17
Yorum
32
Beğeni
5,0
Puan
377
Okunma

Kozasında böcekleriz; dışarıda olup bitenlerden "-miş/-muş"larla, güvenli alanlarımızda havanda su döveriz.
Klavyeler emrimize amade, kelimeler dilsiz uşaklarımız.
Yakıyoruz, yıkıyoruz, kuruyoruz ama surlarımızın içinde...
Ürkek sincaplardan farkımız ne?
Kafamızı kovuktan çıkarıp, bir telaşlı korkuyla nasibimizi alıp dönüyoruz kovuğa.
Suya yazıyoruz kahramanlıklarımızı; Don Kişot sırıtıyor suya, çalıştırıyor değirmeni.
Panço Sanza, Pinokyo’yu almış yanına, bir iki de şakşakçıyı; yeniden yazıyorlar masalı.
Çam kozalaklarıyla tıkalı kulaklarımız; duyan yok Dede Korkutları, Oğuz Kağanları, Ergenekonları.
Seyide Doyran
5.0
100% (22)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.