4
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
99
Okunma

1923’ün İlk Soluğu
Takvim henüz gençti.
Cumhuriyet daha yeni doğmuştu.
Mürekkebi kurumamış bir sabahta
bir ülke ilk kez nefes alıyordu.
Sokaklar, harfleri yeni öğrenen
bir çocuk gibi
’özgürlük’ kelimesini heceleyerek
yürüyordu kaldırımlarda.
Sen, cumhuriyetin ilk rüzgârlarından biriydin.
Saçların, meydanlara asılan
bayraklar gibi dalgalanıyordu.
Bakışlarımızın arasına
harf devriminden kalma
bir kambur elif, bir düz lamelif düşmüştü.
O ince boşlukta
adı konmamış bir Tanrı gibi
dolaşıyordu hasret.
Kalemim, kâğıdın solunda
bir yabancı gibi duraksadı önce.
Alışmıştı elin o eski, kavisli
ve sağdan gelen gölgelerine.
Adının harflerini tek tek
yeni bir dünyanın taşları gibi diziyordum.
Mürekkebin bu yeni yolu,
kalbimdeki o eski sızıyı
hiç bilmediğim, taze bir sevince
tercüme ediyordu.
Seni bir istasyon lokantasında
1923’ün ilk sabahlarından birinde,
yeni alfabeyle yazılmış
ilk aşk mektubu gibi öptüm oracıkta.
Bu buğulu camın içinde dünya,
sadece senin yüzün kadar kalıyordu.
06.03.2026 / 05:38
Gökçe KIZILDEMİR
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.