8
Yorum
23
Beğeni
5,0
Puan
199
Okunma
Akşamın mavi gölgesi düşüyor şehre,
tramvaylar geçiyor,
insanlar aceleci,
takvimler sağır.
Ama içimde bir şey var
müfredata uymayan,
saatleri bozan,
yılları üst üste getiren.
Bir sokak lambasının altında duruyorum:
çocukluğum geliyor yanıma,
eli cebinde bir delikanlı geçiyor içimden,
arkasından yaşlılığım
ağır ağır yürüyor.
Üçü de benim,
üçü de aynı sızıda.
Sonra sen görünüyorsun.
Zaman bir anlığına dilsiz.
Bakışın,
bütün çağlarda aynı kelimeyi söyleyen
tek cümle gibi.
Sanki her geçmişte sana rastlamışım,
her gelecekte seni bekliyorum,
şimdi ise
yanından geçmeye cesaret edemiyorum.
Bir sigara yakıyorum,
dumanı yukarı değil,
yılların içine savuruyorum.
Her halka bir anı,
her anı bir ihtimal.
Hayat dediğin
böyle bir şey belki:
yanan bir uç,
sönen bir uç,
arada titreşen bir ışık.
Yürüyoruz.
Kaldırım aynı,
adımlar başka başka çağlardan.
Senin sessizliğin
bana bütün zamanlarda
aynı şeyi fısıldıyor:
“İnsan bir ömür yaşar sanır,
oysa aynı anı
durmadan değiştirerek yaşar.”
Ve ben anlıyorum:
Zaman geçmiyor aslında,
biz içinden geçiyoruz.
Sen yanımdaysan
vakit, sadece bir hayalden ibaret.
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.