0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
58
Okunma
Geceyi içime çektiğim bir vakit,
Suskunluk secdeye durmuşken içimde
Kalbimden bir çatlak sızdı göğe;
Tenim, camdan bir minare kesildi.
Kırıldım ama sesim çoğaldı,
Her parçam bir çağrıya dönüştü;
Rüzgâr adımı bildi artık
Sessizlik beni ezanla andı.
Şeffaftım; saklayacak günahım yoktu
Işık içimden geçip durdu,
Gizlediğim her niyet
Alnımda secde izi oldu.
Gölgem bile eğildi toprağa,
Yüksek olmak değil derdim;
Yıkılsam da çağırayım istedim
Bir tek kalbi bile...
Bedenim taş değil, et değil
Bir davetti kırılgan;
Dokunan anlar beni
Ama sesim kalır zamana.
Gözlerimde eski sabahlar,
Henüz dünya gürültü değilken
Bir çocuk ağlar içimde
Ve Allah’a en yakınken.
Ne rüzgârdan korktum,
Ne çatlamaktan
En çok sustuğumda
Çöktü içimden ezan.
İnsan sanırdı beni,
Ben secdeydim aslında
Her yükselişim,
Bir alçalıştı Hakk’a.
İçimde bir kuş yuva yaptı
Kanadı duaydı,
Uçtukça çoğaldım
Yere bastıkça semaya.
Bir taş değdi kalbime
Çatladım
Ama sesim çoğaldı,
Minare olmanın sırrı bu.
Camdanım, evet
Ama kırılmak çağrıdır
Dağılınca anlaşılan
Birliğin adıdır.
Sonunda şunu bildim
Yüksek olan ben değildim,
Secde eden her yürek
Beni ayakta tutandı.
HABİB YILDIRIM / BÂİN-İ ADLÎ
(4 Ocak 2026)