1
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
58
Okunma
Sır denilen şey karanlıkta doğmaz;
Karanlık, onun sabrıdır sadece.
Her giz, içinde bir açılma taşır
Ve zaman,
O açılmanın ağır ağır yürüyen adıdır.
Sakladığını sandığın hakikat
Yer değiştirmez;
Yalnızca sessizleşir,
Çünkü sesini kısmak
Yok olmak değildir,
Beklemektir.
Bir sır vardır,
Taşır seni farkında olmadan;
Omzunda ağırlık sanırsın
Ama aslında
Açılmak isteyen bir kapıdır,
Seni eğilmeye zorlayan.
Gizlenen şey sabırsızdır,
Çünkü varlık
Görünmeden uzun süre dayanamaz;
Her sır,
Eninde sonunda bir bakış arar
Ve o bakışı bulur.
Derinlik sandığın şey
Çoğu zaman yüzeye en yakın yerdir;
Giz, aşağıda değil,
Görmeye cesaret edemediğin
Tam önündedir.
Suskunluk masum değildir her zaman;
Bazen sır,
Sessizliği bir dil gibi kullanır
Ve konuşmadan
Her şeyi anlatır.
Bir işaret yeter bazen,
Ufak bir çatlak,
Küçük bir sızı;
Sonra saklanan
Kendi yolunu kendisi açar
Ve kimse şaşırmaz.
Sır açılınca dağılmaz,
Parçalanmaz;
Dağılan,
Onu tutmak için harcadığın güçtür
Ve hafiflik,
Tam da orada başlar.
En gizli sandığın şey
En çok görünmek isteyendir;
Çünkü hakikat
Saklanmak için yaratılmamıştır,
Sadece zamanını bekler.
İnkâr,
Sırra karşı açılmış bir savaştır;
Ama her savaş gibi iz bırakır
Ve o iz, seni ele verir.
Bir gün,
“Zaten biliyordum” dersin;
Çünkü sır
Açıldığında yeni değildir,
Sadece
Artık kaçamayacağın kadar yakındır.
Saklamak yorucudur,
Açığa çıkmak değil;
Çünkü giz,
Taşıyana yük olur,
Görünene ise
Hakikat olur.
Her sır görünmeye meyillidir;
Çünkü varlık
Karanlıkta kalmayı sevmez.
Işık gelince
Kaçmaz,
Adını söyler
Ve yerini alır.
HABİB YILDIRIM / BÂİN-İ ADLÎ
(2 Mart 2026)