22
Yorum
38
Beğeni
5,0
Puan
303
Okunma
Adam bana diyor ki:
“Hep acı yazıyorsun.”
Tatlı verdiler de biz yemedik mi?
Elimizdeki topa diktiler gözlerini,
çocukluğumuzu bir bıçakla patlattı komşular.
Okuldaki hocalar kulaklarımızı burardı zamanında.
Saygı dediğimiz, gözdeki korkunun adıdır biraz da.
Sindirdiler bizi analarımız usul usul.
Misafirliğe giderken tembihlenirdik:
“Yerinizden kalkmayın.”
Açken “tokum” demeyi öğrendik.
Ezildik anlayacağınız.
Şimdi kalkmış bana
“Mutlu ol” diyor üstad.
İbrahim Tatlıses’in dediği gibi:
“Urfa’da Oxford vardı da biz mi okumadık?”
Haklıymış adam,
büyüyünce anladık.
“El ne der?” sorusuna takıldık hepimiz.
En büyük kasisimiz oldu hayat yolunda.
Utancımızdan çıkamadık
ekmek arası mutlulukla.
Toprağa çizdiğimiz seksek bile
bacaklarımızdan önce yasaklandı;
bir çift gözün şehvetine yenik düşüp.
Bez bebekleri bıraktık,
“kınarlar” diye.
Gezmek istesek:
“Büyüyünce kocan gezdirir” dediler.
Bilemedik,
bizi bir ömür
öküzle evlendireceklerini.
Şimdi mutluluk yaz diyor üstad.
Mutluluk neymiş biliyor musunuz?
Bir zamanlar
ısırdığımız elma şekerinin
o kırılan
kıtırtısıymış.
Çocukluk
artık gelmezmiş geri.
Biz de onu
düşlerin dibinde saklıyoruz.
5.0
100% (26)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.