1
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
103
Okunma
bakınca bir avuç bilye diyoruz buna biz,
bir avuç çocukluk, bir avuç cam kırığı.
oysa takas ediyoruz maviyi, adamlık denen o ağır gölgeyle.
göğün altında duruyoruz, altında ve içinde,
yokluğun beyaz boşluklarına ekliyoruz kendimizi;
gazeteden uçurtmalarla, ilan-ı aşklar ve ölüm haberleriyle.
biz uçuruyoruz, evet, biz uçuruyoruz da
önce gökyüzü okuyor o dilsiz yazıları.
sonra rüzgârın dili sürçüyor —bir akşamüstü oluyor mutlaka—
öfkesinden kâğıtları yırtıyor, cümleleri orta yerinden kırıyor.
ne zaman göğe baksak, bir yağmur başlıyor ama sudan değil;
yırtılan kelimeler, öksüz kalmış harfler yağıyor üstümüze.
sonra durup bakıyoruz ceplerimize,
her şey bitiyor, oyun bitiyor, gök kapanıyor;
cebimizde sadece o altı çizili yalnızlıklar kalıyor.
bir de bilyelerin soğukluğu, o kadar.
hüseyin çomak
5.0
100% (3)