23
Yorum
32
Beğeni
5,0
Puan
286
Okunma
Sen de mi hocam…
Yüzyılların yükünü omuzlarında taşıyan
o gür ses de mi sustu şimdi?
Bir millet
tarihini senden dinlerdi.
Haritalar senin elinde konuşur,
imparatorluklar senin sözlerinle
yeniden yürürdü.
Topkapı’nın taşlarında
medreselerin avlusunda
tozlu arşivlerin sessizliğinde
senin ayak sesin vardı hocam.
Bir kitap açılırdı
ve içinden sen çıkardın.
Bir şehir anlatılırdı
ve ardında yüzyıllar belirirdi.
Biz
Osmanlı’yı bir cümlede değil
senin nefesinde öğrendik.
Çünkü sen
sadece tarih anlatmadın hocam…
Bir milletin hafızasını
yeniden uyandırdın.
Ama ölüm
ne zaman kapıyı çalacağını bilmez.
Bir gün
ansızın bir rüzgâr esti
ve kürsü sustu.
Bir millet
bir hocayı kaybetti o gün.
Kütüphaneler yerinde kaldı
kitaplar raflarda duruyor
arşivler hâlâ aynı kokuda…
Ama
o sayfaları bize konuşturan
ses artık yok hocam.
Şimdi
İstanbul’un üstünde ağır bir akşam var.
Belki bir öğrenci
senin bir kitabını açacak.
Belki bir genç
senin sözlerinle tarihe bakacak.
Ve belki de
bir yerlerde bir kandil yanacak yine…
Çünkü bazı insanlar
ölmez hocam.
Onlar
zamanın kendisine karışır.
Sen artık
bir dersin içinde
bir kitabın sayfasında
bir gencin zihninde yaşayacaksın.
Ve tarih
bir gün yine yazılacak…
Ama bu kez
bir sayfanın üstünde şu cümle olacak:
“Bir hoca geçti bu topraklardan.
Bir millet
tarihini ondan dinledi.”
Uyu hocam…
Artık tarih
seni anlatacak.
ALİ RIZA COŞKUN ©
(İlber Oltaylı Hoca anısına yazılmıştır.)
5.0
100% (23)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.