadar geniş bir telmih yelpazesiyle fani dünyanın geçiciliğini hatırlatıyor.

Tasavvufi semboller — mum ve pervane, gönül aynası, serap ve çöl — şiirin lirizmini derinleştirirken, okuyucuyu dünyevi aldanışlardan sıyrılıp hakikate yönelmeye davet ediyor. “Hû” sedasıyla biten beyit, eseri yokluk duygusundan çıkarıp ilahi bir varoluş müjdesine dönüştürüyor. Böylece şiir, hem öğüt verici bir nasihat hem de metafizik bir yolculuğun kapısını aralıyor.

Redfer’i böylesine derinlikli, tasavvufi ve edebi bir nasihatnâme kaleme aldığı için kutluyorum. Şiir, hem klasik geleneğe bağlılığı hem de günümüz okuyucusuna verdiği evrensel mesajla değerli bir eser olmuş. Kalemin daim, hikmetli sözlerin her daim gönüllere dokunsun.
Ali Rıza  Coşkun
Ali Rıza Coşkun, @alirizacoskun
16.3.2026 21:44:21
“Gidenden Bir Haber Yoktur (Nasihatnâme)” şiiriniz, aruz vezninin ritmik akışıyla birlikte faniliği, dünyanın geçiciliğini ve ölümün kaçınılmazlığını çok derin bir şekilde işliyor. Özellikle “Cihan bir misafirhânedir, konan göçmekte her lahza” dizesi, hayatın geçici oluşunu ve insanın bu dünyada misafir olduğunu çarpıcı biçimde özetliyor.

Kısacası: Aruzun ahengiyle yazılmış, tasavvufî ve öğüt dolu bir eser; faniliği hatırlatan, ibret ve nasihat yönü güçlü bir şiir. Kaleminize sağlık üstad.
Etkili Yorum
bdbedri
bdbedri, @bdbedri
15.3.2026 13:19:32
Her harf bir mm olsa yukardan aşagıya, sonra dönüp tekrar değerlen/dirmeyi okuyunca böyle doyurucu bir çalışmaya yorum yapmak zor olsada sanki cevabını...
Klasik edebiyatın o vakur ruhu, böyle bir nadide eserin mısralarında hayat buldu.
Söylemiyle yanıtını bulmuştur.
Tebrik ederim.


Etkili Yorum
ASIKLUZUMSUZ
ASIKLUZUMSUZ, @asikluzumsuz
15.3.2026 13:16:56
Merhaba değerli kalem
Şiir her zaman olduğu gibi güzeldi
Biz de okuduk, kutladık ve alkışladık yürekten, yalansız ve riyasız
Gönlün abat olsun, tüm şiirlerin benzersiz ve de ŞAH ESER olsun
Şiirle kal, sevgiyle kal, sağlıkla kal ve de hoşça kal
Etkili Yorum
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
15.3.2026 11:23:22
Şiirde geçen "Sefîne-i hayât" (hayat gemisi) ve "Menzil-i maksûd" (asıl varılacak yer) gibi ifadeler, insanın bu dünyadaki yolculuğunu bir misafirhane metaforuyla birleştirerek sarsıcı bir idrak sunuyor. Özellikle "Gönül mir’âtını sil, bak tecellî eylesin Hak" beyti, tasavvufun özü olan gönül aynasını temizleme ve hakikate erme yolunu en saf haliyle özetlemiş.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL