27
Yorum
46
Beğeni
5,0
Puan
397
Okunma

______________________⛓💥
_____________🦋
Gidişinle devrilen bu koca şehrin enkazı altında kaldım,
Hangi rüzgârın insafına terk ettin bu limanı belirsiz sandalı?
Şimdi içimde faili meçhul bir sızının bitmeyen o soğuk uğultusu,
Nasıl da ağır bir sessizlikle kuşatıyor bu viran kalmış gönlümü.
~~
Gözlerin artık başka kıyıların ışığını yansıtan kirli bir ayna,
Bense o aynada unuttuğun, tozlu ve silik bir hayalden ibaretim.
Yazsam mı bu dinmeyen fırtınanın ruhumda bıraktığı o derin yarığı?
Yoksa sussam mı, bu dilsiz uçurumun en dibinde nefessizce?
~~
Sustuklarım bir çığ gibi büyürken bu uçsuz bucaksız kederde,
Hangi toprağa sığar bu sitemin, bu feryadın o dilsiz ağırlığı?
Bak, görüyor musun ufukta can çekişen o son cılız umut ışığını?
Yarım asra bile mecali yetmeyen bu yorgun ve hırpalanmış ömür.
~~
Senin adınla titreyen şu dizlerim artık taşıyamıyor bu kamburu,
Kendi mezarını kazıyor elleriyle, biten masalların tam ortasında.
Yeminlerimizin tek sessiz tanığı olan o yosun tutmuş kaldırımlar,
Şimdi yabancı adımların, sahte gülüşlerin yabancı gölgesinde.
~~
Bir mezar taşından daha soğuk artık sana dair ne varsa hafızamda,
İçimde büyüttüğüm o sonsuz boşluk, her mısrada daha da derinleşiyor.
Ve sen şimdi benden binlerce mil ötede, başka bir mevsimin koynunda,
Nazlı bir gelincik gibi bir yabancının baharında gülümsersin hayata.
~~
Ben ise bu zifiri dehlizlerde, kendi sesimin o buz gibi yankısında,
Kaybolmuş bir gölge gibi adını sayıklıyorum her yarım nefeste.
Zaman, bir cellat gibi acımasızca keserken bu incecik ve yorgun umudu,
Vefa beklemek ölü bir doğaymış meğer bu çorak ve ıssız gönülde.
~~
Hangi kitabın hangi sayfasında yazılıydı bu dilsiz ve çok ağır hüküm?
Sevenin, sevilene bu denli yenilip sonunda böyle kimsesiz kalacağı.
Kayıp bir şehrin harabeleri gibiyim şimdi, her yanım dökülüyor parça parça,
Her sokağında, her köşebaşında senin o vefasız ve silinmez izlerin.
~~
Ama hiçbir kapım artık sana, o eski huzurlu sabahlara açılmıyor,
Çünkü vuslatın paslı anahtarını çoktan gömdüm karanlık derinlere.
Ruhumdaki bu hicranın ne bir tarifi var ne de dindirecek bir tesellisi,
Kelimeler bile yetim kalıyor, boyun büküp susuyorlar senin kapında.
~~
Sen deryalarda yelken açarken yepyeni ve pırıltılı sahte dünyalara,
Ben kıyıda çürümeye terk edilmiş, unutulmuş bir sandalın son hüznüyüm.
Gözlerin o yarım kalan masalın en acı ve en son yazılmış siyah cümlesi,
Bakınca içimi köz gibi yakan, başını çevirince dünyamı başıma yıkan.
~~
Şimdi kimin ikliminde, hangi yabancı bahçede çiçek açarsan aç,
Benim ömrümdeki bu ayazlar, bu buz tutmuş kışlar asla çözülmeyecek.
Sitemim aslında sana değil, bu her söze kanan çaresiz ve saf kendime,
Nasıl da körü körüne inanmışım o yalan rüzgârının ruhsuz ve boş sesine.
~~
Bir gölgeyi, bir serabı kucaklamışım onca uzun ve karanlık yıl boyunca,
Kollarım bomboş kalınca anladım hakikatin o sert ve tokat gibi yüzünü.
Sustuklarım da benimle birlikte bu karanlık ve kör kuyuda mı can versin?
Yoksa rüzgâra mı fısıldayayım bu bitmek bilmeyen, bu sönmeyen sızıyı?
~~
Ölüm dediğin nedir ki? Ben asıl senin nefes aldığın bu dünyada bittim,
İsmim silindi defterlerden, bir tek senin günah galerinde kaldım hapis.
Artık ne bir ahım var sana, ne de helal edecek bir nebze hakkım;
Gömüldüm ben bu aşka,
Sen ise üzerime atılan bir kürek topraktan ibaretsin.
Cemre yaman
5.0
100% (29)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.