1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
59
Okunma

Sessiz cümlelerim şahidi,
“Ruhumun yırtık astarı”n günlüğü.
Her kelime, gizlemeye çalıştığım
ama dikişlerinden sızan bir acı.
Geceler dokunur en çok,
çünkü karanlık, içimdeki yırtıkları
benden bile iyi görür.
Sakladığım yüzler vardır,
kimseye göstermediğim.
Bir yanım hep yamalı,
bir yanım hep paramparça.
Ve ben, ne kadar diksem de
ruhumun astarı hep sökülür.
Zaman, ipliklerimi çeker,
geçmiş, kumaşımı lime lime eder.
Her hatıra, yeni bir delik açar;
ve ben, hatıralarımla
kendimi yeniden yırtarım.
Kalbim bir bohça gibi taşıyor içindekileri;
kiminin rengi solmuş,
kiminin izi hâlâ kanıyor.
Ama hiçbiri çöpe atılamıyor,
çünkü her parça, benliğimin
unutulmaz bir parçası.
Her dikiş koptukça
biraz daha dağılıyorum.
Ama belki de insan,
ruhundaki yırtıklarıyla
kendi haritasını çizer.
Ve ben, böyle eksik kalarak
kendimle tamamlanırım.
Ve anlıyorum ki:
Ben, yamalı bir ruhum işte;
kimse giymek istemez,
kimse üstüne almaz.
Ama ben, kendi derime
mecburen sarınırım.
_________________________________________
“Yaşanmışlıkları yazmak” - Ziyneti İ. Şiirleri
5.0
100% (2)