2
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
113
Okunma

İKİ KULE ARASINDA KALAN AŞK
Bir zamanlar…
İstanbul’un göğünde iki yalnız vardı:
Biri suların ortasında, nazlı bir gelin misali Kız Kulesi,
Diğeri göğsünü gere gere yükselen, mağrur bir yiğit Galata Kulesi…
Gündüzleri sessiz bakışırlar,
Geceleri şehir uyuyunca fısıldaşırlardı.
Sesleri duyulmazdı ama kalpleri anlardı birbirini.
Çünkü aşkta söz değil, bakış yeterdi.
Kız Kulesi fısıldardı rüzgâra:
“Ey Galata… Sana bakınca taşlarım ısınır,
Martılar bile benim yerime sana konar.
Keşke bir kez olsun yanıma gelebilsen…”
Galata içinden cevap verirdi:
“Ey güzel kule…
Benim bedenim kıyıya saplı,
Seninki denize…
Aramızda koca bir boğaz,
Ama içimde koca bir yangın var!”
Bir gece ay doğdu üzerlerine,
Ay bile kıskandı bu sükûnetli aşkı.
Yıldızlar hizaya geçti,
Ve İstanbul sustu o an…
Ama kader böyle yazılmıştı:
Onlar birbirini yalnızca uzaktan sevecekti.
Ne Kız Kulesi kıyıya varabildi,
Ne Galata denize inebildi.
Sadece seyrettiler…
Her dalgada birbirinin hayalini,
Her gecede birbirinin ışığını.
Ve şimdi…
Bir vapura binip Boğaz’dan geçersen eğer,
İkisine de iyi bak.
Galata hâlâ gururlu durur ama gözleri doludur,
Kız Kulesi hâlâ güzeldir ama ışığı biraz solgundur.
Çünkü…
Ayrılmak kolay değildir,
Ama kavuşamadan sevmek…
İşte asıl efsane odur.
ADEM GÜMÜŞ
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.