0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
119
Okunma
Kucaklarken hasretini
Hazmedince korku dolu gözlerinde döküldüm
Ayık bir güncedir yadında
Doğasında bir yoldur şiir rızâyken
Ödünsüz bir santraç oyununda k/ayıptır yaradılışından kalma küf tutmuş piyonlarla kesik kesik bir rüya arkası
Pişmânlıktan boğulmuş ruhun kıvrımlarında
Nabzı yıllanmış şarap dökülen
Usumda bir katre zafer türküsüdür
Lâyıkıyla ölmek murattır
tükenmez bir mürekkeble
’bir isyanın gebeliği var düşümde’
Karanlık bir göz neye budamışsa ışığı
Ve aşkının rengini
Mayası aklını yitiren bir sofrada uyumuşsa
Toprak testilerle yarattığım cürüm ile
Yara izleri duruyor hâla kalbimde
Kaygı duyarak düşünüyor aklında üşüyerek
Pencere önünde durağan bir gözyaşıyla
Sırdan utan diye yârim
Tomurcuklar tutuyor yangınları kalbinin kalıntılarında
Meraklıdır gözlerim kulaklarım kadar değil ama aşka
Üşüşen bir kavanoz beklese de yüreğimden askıda bir gönül leşidir mesafelerin sana
İtiraf etmek gibi olmasın
Dikkate alarak bir hafızayı hâfisinde
Gizlemek yani seni
Küfre düşen bir hatırada yüklenmişse zaman
Neye hamiledir kimbilir
Nefes horluyor pencereler
Nefes öksürüyor kapılar
Çivi gibi gönülgâhıma saplı
Yitik bir adım varken kül tutmuş alfabelerde
Soluk almak zordur bilirim seni
Adil bir düzen ile özlemlerde hapis ışığında
Vurgundur kelebekler
Arılara
Ve de serçelere....
Muhafızlar dön bir karanlığa afet
Çarparken gözlerimi bir buse
İlgilidir bir morga kıyafet dikiliyken
Çünki her nefis için beklemekte
Hangi şehir oturmuşsa kalbimizde
Odur tanır bizi nihayet
Tanımak şüpheden daha şiddetliyken
İnat edip fırlamışsa tepede bir köy
Yoksun ve yoktur yanında
Ne ölüm ne de uymayan bir gülüm
Bir masal dökülür dağlardan
Yara dinmez kumaş parçasından
Menekşe gözlü bir hatıradan geriye
Sessiz sessiz
Usulca kalbinden düşen yuva arayışında
Neresiydi evin mahremiyetini bozan
En acısı sana dönerek biz tutmuşsa
Ve de küf tutmaktan daha aciz olmasın diye
Bağışla beni
Dağbaşı analarla yanmış kül gibiyken
Su gibi donmuş duranları uyuyamam sana
Nefes kapıda
Nefes pencerede yine
Işık atık bir ölümlüye aç gözlü....
Ünvan izinde gerek kelimelerin iftira ettiği
Yargılamadan güçsüzlüğü
Tam da aklının sakala bulaştığı anlarda
Heves verir belki korkularıma
Aşka susamış nefrete aç
İlmik ilmik bir sofranın anlamsız laflarıyla ürkek
Fikrin açlığında temel örülür ruh odalarında
Karabasan rüyalarla
Hükmederek şeye ve herşeye
Kendini bulan ebede salıncak örülürken
Sessiz insafiyetine
Acı çekerken zamanın yokluğunda
Teslimiyet gerek belki de sözcük boğuşmalarında
Seyrederek çabayı doygunluğunda mavi gökyüzünde
Günahtır mutlu olan şey
Boyu uzun bir peteği balından rıžâ gelmemişse bir şiirden
Ödünç bir sonsuzluğu doğururken
Korku salıncaktır yaşayanların boynuna
Dönüşmek her ne isterse
Canı çekerken çıkaramadığına g/azapken
Yelken beklerken dal ucunda
Yürümeden cehenneme deli bir su gibi
Mahpuslarda volta
Türkülerde çökmemiş dostlarla
Çiçek mevsimlerinde duman üstü haritalar diyarında
Paramparça olan
Ve
Direnmeye kıvranan aşkın bir kazanç için
Döllenen şarkılar
Rızâ beklenen şiirlerle
Küfür getirirken hasreti demlenmiş suçlarla...
Baş edilmez kolay bir kurgu ile seni çok
Alçalmak yiğittir y/adı yitik olan
Çığlık atan bir gülüş arkasında
Kavgalar eziyet için tutsak olunca
Renk cümbüşü bir çimenlik rüzgarıyla
Haklar bağlanmıştır
Gözler kararsızca
Gönüller kararırken
Dökülüyor artık
Seni göremeyeceğim diye korkarken
Sensizliğin yüzünü sararıyor
Yalan asılı kalınca ağlayıklı pencerelerde
Bir mezarlığa benzetiyorum seni
İçerlenince bir yakıt ile
Keşmekeş bir karanlık sofrası yani
Kadar irin gazap kahvaltısında mola için beklemekte
Anlamadığımı farketmen için dökülüyor kelâm...
Ve anlayabilmek olanaksızken...
Gezgin imgeler ..
5.0
100% (1)