1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
140
Okunma

Bir Muhsin Yazıcıoğlu vardı, dimdik yürüyen,
Sözünü rüzgâra değil, vicdanına söyleyen.
Kalabalıklar dağılırken bile yalnız kalmayan,
İnandığı yolda yorulsa da geri dönmeyen.
Bir Sinan Ateş vardı, fikrine sahip çıkan,
Sözünü sakınmadan doğrusu neyse onu anlatan.
Başkenttin ortasında bir vakit susturuldu,
Ardında cevap bekleyen sorular, yarım kalan cümleler bırakıldı.
Bir Ahmet Kaya vardı, türkü diye yüreğimizi sızlatan,
Sesinde memleket kokusu, gözlerinde uzak yollar taşıyan.
Hasretini valizine koyup gurbet yollarına düşen,
Memleket özlemiyle sürgünde hayata gözlerini yuman.
Bir Nazım vardı, şiirleriyle sınırları aşan,
Sevdasını kâğıtlara değil insanlığa yazan.
Memleketini rüyalarında koklayan bir sürgün yürekti o da,
Aynı hasretle uzak diyarlarda son nefesini bırakan.
Kimi dağların sessizliğinde ayrıldı aramızdan,
Kimi şehirlerin ortasında zamansız koparıldı hayattan,
Kimi gurbetin soğuk sabahında sustu,
Ama hiçbiri gerçekten gitmedi bu topraklardan.
Muhsin’in adı rüzgârla Keş Dağları’nda dolaşır hâlâ,
Helikopterin düştüğü o beyaz sessizlikte
Yarım kalmış dualar gibi yankılanır hatırası.
Ahmet’in sesi bir kaset gibi dönüp durur içimizde,
“Memleket” dedi mi gözlerimiz uzaklara dalar,
Çünkü bazı şarkılar sadece dinlenmez, yaşanır.
Nazım’ın dizeleri hâlâ kapı aralar umutlara,
Bir ülkeyi sevmek nasıl olur diye sorana
Cevap olur mısraları.
Ve Sinan…
Adı, bir akşam vakti ansızın susan bir cümlenin
Devamı gibi kalır hafızalarda;
Genç bir ömrün ardında bıraktığı tartışmalarla,
Hatırladıkça içi burkulan bir zaman gibi.
Anladık ki bazı insanlar
Sadece yaşayıp gitmez bu dünyadan;
Kimi dava olur, kimi türkü, kimi şiir…
Kimi dağlarda, kimi sürgünde, kimi bir sokak lambasının altında
Ama hepsi aynı yerde yaşar sonunda:
Halkın hafızasında.
Çünkü bedenler toprağa emanet edilir,
Ama fikirler…
Zamana bile boyun eğmez.
#MehmetYETEK
#sabahabirşiirbıraktım
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.