Fazla yüz bulan, her dediğini yaptıran aşk bezginlik verir; (ovidius)
Hüma Efkan
Hüma Efkan

BIRAKTIĞIM EL

Yorum

BIRAKTIĞIM EL

( 1 kişi )

3

Yorum

7

Beğeni

5,0

Puan

167

Okunma

BIRAKTIĞIM EL

BIRAKTIĞIM EL

BIRAKTIĞIM EL
(Ayrılık Hikâyesi yüzleşme)

Ekimdi bana geldiği gün.

Çınar yapraklarının sararmaya başladığı, rüzgârın insanın yüzüne serin ama umutlu dokunuşlar bıraktığı bir gün. Yağmur ince ince yağıyor, toprağın kokusu anamın tandırda pişirdiği ekmek kokusu gibi insanın içine işliyordu. O gün sanki şehir de el ayak çekilmiş, bizim buluşmamız için kabuğuna çekilmişti.

Onu ilk gördüğümde kendi kendime yemin etmiştim; “Bu kadın ya kaderim olacak ya da aşka dair en ağır imtihanım.”

Bugün ilk buluşmamız olacak. Uzun bir bekleyişin ardından yavaş adimlarla
yanıma yaklaştı. Üzerinde açık renk bir pardösü vardı. Saçlarının uçları ıslanmıştı. Gözlerinde hem endişeli bir mesafe hem de merak vardı…

“Geç mi kaldım?” diye sordu.

“Hayır,” dedim. “Seni beklemekten şikayetçi değilim.”

Gülümsedi. İşte o an, bir insanın gülüşüyle hayatının nasıl yön değiştirebileceğini öğrenmiş oldum.

O gün uzun uzun konuştuk. Hayallerden, korkulardan, çocukluğumuzdan… Ben kelimeleri seçerek konuşurken o daha bir cesurdu. İçini saklamıyordu.

Bir ara sustu. Gözlerimin içine, kaybolmuşcasına baktı.

“Sana bir şey söyleyeyim mi?” dedi.

“Söyle.”

“Tuttuğun eli bırakırsan, bıraktığın eli bir başkası tutar.” dedi.

Gülümsedim. O cümleyi bir sitem sandım. Hafif bir kadın cümlesi, biraz romantik daha ziyade bir tehdit gibiydi…

Oysa o söylem ileriyi gören bir kehanetti.

Günler haftalara, haftalar aylara dönüştü.

Biz umut ektik. Aynı evin hayalini kurduk. Perdelerin rengine kadar tartıştık. Çocuk isimleri seçtik. Hatta kavga bile ettik; ama hep barışarak sarıldık.

Bir gece omzuma başını koymuştu.

“Beni bırakmayacaksın değil mi?” dedi.

“Ben bırakmam,” dedim. Bunu söylerken kendimden emin, oldukça tereddütsüzdüm.

Ama insan bazen söz verirken, karşıdan kaynaklı kendi zayıflığını hesaba katmıyor.

Zaman değişti.

Ben hayat gailesine gömüldüm. Yorgunluklarım arttı. İçimde adı konulmamış bir huzursuzluk büyümeye başladı. Onun ilgisi bazen bana fazla geliyordu. Onun sevgisi ağırlaşmıştı sanki.

Bir akşam tartıştık.

“Artık eskisi gibi değilsin,” dedi.

“Abartıyorsun,” dedim.

“Hayır. Sen yoksun. Yanımdasın ama yoksun.”

Bu cümle beni kızdırdı. Çünkü doğruydu.

“Belki de çok üstüme geliyorsun,” dedim savunmaya geçerek.

Yüzü düştü.

“Sevmek ne zamandır üstüne gelmek oldu?” dedi.

O gece ilk defa gözlerindeki güvenin çatladığını gördüm.

Yaralar o gün açıldı.

Sinsi yaralar… İçten içe kanayan yaralar.

Ben uzaklaştıkça o daha çok tutundu. O tutundukça ben daha çok kaçtım. Birbirimizi incitmemek için susmaya başladık. Suskunluk, meğer sevgiden daha hızlı büyüyen bir şeymiş.

Bir gün yine aynı cümleyi kurdu.

“Bak,” dedi, “bir gün gerçekten bırakırsan, geri dönüş olmayacak.”

“Bırakmam,” dedim yine.

Ama insan en çok söylediği sözden sınanıyormuş.

Kasım ayıydı gidişi.
Hava soğuktu. Sokak lambaları erken yanıyordu. Evimizin içi sessizdi.

Valizini hazırlamıştı.

“Bu ne?” dedim.

“Gidiyorum,” dedi sakin bir sesle.

“Saçmalama.”

“Saçmalamıyorum. Sen çoktan bıraktın zaten. Ben sadece bıraktığın eli yerden alıyorum.”

Sustum.

Çünkü inkâr edecek gücüm yoktu.

“Kal,” diyemedim.

Bu kelime boğazımda düğümlendi. Gurur mu? Korku mu? Yoksa gerçekten bitmişlik mi, bilmiyorum.

Kapıya yürüdü. Elini kapı koluna koydu. Bir an durdu.

“Son kez soruyorum,” dedi. “Gerçekten elimi tutuyor musun hâlâ?”

O an uzatabilirdim elimi.

Yapmadım.

Kapı kapandı.

İşte o ses, içimde yıllarca yankılandı.

İlk günler cehennem gibiydi.

Her eşya onu hatırlattı. Bardaklar, koltuk, yastık… Hatta banyodaki aynada bile yüzüm yabancıydı.

Kendi kendime konuşmaya başladım:

“Ne yaptın sen?”

“Gerçekten sevmiyor muydun?”

“Yoksa korktun mu?”

Her Kasımda biraz daha eksileceğimi sandım. Her Aralıkta içimde bir boşluk büyüyecek zannettim.

Ama hayat tuhaf.

İnsan sandığından daha dayanıklı olabiliyor muş.

Zaman geçtikçe acı azaldı. Önce sızıya, sonra anıya dönüştü.

Bir sabah uyandım ve fark ettim;
Artık canım yanmıyordu.

Onu düşündüğümde gözlerim dolmuyordu.

Yaralar kapanmıştı.

İyileşmiştim.

Ama…

Bir soru kalmıştı içimde.

Bir gün bir kafede otururken onu uzaktan görür gibi oldum. Kalbim hızlandı. Sonra anladım ki o değildi. Yine de o soru aklıma gelmişti;

“Bıraktığım eli bir başkası tuttu mu?”

Eğer tuttuysa, onu benim tutamadığım kadar sıkı tutuyor mu?

Onu benim koruyamadığım kadar koruyor mu?

Gece üşüdüğünde üstünü örtüyor mu?

Gözlerinin içindeki o kırılganlığı fark ediyor mu?

Ve en önemlisi…

O da bir gün elini bırakacak mı?

Şimdilerde bazen düşünüyorum.

Belki de mesele kimin tuttuğu değil.

Mesele, benim neden bıraktığım.

Çünkü insan, gerçekten sevdiğini bırakmaz.

Ya korkar,
ya yorulur,
ya da kendini o sevgiye layık görmez.

Ben hangisiydim?

Bilmiyorum.

Ama şunu biliyorum;

Ekim umutla gelir.
Kasım hesap sorar.

Ve bir el, eğer bir kez gerçekten bırakılmışsa,
aynı sıcaklıkla bir daha tutulmaz.

&&&&

Ekim’di bana geldiği gün.
Rüzgârın hafifçe estiği,
yağmurların yağdığı,
toprağın umut koktuğu bir Ekim…
Umutlar ekip, aşk yeşertecektik biz.

Geleceği öngörürcesine,
hem bir ihtar hem de sitem gibi:
“Tuttuğun eli bırakırsan,
bıraktığın eli bir başkası tutar,” demişti.

Aradan onca zaman geçti.
Ne yaralar açtı yüreğimde,
tımar edilmeye muhtaç yaralar!
Sinsice sızlatan yaralar…

Tuttuğum eli bıraktım.
Ardına bakmadan çekip gitti.
Kim bilir, belki de çoktan gitmişti;
sadece ben geç fark ettim.

Bir Kasım akşamıydı gidişi.
Birlikte olduğumuz anların,
kapanmayacak yarası olacak. diye düşündüm.
Her Kasımda,
her Aralıkta biraz daha eksileceğimi sandım.

Meğer yanılmışım.
Gittiği gün onu unuttum,
İyileştim ve kapandı yaralarım.
Sadece merak ediyorum:
“Bıraktığım eli bir başkası tuttu mu?”

Efkan ÖTGÜN

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (1)

5.0

100% (1)

Bıraktığım el Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Bıraktığım el şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
BIRAKTIĞIM EL şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Esmer21
Esmer21, @esmer21
14.2.2026 06:36:04
İzmir tren garından mutlu sabahlar diliyorum☕️
Dizeleri okurken acı ama gerçek kendimi buldum
Anılar mutlu kılarken gerçekler 😔
Sahi üstadım gerçekten unutuldu mu sevilen?
Kalimine yüreğine sağlık..,
Romantik.Şair.41
Romantik.Şair.41, @romantik-sair-41
7.2.2026 21:53:51
EMEĞİNİZE YÜREĞİNİZE SAĞLIK ÜSTADIM KALEMİNİZİN MÜREKKEBİ EKSİLMESİN 🖐️ SAYGILARIMLA
D Dinç
D Dinç, @d-din
7.2.2026 18:06:52
5 puan verdi
Değerli hocam; sadece bir ayrılık hikâyesi değil; bir adamın kendi vicdanıyla, kibriyle ve geç kalmışlığıyla girdiği devasa bir hesaplaşma okudum ben. Eser, "gitmek" eyleminden ziyade, "kalırken yok olmanın" sinsi acısını iliklerine kadar hissettiriyor. Hayranlıkla takipteyim. Kaleminiz ve kalbiniz var olsun. Aşk ile eyvallah.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL