9
Yorum
27
Beğeni
5,0
Puan
204
Okunma

Duvarlar ışıksız,
Aynalar keskin.
Yabancı her dokunduğum yüz.
Geceyi gösteriyor zaman.
Saate baktım duvarda;
Bir elli üç olmuş zaman.
Dışarıda hiçbir ses yok.
Umut var etmek istiyorum.
Düşlemekten ötesi olsun artık hayatım.
Bir merhaba,
Belki bir elveda.
Sokaklara gidiyorum, saat ikiyi on geçe.
İki sarhoş geçiyor yanımdan,
Tüm kederlerini unutmuş,
Bağırıyorlar inadına.
Biri sigarasını umarsızca gökyüzüne tüttürüyor,
Üç beş yanık lambalı evlerin tüllerinden bakanlar
Acıyarak bakıyorlar öylece.
Biri en kıymetli varlığını paylaşıyor,
Biri dua göndermiş, hiç istemeden.
Öyle mutlu oluyorum ki
Ben de varmışım birilerinin gönlünde.
Ne mutlu an.
Sonrası ise bir boşluk.
Takılıyorum yakın geçmişe,
Geçemiyorum o dehlizden.
Boğulmaktan ötesi bir şey bu:
Umudun kesildiği an.
Ne yapmalıyım şimdi?
Saatlerin sarkacı durmuş.
Bir deniz kenarında bekleyen sandalla,
Eski bir radyonun eşliğinde
Yakalayabilir miyim o güzel anları?
Dokunduğum tenler hep soğuk.
Aşkı anlatıyorum yenilere.
Eski olmak da zormuş.
Eksik olmak da…
Dünya hâli diyorum soranlara,
Bir de “hayırlısı olsun” diyorum.
Hayırlısı nedir, gerçekten bilmiyorum.
Ama mutlu olmayı da beceremiyorum.
“Manevi iklim,” diyor bir gönül dostu.
İnanmıyorum mu sanıyorlar, acaba?
Özgür olsaydı her şey,
Belki maneviyatla coşardı gönlüm.
Onca yaşanandan sonra,
Belki de inanmaktan değil
Var olmaktan korkmuşumdur.
5.0
100% (15)